Avrupa’da yaz aylarında yükselen sıcaklıklar ve buna bağlı klima kullanımının artması, ev tipi enerji depolama sistemlerine yönelik ilgiyi artırdı. ABD merkezli Unigrid de bu alanda öne çıkan şirketlerden biri oldu. Elektriğin daha ucuz olduğu saatlerde enerji depolayıp fiyatların yükseldiği dönemlerde kullanılmasını sağlayan 9 kilovat saat kapasiteli ev bataryaları geliştiren şirket, ilk 100 ünitesini Avrupa ülkelerine gönderdi. Şirket, yıl sonuna kadar 1.000 batarya daha sevk etmeyi planlıyor.
Lityum İyon Yerine Sodyum İyon Kullanılıyor
Unigrid’in geliştirdiği sistemlerin en önemli özelliği, geleneksel lityum iyon bataryalar yerine sodyum iyon teknolojisini kullanması.
Sodyum iyon bataryaların daha düşük üretim ve işletme maliyeti sağlayabileceği, ayrıca yangın riskinin daha düşük olduğu belirtiliyor. Teknolojinin eksi 40 dereceye kadar düşük sıcaklıklarda çalışabilmesi de öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor.
Bununla birlikte sodyum iyon bataryaların hangi tasarımlarla daha güvenli ve verimli hale getirilebileceğine ilişkin sektör içindeki tartışmalar devam ediyor.
Sodyum İyon Üretiminde Çin Önde
Sodyum iyon batarya üretiminde Çin dünya genelinde lider konumda bulunuyor. ABD’de faaliyet gösteren bazı şirketler de geliştirdikleri sistemlerde şimdilik Çin’de üretilen hücrelerden yararlanıyor.
Teknolojinin ABD açısından dikkat çeken yönlerinden biri ise bataryaların tamamen ülke içinden temin edilen malzemelerle üretilebilme potansiyeli. Bu durum, tedarik zincirinde Çin’in ağırlığının bulunduğu lityum iyon bataryalara alternatif oluşturma ihtimalini gündeme getiriyor.
Maliyetlerin Düşürülmesi Hedefleniyor
Sodyum iyon teknolojisinin öne çıkan vaatlerinden biri de maliyet avantajı. Geçen aralık ayında LFP tipi lityum iyon bataryaların maliyeti kilovatsaat başına yaklaşık 81 dolar seviyesindeyken, Unigrid’in sodyum iyon hücrelerinde bu rakam yaklaşık 100 dolar olarak hesaplandı.
Sektörde bazı şirketler, teknolojinin gelişmesiyle maliyetlerin ilerleyen dönemde 30 dolar/kWh seviyesine kadar gerileyebileceğini öngörüyor. Ancak analistler, söz konusu seviyelere ulaşılmasının uzun yıllar sürebileceğine dikkat çekiyor.
Ev Ve Şebeke Depolamasına Daha Uygun
Sodyum iyon bataryaların lityum iyon teknolojisine kıyasla daha düşük enerji yoğunluğuna sahip olması önemli dezavantajlardan biri olarak gösteriliyor. Aynı miktarda enerjinin depolanması için daha büyük ve ağır bataryalara ihtiyaç duyulabiliyor.
Bu nedenle sodyum iyon teknolojisinin akıllı telefonlar gibi küçük elektronik cihazlardan çok ev tipi sistemlerde, elektrik şebekelerinde ve büyük ölçekli enerji depolama tesislerinde yaygınlaşması bekleniyor.
ABD’li Şirketlerden Yeni Yatırım Hamleleri
ABD merkezli şirketler de sodyum iyon batarya alanındaki çalışmalarını hızlandırıyor. Seattle merkezli Emerald Battery Labs, gelecekte sodyum iyon bataryaların pazarın yüzde 80’ine kadarını oluşturabileceğini öngörüyor ve ABD’de üretilecek sistemler için yeni anot teknolojileri geliştirmeyi hedefliyor.
Peak Energy ise General Motors ile işbirliği yaparak büyük ölçekli enerji depolama sistemlerine yönelik ABD merkezli bir sodyum iyon tedarik zinciri oluşturmayı planlıyor. Şirketin hedefleri arasında 2028 sonuna kadar ABD’de üretim kapasitesi oluşturmak bulunuyor.
Veri Merkezleri İçin Yeni Kullanım Alanı
Hızla büyüyen veri merkezi yatırımları da sodyum iyon bataryalar için yeni bir pazar oluşturabilir. Teknolojinin yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektriği depolayarak ihtiyaç halinde veri merkezlerine aktarılması amacıyla kullanılması değerlendiriliyor.
Sodyum iyon sistemlerin daha düşük soğutma ihtiyacının bulunması halinde, veri merkezlerinde enerji depolama maliyetlerinin lityum iyon sistemlere kıyasla azaltılabileceği belirtiliyor.
Bataryaların Güvenliği Tartışılıyor
Sodyum iyon teknolojisinin lityum iyon bataryalara göre daha güvenli olduğu belirtilse de teknolojiye ilişkin bazı güvenlik tartışmaları devam ediyor. Unigrid’in sistemlerinde kullanılan krom-3 maddesinin belirli koşullarda toksik ve kanserojen özellik taşıyan krom-6’ya dönüşebileceği yönündeki iddialar uzmanların dikkatini çekiyor.
Unigrid ise gerçekleştirdiği güvenlik testlerinde krom-6 oluşumuna rastlanmadığını ve geliştirdiği bataryaların Avrupa’daki gerekli sertifikasyon süreçlerinden geçtiğini belirtiyor.