Türkiye’de demiryolu ulaşımının temelleri Osmanlı döneminde atılırken, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yerli mühendis ve işçilerin katkısıyla demiryolu ağının genişletilmesi için önemli adımlar atıldı. Sultan Abdülaziz döneminde başlayan demiryolu yatırımları, Sultan II. Abdülhamit döneminde yeni hatlarla sürdürülürken, Cumhuriyet döneminde TCDD çatısı altında devam etti. 2009’da başlayan Yüksek Hızlı Tren (YHT) seferleri ise demiryolu ulaşımında yeni bir dönemin kapısını açtı.
İlk Demiryolu Hatları Osmanlı Döneminde Açıldı
Dünyada demiryolu ulaşımı 1830 yılında İngiltere’de kullanılmaya başlandı. Avrupa’da hızla yaygınlaşan demiryolu yatırımları, Osmanlı Devleti’nin de gündemine girdi. Osmanlı topraklarındaki ilk demiryolu hattı, 1851’de Kahire ile İskenderiye arasında hizmete açıldı. Anadolu topraklarında ise 1856’da yapımına başlanan ve 10 yıl sonra işletmeye alınan İzmir-Aydın Demiryolu hattı ilk örnek oldu.
Sultan Abdülaziz döneminde İstanbul’da da yeni bir demiryolu projesi hazırlandı. Topkapı Sarayı çevresinden başlayarak o dönemde İstanbul’un uzak yerleşimlerinden biri olan Halkalı’ya uzanması planlanan hattın inşası hızla ilerliyordu. Ancak güzergâhın saray bahçesinden geçmesi gerekiyordu.
Demiryollarının ülkeye sağlayacağı faydaların farkında olan Sultan Abdülaziz’in, izin talebi üzerine “Memleketime demiryolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin” dediği aktarılıyor. Bu yaklaşım, Osmanlı yönetiminin demiryolu yatırımlarına verdiği önemin simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Abdülaziz Ve Abdülhamit Dönemlerinde Demiryolu Ağları Genişledi
Osmanlı Devleti’nde demiryolu yatırımları, Anadolu ve Rumeli’de yeni hatların inşasıyla devam etti. 1873’te 99 kilometrelik Haydarpaşa-İzmit hattı hizmete açılırken, Rumeli Demiryolları’nın Sofya’ya kadar uzanan bölümü 1874’te tamamlandı.
1875 yılında Taksim ile Tünel arasında hizmete giren yeraltı demiryolu da İstanbul’un ulaşım tarihinde önemli bir yer edindi. Hat, 1910’da elektrikli sisteme geçti.
Sultan Abdülaziz’in ardından demiryolu politikasını sürdüren Sultan II. Abdülhamit döneminde, Rumeli Demiryolları 1888’de tamamlandı. Böylece Berlin, Paris ve Viyana gibi Avrupa başkentleri ile İstanbul arasındaki demiryolu bağlantısı güçlendi.
Bu dönemin en kapsamlı projelerinden biri de Bağdat ve Hicaz demiryolları oldu. İstanbul’u Şam, Kudüs ve kutsal topraklara bağlaması hedeflenen Hicaz Demiryolu projesi, Osmanlı’nın ulaşım politikasında stratejik bir konum kazandı. Hat, 1909’da hayata geçirilen çalışmaların ardından 1918’e kadar işletildi.
Cumhuriyet Döneminde Demiryolları Yerli Emekle İnşa Edildi
Osmanlı döneminde temelleri atılan demiryolu politikası, Cumhuriyet’in ilanından sonra da sürdürüldü. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Samsun-Sivas demiryolu hattının yapımı Fransız bir şirkete ihale edildi. Ancak şirketin sözleşme koşullarını yerine getirememesi üzerine anlaşma feshedildi ve hattın Türk mühendisler ile işçiler tarafından inşa edilmesine karar verildi.
Dönemin önemli iş insanlarından Nuri Demirağ, demiryolu yapım çalışmalarını üstlenerek Türkiye’nin ilk demiryolu müteahhitleri arasında yer aldı. Zorlu coğrafi koşullara rağmen sürdürülen çalışmalarda, özellikle sarp kayalıkların bulunduğu kesimlerde tüneller açılarak demiryolu hattı ilerletildi.
Nuri Demirağ, Samsun’dan başlayan hattın yanı sıra Fevzipaşa-Diyarbakır, Afyon-Antalya, Sivas-Erzurum ve Irmak-Filyos gibi güzergâhlarda da demiryolu yapım çalışmalarına katkı sağladı. Demirağ’ın toplamda 1.174 kilometrelik demiryolu hattının inşasında görev aldığı belirtiliyor. Soyadının da bu çalışmalardan geldiği ifade ediliyor.
Demiryolları TCDD Çatısı Altında Toplandı
1934 yılına gelindiğinde demiryollarının işletilmesi Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) çatısı altında birleştirildi. Böylece ülkedeki demiryolu ağının işletilmesi tek kurum bünyesinde yürütülmeye başlandı.
Demiryolları, uzun yıllar boyunca şehirler ve bölgeler arasında ulaşımın sağlanmasında önemli rol oynadı. Yolcu taşımacılığının yanı sıra yük taşımacılığı açısından da stratejik önem taşıyan hatlar, Türkiye’nin ulaşım altyapısının gelişimine katkıda bulundu.
Yüksek Hızlı Trenle Yeni Bir Dönem Başladı
Türkiye’de demiryolu yatırımları, 2009 yılında Yüksek Hızlı Tren seferlerinin başlamasıyla yeni bir aşamaya geçti. İlk YHT seferi Ankara ile Eskişehir arasında gerçekleştirildi. Ardından Ankara-Konya hattı hizmete açıldı ve yüksek hızlı tren ağı genişlemeye başladı.
İlerleyen yıllarda İstanbul-Ankara, İstanbul-Konya ve Konya-Karaman gibi hatlar işletmeye alındı. YHT seferleri sayesinde çok sayıda yolcu, şehirler arasında daha hızlı ve konforlu seyahat etme imkânına kavuştu. Ankara üzerinden Yozgat ve Sivas’a uzanan bağlantılar da yüksek hızlı tren ağının kapsamını genişletti.
Son dönemde devam eden projelerle Türkiye’nin demiryolu altyapısının geliştirilmesi hedefleniyor. İstanbul-Edirne Yüksek Hızlı Tren hattının Çerkezköy-Edirne kesimi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle hizmete alındı.
Demiryolu Yatırımları Geleceğe Uzanan Bir Miras
Osmanlı döneminde başlayan demiryolu yatırımları, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yerli mühendis ve işçilerin emeğiyle gelişti. TCDD’nin kurulmasıyla kurumsal bir yapıya kavuşan demiryolu ulaşımı, yüksek hızlı tren projeleriyle günümüzde de büyümeyi sürdürüyor.
Sultan Abdülaziz döneminde demiryollarına verilen önemle başlayan süreç, Nuri Demirağ gibi isimlerin katkıları ve modern demiryolu projeleriyle farklı aşamalardan geçti. Türkiye, geçmişten gelen demiryolu birikimini yeni yatırımlarla ileriye taşımayı ve demir yolu ağını ülkenin dört bir yanına ulaştırmayı hedefliyor.