Yetişkin Eğitimleri
Özellikle son yıllarda komünikasyonun ve bilgi paylaşımının hızla çoğaldığını
hepimiz gözlemlemekteyiz. Bu nedenle de, ayakta durmak ve kendini daha da
ilerilere taşımak isteyen kurumlar için tüm güçleriyle bu gelişen ve değişen sisteme
entegre olmaları başlıca şartlardan birini oluşturmaktadır. Bilindiği üzere rekabetin en
önemli koşulu yenilikleri zaman kaybetmeksizin takip edip uyarlamaktır. Bunu tatbik
edemeyen kurum ve kuruluşlar maalesef bir müddet sonra unutulup yok olmaya
mahkum edilmektedir. Elbetteki kurum veya kuruluşların gelişimi veya yok olması
kurumun kendiyle değil onu var eden çalışanlar ve yönetenlerle alakalıdır. “Life
learning” yani ömür boyu öğrenme ilkesi bu en başlıca ilkelerden biri olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki çocuk eğitimi ile yetişkin
eğitimi birbirlerinden çok farklı iki kategoridir.
Çocukların yeni şeyler öğrenmeleri, bunları yaşama
geçirmeleri çok daha kolaydır çünkü onlar yeni işlenen
bir filiz gibidirler. Ancak bir yetişkinin yeni bir şey
öğrenip onu hayata geçirmesi, kendini yeni şeylere
adapta edebilmesi oldukça zorlayıcıdır çünkü onların
artık aşmakta zorlanacakları ve hatta hiçbir zaman
aşamayacakları kalıpları, zaafları ve beklentileri vardır.
Hal böyle olunca elbette bu kurumların değişim ve gelişimlerini de etkilemekte,
istenilen netice elde edilememektedir. İşte bu noktadan hareketle kurumsal bazda
dünya standartlarına ulaşmak için ilk önce personeli, yeniliklere açık, öğrenmeye ve
kendini geliştirmeye hevesli hale getirecek yüksek kalitede eğitim oluşturulmalıdır. Bu
eğitimde neylere dikkat edilmeli ve nasıl bir içerik ihtiva etmelidir;
Yetişkinler hangi durumlarda eğitime açıktırlar?
Yetişkin öğrencilerin genel özellikleri
• Yetişkinler; neyi niçin öğrenmek zorunda olduklarını bilmek isterler.
• Yetişkinler; verilen eğitimin onların yaşam kalitesine ve özsaygısına katkıda
bulunacağına inandığında motive olurlar.
• Yetişkinler oldukça fazla bilgi ve deneyime sahiptirler.
• Yetişkinler, değerlendirme, sorgulama ve gerekirse reddedebilme imkanı isterler.
•Yetişkinler şayet yeni öğrendiklerini hafızalarına kullanacaklarsa, “eski bilgileri” yenilerle bütünleştirmek isterler.
• Yetişkinler, yeni bir şey öğrendiklerinde, bunu ilişkilendirme ve hatırlamadazorluk çekerler.
• Yetişkinler kendilerini bağımsız hissetmek isterler.
• Yetişkinler daha çok somut sorunlarla ilgilenirler.
• Yetişkinler, öğrenirken kendi hedefleri,motivasyonları ve ihtiyaçları oranında algılarını açarlar.
• Yetişkinler, teoriden ziyade pratik yaparak daha iyi öğreninler.
• Yetişkinler “uygulamalı” talimatları severler.
• Yetişkinler, tek konuyu işleyen ve bunu sorunlara uygulamaya odaklanan eğitim programlarını tercih ederler.
Yetişkinler hangi durumlarda daha iyi öğrenirler:
• Bireysel katılım gösterdiklerinde
•Hedefler ve araçlar gerçekçi olduğunda ve onlar için önem arz ettiğinde,
•Eğitim materyalleri onların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yapılandırıldığında,
•Konu, kendi günlük faaliyetleri ile ilişkilendirildiğinde,
•Öğrenme, deneyim, araştırma ve uygulamaya dayalı olduğunda,
•Öğrenme enformel fakat düzenli ortamlarda yapıldığında,
•Malzemeler, uygulamalı örnekler gibi çeşitli yöntemlerle sunulduğunda,
•Konular görsel olarak açıklanıp desteklendiğinde,
• Faaliyetler ve görevler yapılandırıldığına ve belirli konulara açıkça ilişkin olduğunda
•Sorun çözmede,
•Gerçek veya benzetilmiş vaka incelemesi deneyimleri kullanıldığında,
•Öğrendiklerini uygulama ve pratiğe dökme fırsatı olduğunda,
•Yapısal, faydalı geribildirim verildiğinde,
•Öğretim, işbirliğine yönelik ve gruplar halinde olduğunda,
•Baskı altında, test etme veya değerlendirme olmadığında,
•Konular arasında değerlendirme süresi gibi kısa aralıklar olduğunda.
