Uluslararası demiryolu lojistiği alanında faaliyet gösteren Pasifik Eurasia, stratejik öneme sahip “Orta Koridor” güzergahında demiryolu taşımacılığını canlandırmak amacıyla Çin Devlet Demiryolu Şirketi China Railway ile önemli bir stratejik mutabakata vardı. Bu anlaşma, küresel ticaret yollarında Türkiye’nin konumunu güçlendirme ve Orta Koridor’un potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarma açısından tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.
Zirve Görüşmesi Pekin’de Gerçekleşti
Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Pasifik Eurasia Lojistik yöneticileriyle birlikte, 23 Mayıs 2025 tarihinde Çin’in başkenti Pekin’de China State Railway Group Başkanı Song Xiude ve yöneticileriyle bir araya gelerek kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Çin temasları kapsamında diplomatik düzeyde organize edilen bu görüşmede taraflar, Kuşak Yol Girişimi’nin önemli bir parçası olan Orta Koridor’da demiryolu taşımacılığının gerçek potansiyeline ulaşması için işbirliği yapma konusunda anlaştı.
Pasifik Holding’in Uluslararası Vizyonu
Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Pasifik Eurasia’nın uluslararası ve bölgesel faaliyetleri, Avrasya ülkeleri ve Çin’deki taşımacılık işbirlikleri ve Orta Koridor vizyonuna dair Anadolu Ajansı’na (AA) değerlendirmelerde bulundu.
Pasifik Holding’in bünyesinde 4 ana sektörde 55 şirketi ve 2 bin 500 çalışanı bulunan geniş bir iş grubu olduğunu ifade eden Erdoğan, lojistik ve uluslararası ticaretin yanında teknoloji, gayrimenkul ve inşaat ile enerji alanlarında da faaliyet gösterdiklerini anımsattı.
Pasifik Eurasia’nın 2019’da kurulduğunu ve kısa sürede büyük mesafe kat ettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: “Türkiye’nin uluslararası demiryolu lojistiğini oluşturan ve sürdüren lider şirketiyiz. Bugün itibarıyla Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’ndaki taşımaların yüzde 95’ini Pasifik Eurasia gerçekleştiriyor.“
Erdoğan, 2017’de hizmete açılmasına rağmen ilk etapta etkin kullanılamayan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’na odaklandıklarını, bu hattın canlanmasında öncü rol oynadıklarını, Türkiye’nin jeostratejik ve jeoekonomik avantajlarını kullanarak, ulusal siyasi ve ekonomik faydayı merkeze alan bir perspektifle hareket ettiklerini dile getirdi.
“Orta Koridor Her Zaman Bizim Birinci Gündemimiz Oldu”
Erdoğan, şirket olarak Çin’deki faaliyetlerini her zaman Orta Koridor vizyonuyla şekillendirdiklerini belirterek, “Orta Koridor’un sonunda büyük bir iş hacmine dönüşeceğini en başından beri öngördük. Orta Koridor her zaman bizim birinci gündemimiz oldu” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin Doğu-Batı ve Kuzey-Güney arasında stratejik bir konumda yer aldığını ve bu avantajın lojistik merkez olma potansiyelini artırdığını vurgulayan Erdoğan, devletin bu alandaki altyapı desteğini özel sektörün girişimciliğiyle birleştirmenin önemine dikkat çekti.
Şirketin kurulduğu 2019’dan bugüne uluslararası demiryolu taşımacılığı alanında faaliyet yürüttüğünü belirten Erdoğan, Çin’den Türkiye’ye ilk blok tren, Türkiye’den Çin’e ilk ihracat treni, Çin-Avrupa arasında Orta Koridor’dan ilk blok tren gibi birçok ilke imza attıktan sonra tam da bu çalışmalarının meyve vermesini bekledikleri bir dönemde Kovid-19 salgınının araya girdiğini ve faaliyetlerinin sekteye uğramasına sebep olduğunu dile getirdi.
Orta Koridor’un Potansiyeli ve Kuzey Koridoru ile Kıyaslama
Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin bu ülkenin uluslararası stratejisi açısından büyük önemi olduğunun altını çizen Erdoğan, büyük bir üretici ülke olarak Çin’in karşılaşabileceği en büyük riskin imal ettiği ürünleri uluslararası pazarlara ulaştıramaması olduğunu belirtti. Bu yüzden uzun mesafede deniz taşımacılığına göre daha masraflı olmasına karşın Kuşak Yol Girişimi’nin kara ayağı üzerinde demiryolu taşımacılığına büyük yatırımlar yaptığını ve büyük sübvansiyonlar sağladığını kaydetti.
Erdoğan, Kuşak Yol Girişimi kapsamında Çin’den çıkıp Rusya üzerinden Avrupa’ya ulaşan, “Kuzey Koridoru” olarak adlandırılan güzergahtaki hatlarda, projenin başlangıcı olan 2013’ten bu yana büyük bir gelişme kaydedildiğinin altını çizdi. Kuzey Koridoru’nda bugün itibarıyla yılda 20 bin yük treni seferi yapıldığını ve yaklaşık 2 milyon TEU konteyner taşındığını kaydeden Erdoğan, Orta Koridor’da yapılan sefer sayısının yılda 300 treni ancak bulduğuna dikkati çekerek, burada halen gerçekleşmeyi bekleyen büyük bir potansiyel bulunduğunu vurguladı.
