Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Kasap, İstanbul Arel Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “II. Uluslararası İletişim, Teknoloji, Sanat ve Tasarım Kongresi”ne davetli konuşmacı olarak katıldı. ABD sinemasının özellikle savaş filmleri üzerinden küresel algıyı nasıl etkilediğini değerlendiren Kasap, Hollywood’un kültürel ve siyasal gücüne dikkat çekti.
“Dijital Tufan” temasıyla gerçekleştirilen kongre, farklı ülkelerden akademisyenleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Hollanda, İsveç, İngiltere ve İspanya’dan katılımcıların da yer aldığı etkinlikte yapay zeka, dezenformasyon, dijital mahremiyet, medya etiği ve iletişim teknolojilerinin toplumsal etkileri ele alındı. Kongre, farklı akademik yaklaşımların paylaşılması ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturdu.
Akademisyenler Ve Sektör Temsilcileri Bir Araya Geldi
İstanbul Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Yıldız başkanlığında gerçekleştirilen açılış oturumunda, iletişim ve medya alanında çalışmalarıyla öne çıkan isimler yer aldı. Oturuma Prof. Dr. Fevzi Kasap’ın yanı sıra Prof. Dr. Haluk Şahin, Prof. Dr. Peyami Çelikcan, Prof. Dr. Yalçın Kırdar ve Prof. Dr. Zakircan Meşrebov katıldı. Yönetmen ve dijital içerik üreticisi İlker Canikligil de oturumda yer alan isimler arasında bulundu.
Hollywood’un Savaş Filmleriyle Kurduğu Algı Ele Alındı
“Perdenin Ardındaki Güç: ABD Sinemasında Algı Yönetimi, Propaganda ve Küresel Hegemonya” başlıklı konuşmasında Prof. Dr. Kasap, Hollywood’un yalnızca bir eğlence sektörü olmadığını, uluslararası kamuoyunun düşünce biçimlerini ve algılarını etkileyebilen güçlü bir araç olarak işlev gördüğünü anlattı.
Savaş filmlerinin kahramanlık, düşmanlık, güvenlik ve askeri müdahale gibi kavramları belirli anlatılar çerçevesinde yeniden şekillendirdiğini belirten Kasap, sinemanın savaşlara ilişkin toplumsal bakışın oluşmasındaki rolünü değerlendirdi.
Vietnam Savaşı’ndan Körfez Savaşı’na, oradan 11 Eylül sonrasına uzanan dönemi “Yeşil Bereliler”, “Kıyamet”, “Müfreze”, “Rambo 2”, “Keskin Nişancı” ve “Yeşil Bölge” filmleri üzerinden inceleyen Kasap, savaşın beyaz perdede nasıl temsil edildiğine ilişkin örnekler paylaştı. Bazı yapımlarda Amerikan askerlerinin kahraman ve kurtarıcı kimliğiyle öne çıkarıldığını, buna karşılık sivil kayıpların ve savaşın toplumlar üzerindeki yıkıcı etkilerinin geri planda kalabildiğini ifade etti.
Kültürel Hegemonya Ve Yumuşak Güç Kavramlarına Dikkat Çekti
Kasap, değerlendirmelerinde Antonio Gramsci’nin kültürel hegemonya, Joseph Nye’ın yumuşak güç, Edward Said’in Oryantalizm ve Jean Baudrillard’ın hipergerçeklik yaklaşımlarından yararlandı. Hollywood’un tek yönlü bir propaganda mekanizması olarak ele alınamayacağını vurgulayan Kasap, savaş politikalarını sorgulayan ve eleştirel bakış sunan filmlerin de aynı endüstri içerisinde üretildiğine işaret etti.
Sinemanın izleyici üzerindeki görünmeyen etkisine dikkat çekerek konuşmasını tamamlayan Prof. Dr. Kasap, “Perdenin ardındaki asıl güç, izleyiciye gösterilen görüntülerden çok, gizlenen gerçeklerde ve bu gerçeklerin yerine inşa edilen hipergerçeklikte saklıdır” ifadelerini kullandı.