Değişime ayak uydurmanın şart olmasının kaçınılmazlığı karşısında bilim
adamları, yetişkinlerin eğitime açık oldukları pozisyonlara ve yardımcı materyallere
ağırlık vererek bu zorluğu aşmak gerektiği kanaatine varmışlardır. Yetişkin eğitimlerini
geleneksel pedagojik yaklaşımdan özgünleştirerek yeni bir bilim dalı olan andragojik
eğitim metodunu geliştirmişlerdir. Peki bu eğitim dalının en önemli farkı nedir?
Farkı, eğitimlerin geleneksel pedagojik yaklaşım gibi, tamamen eğitici kontrolünde
yapılmamasıdır. Andragojik eğitim dalını ortaya koyan Amerikalı eğitim bilimcisi
Knowles’tir. Knowles, yetişkin eğitimcisinin rolünün öğretmenlikten daha ziyade
kolaylaştırıcılık olması gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle özel yetiştirilmiş
eğitmenlere, özel oluşturulmuş öğretim programına ve elbetteki bakış açısını
değiştirecek felsefi yaklaşıma sahip olunmalıdır. Yetişkin eğitimlerinde en can alıcı
husus eğitilmek istenilen yetişkine “eğitime ihtiyacı” olduğu şuurunu verebilmektir.
Çünkü yetişkinler eğitime, ancak ihtiyacı olduğunu hissettiğinde sıcak bakarlar.
Bu nedenle de bilgiyle donatılmak istenen bir yetişkin için öncelikle uygun bir
eğitim ortamı hazırlanmalıdır. İşte tüm bu argümanlar Probleme dayalı (PBL)
öğrenme veya kendi kendine öğrenme olarak ta adlandırlır. Ancak bu sistemin de
elbette ki bazı dejavantajları vardır. Lakin dejavantajlarının yanında avantajları
çok daha fazladır. Gelişmiş ülkelerde pedagojik ve andragojik sistemin yöntemleri
birleştirilerek karma bir yöntem elde edilmiştir. Bazı yetişkinlerde geleneksel eğitim
sistemine daha fazla yatkınlık olmakla beraber çoğunlukta andragojik sistemle daha
büyük bir yatkınlık saptanmıştır. Bu nedenle de her iki sistem eğitimin amacının
gerçekleşmesini kolaylaştıracaktır. Yetişkin öğrencilerin handikaplarından biride
soru sormaktır. Yetişkin öğrenci bilmediğini gösterecek sorular sormaktan genelde
kaçınır, eğitim grup içinde yapılıyorsa grup üyelerinin veya eğitici konumunda olanın
ayıplamasından korkar. Yetişkin öğrencilerin soruları daha çok konuyu anladığını
gösteren ve eğiticiyi sıkıştırmaya çalışan meydan okumalardır.Bu handikap’a karşı
önlem alıp yetişkin öğrencinin sorabileceği sorular daha önce saptanıp konu çok geniş
bir şekilde anlatılmalı veya canlandırılmalıdır.
Dinamik bir yapıya sahip Raylı ulaşım sisteminde gelişim çok hızlıdır. Bu hıza
yetişmemizin ana unsuru tamamı yetişkinlerden olan kadromuzun, yeniliklere adapte
etmek değişime hızlı entegre etmektedir. Entegrasyonun en önemli şartı eğitimdedir.
Eğitimin başarısı ise yöntemin doğru seçilip uygulanmasındadır. Bu yöntemin doğru
olması yetişkin öğrencilerin eğitimde aktif rol almasında yatmaktadır. Yetişkinlere
yönelik eğitim faaliyetlerinin sürekli ve sürdürülebilir olarak yapıldığı şirketimizde,
genel manada yetişkin eğitiminde kullandığı metod Andragojidir. Geçtiğimiz sene
yapılan eğitimlerde bu metodun değişik tarzlarda yetişkin eğitimcileri tarafından
verilmiştir. Bu eğitimin başarısına tüm şirketimiz şahit olmuştur. Eğitimlerde
yetişkin talebelerin eğitime katılımları maksimum düzeyde, Rol-play’lerle ve çeşitli
atraksiyonlarla yapılmış eğitim başarıya ulaşmıştır. Şayet eğitim geleneksel anlayışla
yapılsaydı başarısı bu derece olmayacaktı.