“Orta Koridor Türkiye’nin Projesi Olmalı”
Orta Koridor’un gerçekten bir koridor olması ve büyük ölçekli bir akış yaratabilmesi için Türkiye parkurunun kullanılmasının şart olduğunun altını çizen Erdoğan, “Bizce Orta Koridor, bir tarafında Türkiye, bir tarafında Çin olan bir koridor olmak zorunda. Kuşak ve Yol Girişimi Çin’in projesi, bu girişimin önemli bir parçası olan Orta Koridor da Türkiye’nin projesi olmalı. Orta Koridor, Kuzey Koridoru gibi bir koridor olacaksa bu ancak Türkiye üzerinden olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, şirket olarak, bu doğrultuda, Orta Koridor’un Türkiye üzerinden oluşması gerektiğini önce Türkiye’de devlet yetkililerine anlattıklarını ve gereken desteği aldıklarını, ardından güzergah üzerinde yer alan Orta Asya ülkeleri ve Çin’deki devlet kurumları, demiryolu otoriteleri ve özel sektör temsilcileriyle ilişkiler kurarak güven tesis ettiklerini anlattı.
Orta Koridor’un Türkiye olmadan gelişmeyeceğini Çinli muhataplarına anlatmak için de uzun zamandır temaslar yürüttüklerini aktaran Erdoğan, bunun sonucu olarak Çin’in demiryolu şirketi China Railway’in Başkanı ve yetkililerinin önceki hafta Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve sonrasında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu’nun Çin’i ziyareti çerçevesinde Pekin’de şirket yetkilileriyle Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt’un da katıldığı bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirtti.
Erdoğan, China State Railway Group Başkanı Song ile görüşmelerinde, Orta Koridor’da halihazırda taşınan yük miktarının çok sınırlı olduğunu, ancak Türkiye’nin demiryolu altyapısı ve ulaştırma potansiyeliyle bir koridor hacmine ulaşabileceğinin altını çizdiklerini ifade etti. Çinli muhataplarının da kendileriyle bu konuda hemfikir olduğunu ve işbirliğinin geliştirilmesinde mutabık kalındığını kaydeden Erdoğan, Çin tarafının da Orta Koridor’un bir alternatiften öte bir zaruret olduğunu teyit ettiklerini aktardı.
“Yol, Medeniyettir, Yol Varsa İlişki Var Demektir”
Erdoğan, China Railway ile gerçekleştirilen mutabakatın, Orta Koridor’un gelişimi açısından çok önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, Kuzey Koridoru’nda olduğu gibi Orta Koridor’un da zamanla teşviklerle büyüyeceğini öngördüklerini belirtti.
Kuzey Koridoru’nun ilk aşamalarında benzer kapasite eksikliği sorunları yaşandığını ancak desteklerle bugünkü seviyesine ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, Çinlilerin Orta Koridor’un da aynı şekilde zamanla hacim kazanacağını ve akışkan hale geleceğini öngördüklerini dile getirdiklerini aktardı.
Erdoğan, China Railway’in Orta Koridor’a ve özelde de Türkiye Parkuru’na Kuzey Koridoru ile rekabet edilebilecek seviyede teşvikler açıklamasının ve bunu platformlarında yayınlayacak olmalarının hattın gelişimi açısından büyük bir ivmelenmeye sebep olacağını ifade etti.
Orta Koridor ve Türkiye parkurunu geliştirecek orta ve uzun vadeli projelerin halen gündemde olduğuna işaret eden Erdoğan, Bakü ve Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye alternatif bir rota açacak Zengezur Koridoru, Türkiye ile Basra Körfezi arasındaki Kalkınma Yolu ve Türkiye ile Avrupa arasından 3. Köprü’den yeni bir bağlantı oluşturacak Kuzey Marmara Demiryolu gibi projelerin demiryolu taşımacılığı için ilave kapasiteler yaratacağını vurguladı.
Erdoğan, Türkiye geçişli Orta Koridor’un, Çin’e yalnızca Avrupa’ya değil, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar olan yükselen pazarlara da erişim imkanı sağlayacağını, Türkiye’yi ise yalnızca dünyanın en büyük ekonomisi olma yolundaki Çin ile değil güzergah üzerindeki kardeş ülkelerle de bağlantılandıracağını söyledi.
Orta Koridor’un yalnızca ekonomik bir proje olmadığına aynı zamanda bir “barış koridoru” oluşturacağına işaret eden Erdoğan, “Yol, medeniyettir, yol varsa ilişki var demektir” şeklinde konuştu. Bu mutabakatın, küresel ticarette yeni bir denge ve işbirliği dönemi başlatma potansiyeli taşıdığı açık.