Menopozda Hormon Tedavisi Tek Seçenek Değil

Menopozda Hormon Tedavisi Tek Seçenek Değil - RayHaber
Menopozda Hormon Tedavisi Tek Seçenek Değil - RayHaber

Teknolojik ve tıbbi gelişmelere paralel olarak dünya genelinde ortalama yaşam süresi hızla uzuyor. Bu durum, kadın sağlığında menopoz sonrası (postmenopozal) dönemin süresini de kayda değer oranda artırmış durumda. Kadın ömrünün neredeyse üçte birinin geçtiği bu dönemin niteliği, tıp dünyasını da menopoz yönetim kriterlerini güncellemeye zorluyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, geçmiş yıllardaki kalıplaşmış ezberlerin aksine, modern menopoz yönetiminde artık en kritik unsurun “Zamanlama Hipotezi” olduğunu vurguluyor.

Küresel kılavuzların artık her hastaya standart bir şablon uygulamak yerine, kadının yaşına ve menopoz süresine göre planlanan ‘bireyselleştirilmiş modern tedavi’ anlayışını öne çıkardığını söyleyen Op. Dr. Gültekin Koçun, hormon tedavisinin tek seçenek olmadığının altını çiziyor. Koçun, “Hormon tedavisi istemeyen ya da kullanamayan hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri, bitkisel destekler ve bazı tıbbi alternatiflerle de son derece etkili sonuçlar alınabiliyor” diyerek sürecin doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekiyor.

20 YILLIK BÜYÜK KORKU VE GÜNCELLENEN YAKLAŞIM

Dünya genelinde 45-55 yaş, Türkiye’de ise ortalama 47-49 yaş aralığında başlayan menopoz, bir hastalık değil; üreme sonrası döneme geçişi temsil eden tamamen doğal bir biyolojik süreçtir. Ancak bu dönemde östrojen ve progesteron hormonlarının azalması; kemik erimesinden kalp sağlığına, uyku bozukluklarından metabolik değişimlere kadar pek çok hayati sistemi doğrudan etkileyebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, menopoz semptomlarının yönetiminde tıp dünyasının 1960’lardan günümüze büyük bir evrim geçirdiğini ifade ederek tarihi süreci şu sözlerle özetliyor:

“Hormon tedavisine yaklaşım, 1960’lardan beri çok büyük dalgalanmalar gösterdi. İlk yıllarda adeta bir ‘gençlik iksiri’ gibi görülen bu tedaviler, 2002 yılında yayımlanan büyük bir araştırma (WHI) sonrası ciddi bir kanser ve kalp krizi korkusuna yol açtı. O dönem dünya genelinde büyük bir panik yaşandı, milyonlarca kadın tedaviyi bıraktı ve hekimler hormon reçete etmekten kaçındı. Ancak günümüzde bu veriler yeniden incelendiğinde, söz konusu risklerin sadece 60 yaş üstü veya menopozun üzerinden çok uzun süre geçmiş kadınlarda yoğunlaştığı anlaşıldı.”

MODERN TIPTA REÇETE: “ZAMANLAMA HİPOTEZİ”

Eski korkuların bilimsel veriler ışığında dağılmasıyla tıpta yeni bir dönemin kapıları aralandı. Op. Dr. Gültekin Koçun, güncel yaklaşıma dair şu bilgileri veriyor: “Bugün artık net olarak biliniyor ki, menopozun ilk 10 yılında veya 60 yaş öncesinde başlanan destek tedavilerinde riskler son derece nadirdir. Hatta bu erken dönem tedavilerin kalp ve kemik sağlığı üzerinde ciddi koruyucu etkileri bulunuyor. Nitekim Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) de bu tedaviler üzerindeki eski kısıtlayıcı kara kutu uyarılarını kaldırarak modern yaklaşımı desteklediğini gösterdi. Bugün hormon tedavisini herkese standart bir paket olarak değil; kadının yaşına, genetik riskine ve şikayetlerine göre tamamen kişiye özel, bir nevi terzi usulü planlıyoruz.”

REÇETELER DEĞİŞTİ: “TERZİ USULÜ” TEDAVİ REJİMLERİ

Günümüzde modern menopoz yönetiminin temelini ‘en düşük etkin doz’ ve ‘kişiye özel tedavi’ ilkeleri oluşturuyor. Op. Dr. Gültekin Koçun, özellikle hormon replasman tedavisi (HRT) veya biyo-eşdeğer hormon tedavisi (BHRT) planlanırken kapsamlı bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğunu belirtiyor. Tedavi öncesi yapılması gereken kritik tetkikleri sıralayan Koçun, izlenmesi gereken yol haritasını şu şekilde aktarıyor:

“Tedavi öncesinde onkolojik güvenliği kesin olarak teyit etmek ilk adımdır. Bunun için jinekolojik muayene, endometriyum kalınlığı ölçümü için ultrason, Pap-Smear testi, mamografi ve meme ultrasonu en öncelikli adımlardır. Menopozun kesinleşmesi ve eksik olan hormon seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kanda FSH, LH, Östradiol (E2), progesteron ve testosteron değerlerine bakılır. Menopoz belirtileriyle sıkça karışabilen tiroid bozukluklarını ayırt etmek için TSH testi istenir. Ayrıca vücudun hormonu nasıl tolere edeceğini öngörmek için karaciğer-böbrek fonksiyon testleri, lipid profili, tam kan sayımı ve açlık kan şekeri incelenir. Menopoz sonrası hızlanan kemik kaybını ve osteoporoz riskini başlangıçta saptamak amacıyla da mutlaka kemik dansitometrisi yapılmalıdır.”

HORMON TEDAVİSİ TEK SEÇENEK DEĞİL!

Menopoz belirtilerini yönetmek ve hayat kalitesini korumak için tek seçeneğin hormon replasman tedavileri olmadığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, medikal hormon kullanması sakıncalı olan ya da bunu tercih etmeyen kadınlar için de son derece etkili alternatif yöntemlerin bulunduğunu söylüyor. Yaşam tarzında yapılacak doğru değişikliklerin sürece katkısına değinen Op. Dr. Koçun, sözlerini şu tavsiyelerle tamamlıyor:

“Hormon tedavisi istemeyen ya da kullanamayan hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri, bitkisel destekler ve bazı tıbbi alternatiflerle de başarılı sonuçlar alınabiliyor. Örneğin; ateş basması ve terleme gibi vazomotor semptomları artırabilen kafein, alkol, baharatlı yiyecekler ve sigaradan uzak durulması ilk adımdır. Ani sıcak basmalarında vücut ısısını dengelemek adına kat kat ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Beslenme tarafında ise lif açısından zengin, işlenmemiş gıdalar ile kalsiyum, D vitamini ve Omega-3 içeren bir diyet hem kemik sağlığını korur hem de genel refahı artırır. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme veya yoga gibi egzersizler hem ruh halini iyileştirir hem de kemik erimesi riskini azaltır. Uyku problemleri, anksiyete ve sıcak basmalarıyla başa çıkmada Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) bilimsel olarak önerilen bir yöntemdir. Bunun yanı sıra stresi yönetmek için akupunktur ve meditasyondan da yararlanılabilir.”

Destek tedavisindeki temel amacın yaşam kalitesini maksimuma çıkarmak ve olası sağlık risklerini en aza indirmek olduğunu hatırlatan Op. Dr. Gültekin Koçun, kadınlara şu önemli mesajı veriyor: “Menopoz dönemi bir son değil, yeni bir başlangıçtır; ancak bu süreç mutlaka düzenli kontrollerle ve uzman bir doktor rehberliğinde yürütülmelidir.”