Özellikle kent içi ve TCDD makinist eğitimlerinde kullanılan temel metod
anragojik metodtur. Fakat bunun istisnalarını Makinist eğitimlerinde geleneksel
sınıf ve öğretmen odaklı eğitimlerde rastlamamıza rağmen. Son yıllarda makinist
eğitimlerinde karma yönteme geçişin startı verilmiştir.
Temelinde Yetişkin kavramını tanımlarsak;yetişkin birey,sorumluluk alabilen,kimlik duygusu
oluşmuş,kendi yaşantıları ve deneyimleri olan,öz sorumluluk duygusu gelişmiş
birey olarak tanımlanmaktadır.Bu yetişkin tanımına uyan yetişkin eğitimi olması
gereken ‘’makinist eğitimleri’’ kent içi raylı sistem kuruluşlarında geleneksel olan
tamamen eğitici kontrollü olarak başlatılan sistem de değişimden nasibini almalıdır.
Bunun sebebi ise; yetişkin öğrenciler açısından incelersek, hedefteki pozisyona
ulaşmanın cazibesi için gelenekselde olsa, katlanılması gereken bir eğitim ve öğretim
sistemi olmasından dolayıdır. Bu eğitim geleneği ast üst ilişkisine dayalı,tamamen
eğitici kontrollü yapılmaktadır. Bu uygulama kent içi raylı sistem işletmeleri açısından
yararları’da olmuştur. Fakat değişen dünyaya ayak uydurma zamanı gelmiştir.
Raylı sistem işletmeleri Makinist istihdamı ve eğitiminde gelişmiş dünya
ülkelerinin eğitimlerine paralel bir eğitim sisteminin getirilmesi
çalışmalarını
yapmakta, yakın gelecekte eğitimin temel komponentlerine uygun olan,optimum
verim olgusunu eğitime alıp, eğitimlerin ne kadarının teorik, ne kadarının
demonstrasyon ve ne kadarının pratik yapılması gereğinin çalışması yapılmaktadır.
Dünya literatürüne girmiş komponentler modelleme olarak alınıp çalışmalar
sürdürülebilir.
Yetişkin Eğitimi odaklı çalışan Bilim adamlarının araştırmasına göre,
Yukarıdaki panoyu incelediğimizde, eğitimin üstünde durulması gereken
kısmının bizzat yönetmek olduğunu göstermektedir. Bizzat yönetmek fonksiyonun
içinde olmak demektir.
Eğitimde bizzat yönetme kavramı teknolojinin desteğiyle çözülmeye
çalışılmaktadır. Pragmatist Amerikan eğitim düşünürü John Dewey; yaparak öğrenme
(learning by doing) ilkesini esas almıştır. Ona göre, hayat faaliyet demektir. Okulda,
öğrencinin faal olmasına dayanan bir “aktif okul” olmalıdır. Öğrenci iş yaparak
öğrenmeli, bir iş grubu içinde aktif olarak çalışmalıdır.
Bizzat yönetmenin en önemli ayağını modern anlamda kullanılan CBT (Bilgisayar
Tabanlı Eğitim) ve Simülatörlerde rastlıyoruz. CBT lerin eğitime en önemli katkısının,
öğrencinin farklı algı düzeylerini tolere etmesidir. Öyle ki öğrenci CBT bilgisayarının
başına geçtiğinde eğitimi bizzat yöneterek, tabiri caizse kendi kendini eğitir. Pedagoji
ilmiyle uğraşanlar eğitimin en önemli kısmının, gruba yapılması halindeki tekrarların
sıklığı ile açıklarlar. Örneğin öğrenciye anlatmakta olduğunuz konunun başarısı
öğrencilerin algısıyla sınırlıdır.
Bazen tekrarların sayısı bile konunun anlatılmasının başarısını tam
olarak sağlayamaz. Dolayısıyle konunun ikinci anlatımı, anlattığınız konunun bir
kısım öğrenciler tarafından ilk seferde, bir kısım öğrenciler tarafından 4 seferde
anlaşılacaktır.Konuyu bir seferde anlayan öğrenci diğer tekrarlarda dikkati
dağılacaktır. Gruba yapılan eğitimlerin en önemli handikaplarından biride
budur. Halbuki eğitim andragojik yaklaşım olan CBT ile yapılması durumunda bu tekrarları öğrencinin kendisi
belirleyecek öğrendiğini anladığında diğer konuyu geçmeye kendisi karar verecektir.
