Binlerce yıllık devlet ve medeniyet geçmişine sahip Özbekistan, bağımsızlığını ilan ettiği 31 Ağustos 1991’den bu yana siyasi, ekonomik ve diplomatik alanlarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçti. Sovyetler Birliği döneminde büyük ölçüde pamuk üretimine dayanan ekonomi, bağımsızlık sonrasında farklı sektörlerin geliştirilmesiyle çeşitlendirilirken, 2016’dan sonra uygulanan reformlarla ülkenin dışa açıklığı ve yatırım kapasitesi de arttı.
Yüksek Konsey tarafından 31 Ağustos 1991’de Devlet Bağımsızlığı Yasası’nın kabul edilmesiyle başlayan süreçte 1 Eylül, Bağımsızlık Günü olarak ilan edildi. Timurlular, Harzemşahlar, Şeybaniler ve Babürlüler gibi önemli devletlere ev sahipliği yapan ülke, aynı zamanda Buhara Emirliği ile Kokand ve Hive hanlıklarının merkezi olarak da bölgenin tarihindeki önemli konumunu korudu.
Ekonomi Pamuktan Çeşitli Üretim Alanlarına Kaydı
Bağımsızlığın ilk döneminde Cumhurbaşkanı İslam Kerimov yönetiminde daha kapalı ekonomik politikalar izleyen Özbekistan, üretim yapısını zamanla çeşitlendirmeye başladı.
Tarım ve geleneksel sanayinin yanı sıra otomotiv, elektronik, tekstil, konfeksiyon, gıda, ilaç, kimya, metal, makine, seramik ve madencilik gibi sektörlerde üretim kapasitesi geliştirildi.
Ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası 1990’da yaklaşık 17,7 milyar dolar seviyesindeyken 2025’te 147 milyar dolara yükseldi. Son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 6-8 büyüme kaydeden Özbekistan, 2026 yılı sonunda GSYH’sini 180 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.
Mirziyoyev Dönemiyle Reform Süreci Hızlandı
İslam Kerimov’un 2016’da hayatını kaybetmesinin ardından cumhurbaşkanı seçilen Şevket Mirziyoyev, ülkenin ekonomik ve dış politika yaklaşımında yeni bir dönem başlattı.
Ekonomik reformların yanı sıra komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesine yönelik adımlar atan Mirziyoyev yönetimi, sınır sorunları ve bölgesel meselelerin çözümüne yönelik girişimleri artırdı. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve turizmin geliştirilmesi de reform sürecinin önemli başlıkları arasında yer aldı.
Özbekistan, Türk dünyasıyla ilişkilerini de bu dönemde güçlendirdi. Ülke, 2001’den sonra ilk kez 2018’de cumhurbaşkanı düzeyinde Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi’ne katılırken, 2019’da Türk Konseyi’ne üye oldu. Ayrıca Orta Asya Devlet Başkanları İstişare Konseyi’nin oluşturulmasına öncülük etti.
Turizm Ve Yabancı Yatırımda Büyük Artış
Ekonomik açılım politikaları turizm sektöründe de etkisini gösterdi. Taşkent, Semerkant, Buhara, Hive, Kokand, Şehrisebz ve Margilan gibi tarihi şehirleri bulunan Özbekistan, vize kolaylıkları ve tanıtım faaliyetleriyle turist sayısını önemli ölçüde artırdı.
2016’da yaklaşık 2 milyon turist ağırlayan ülke, 2025’te 11,7 milyonun üzerinde ziyaretçiye ulaştı. Turist sayısının 2026 sonunda 16 milyona yükselmesi bekleniyor.
Yabancı yatırımlarda da benzer bir yükseliş yaşandı. 2016’da yaklaşık 4 milyar dolar seviyesinde bulunan yabancı yatırım miktarı, 2025’te 43,1 milyar dolara çıktı. Özbekistan yönetimi önümüzdeki yıllarda 450 milyar dolar yabancı yatırım çekmeyi ve 2030’da 300 milyar dolarlık GSYH’ye ulaşmayı hedefliyor.
Türkiye İle İlişkiler Stratejik Ortaklığa Taşındı
Türkiye, Özbekistan’ın bağımsızlığını 16 Aralık 1991’de tanıyan ilk ülke oldu. İki ülke arasında diplomatik ilişkiler 4 Mart 1992’de kurulurken, Türkiye Taşkent’te büyükelçilik açan ilk ülke olarak aynı yıl diplomatik temsilciliğini faaliyete geçirdi.
Bağımsızlığın ilk 25 yılında çeşitli nedenlerle dalgalı seyreden ilişkiler, 2016 sonrasında yeniden ivme kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kasım 2016’da Semerkant’a gerçekleştirdiği ziyaret ve Mirziyoyev ile görüşmesi, iki ülke ilişkilerinde yeni dönemin başlangıcı oldu.
Mirziyoyev’in Ekim 2017’de Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından ilişkiler stratejik ortaklık seviyesine yükseltildi. 2018’de iki ülke liderlerinin başkanlığında Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oluşturuldu.
Konseyin dördüncü toplantısı Ocak 2026’da Ankara’da gerçekleştirilirken, ekonomik ve siyasi işbirliğinin kapsamının genişletilmesi yönündeki çalışmalar da sürdürüldü.
Ticaret Hacmi 3 Milyar Doları Aştı
Türkiye ile Özbekistan arasındaki ticari ilişkiler de 2016 sonrasında önemli ölçüde gelişti. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2016’da 1 milyar 242 milyon dolar seviyesindeyken, 2025’te 3 milyar doların üzerine çıktı.
Taraflar ticaret hacmini kısa vadede 5 milyar dolara, uzun vadede ise 10 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor. Türkiye, Özbekistan’ın dış ticaretinde yüzde 5 payla dördüncü sıradaki ticari ortak konumunda bulunuyor.
Ulaşım alanındaki bağlantılar da güçlenirken, iki ülke arasındaki tarifeli uçuş sayısı 2016’ya kadar haftada 5 seviyesindeyken bugün 100’ün üzerine çıktı.
Eğitim Alanında Yeni Ortaklıklar Kuruldu
İki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi eğitim ve kültür alanındaki işbirliklerine de yansıdı. 2025 yılında Taşkent’teki Alişir Nevai Üniversitesi bünyesinde Yunus Emre Enstitüsü faaliyetlerine başladı.
Ayrıca Türkiye ve Özbekistan’daki üniversitelerin işbirliğiyle Taşkent’te Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi kuruldu. Bu gelişmeler, iki ülke arasındaki akademik ve kültürel bağların daha da güçlendirilmesine yönelik adımlar arasında yer aldı.
2030 Hedefi 300 Milyar Dolarlık Ekonomi
Özbekistan, 35 yıllık bağımsızlık sürecinin ardından ekonomik büyümesini sürdürürken yabancı yatırımları artırmayı, turizm gelirlerini yükseltmeyi ve üretim kapasitesini genişletmeyi hedefliyor.
Ülke yönetiminin 2030 için belirlediği 300 milyar dolarlık GSYH hedefi, ekonomik dönüşüm programının temel göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Özbekistan’ın önümüzdeki dönemde reformları, bölgesel işbirliğini ve Türkiye başta olmak üzere uluslararası ortaklıklarını güçlendirerek bu hedefe ulaşmaya çalışması bekleniyor.