Eğitimin tekrarlarına, ve ne derece öğrenmesi gerektiğinde bizzat öğrenci karar
verecektir.
Kullanılacak görsel ve/veya işitsel araç-gereçler, katılımcıların özelliklerine,
kazandırılmak istenen yetkinliklere uygun biçimde seçilmeli ve düzenlenmelidir:
Planlama aşamasının önemli kısımlarından biri, programın uygulanmasını sağlayacak
eğitim araçlarının hazırlanmasıdır. Çağdaş bir eğitimin yapılabilmesi için, konuya
uygun olarak iyi geliştirilmiş eğitim araçlarının iyi kullanılması gerekir. Görsel, işitsel
ve hareketli araç ve gereçler öğretimle bütünleşirse, öğrenme daha etkili olmaktadır.
Bu araç – gereçler öğretime esneklik getirmekte, bireysel farklılıkların dikkate
alınmasına olanak sağlamakta, eğitmen ve katılımcıların etkenliğini artırmaktadır.
Dolayısıyla, eğitimde programlara paralel olarak öğretim araçlarının hazırlanması,
çoğaltılması, hizmete sunulması ve sonucun değerlendirilmesi etkinlikleri öğrenme –
öğretme süreçlerinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Ancak araç – gereçler, bağımsız değişken değildirler. Program, araç – gereç,
teçhizat ile diğer donatım öğeleri, birbirleriyle ilişkili olarak planlanmak ve
gerçekleştirilmek zorundadır. Katılımcılara kazandırılacakdavranışlar,içerik,
katılımcıların sayısı, araç – gereçlerin seçimi ve düzenlenmesinde dikkate alınması
gereken konulardır. Ancak, alandaki uzmanların hemen hepsinin uzlaştığı gibi,
seçilen araç – gereçlerin de etkinliğinin sağlanabilmesi ve hedef davranışların
gerçekleştirebilmesi için her birinin düzenlenmesi ve kullanılması sırasında da ortak ve
her araç – gerecin kendine özgü dikkat edilmesi gereken noktalar bulunmaktadır ve
ancak bu noktalara dikkat edilerek düzenlenip kullanıldıklarında istenilen davranış
değişikliğini gerçekleştirmede yardımcı olabilmektedirler.
Yetişkin eğitimlerinde kurumun gelişmesine katkısı olacak öğreti,
teknolojinin yardımı ile kendi kendine, internet yoluyla (wbt), cd, dinamik
simülatörler, video filmi, BTE (Bilgisayar tabanlı eğitim, CBT) gibi yollarla yapılabilir.
Ancak CBT, WBT gibi eğitim metotlarının en önemli dezavantajı programın
hazırlanması esnasındaki hazırlıklardır. Öyle bir program hazırlamanız gerekiyor
ki, yetişkin öğrencinin neler düşünebileceğinin tamamını programa koyup yetişkin
öğrencinin bir öğretmene ihtiyaç duymadan kendinin yöneteceği tekrarlarla ve geri
dönüşlerle hatta animasyon hazırlanacak rol-play’lerle eğitimde istenilen hedefe tam
isabet etsin.
Değişen dünyaya paralel olarak eğitim araç ve gereçleri , eğitim metotları,
hızla değişmektedir. Gelecek dünyadaki varlığınız bu değişimin gerisinde kalmamakta
yatmaktadır. Teknoloji ile iç içe olan şirketimizin yenilenen materyal ve metotlara
kavuşturulması önümüzde sıkı bir çalışmayı gerektirmektedir. Kent içi raylı sistem
işletmeleri ve TCDD teknolojik gelişmeleri ve yeni sistemleri yakından takip ederek
gereken yenilikleri işletmelerine adapte etmek için eğitim çalışmalarnı çağın
gerektirdiği seviyeye ulaştırmalıdırlar.
Kaynakça
1.Malcolm S. Knowles (1950) Informal Adult Education, Chicago: Association Press, pages
9-10.
2.Kamp Yönetim Eğitimi için NRC Eğiticilerin Eğitimi yayını mayıs/haziran 2005 sayısı.
Mehmet KELEŞ