Süleyman Yıldız : TCDD’de Değişim Süreci

zarar eden tcddye hazine sandigi
zarar eden tcddye hazine sandigi

Kainatta canlı, cansız her şey yaratılıp, kurğulanıp insanın kullanımına , istifadesine sunulmuştur. Önemli olan bu nesnelerden ders almayı bilmektir. Bunu bilebilmek için de fikri bir yapıya sahip olunması gerekir. İnsan kendisini bilmezse, hiçbir şey bilmez, bilemez.

Bireyde değişim , “BEN” lik egosunun terbiye edilmesi ve takım ruhunun geliştirilmesiyle başlar. “Ben” lik nefsani bir duygudur. Nefsin isteklerini yerine getirmemek için; çok yeyip, içmeyecek, çok uyumayacak ve çok konuşmayacaksın. Bahşedilen beceriler, kazanılan yeni fikirler ile azimle geliştirip, en iyiyi bulmak için yeniden düzenleme erdemine erişmelidir.

Problemleri veya hedefe ulaşan yolu analiz, sentez ederken bilinen mantıki düşüncelerden ziyade sorunun böğrüne hançer gibi saplanacak yanalsal çözümler üzerinde enerji sarfedilmelidir.

Nitekim XXI . yüzyıla girerken 150 yıllık demiryolları her yönüyle ( düşüncede, işletmecilikde ve gelecekle ilğili gelişiminde ) biçare vaziyetteydi. Yıllardır dikey düşünsel mantıkla çözemediği ve çözüm dahi üretemediği sorunlarının içerisinde debelenip durmaktaydı. Bir türlü çözülemeyen sorun yumağı, geleceğe ulaşmadaki azmi tehir ettiriyordu

“Kardelen ” Dergisinin Ocak-Haziran /2011 tarihli 73-74 sayısında yayımlanan ”Karaman’dan Karaman’a Türk Dil Treni “ başlıklı yazımda da belirttiğim üzere; TCDD, çalışanlarının nezdinde, gönlünde bile umudu tükettiği için umut olmaktan çıkmıştı. Bunun da tek nedeni bu yıllardaki yönetilenlerin ve yönetenlerin değişime ayak uyduramaması nedeniyle Kurumun (TCDD) değişememesiydi.

Halbuki Kainatta değişmesi asla mümkün olmayan tek şey, tek nesne; Kainatı içindekilerle birlikte Yaradan’ın önceden koyduğu ve öngördügü kurallar, nizam ve intizam ile kelamdır. Değişim, sadece insanoğlunun kendi ürünleri ile becerilerini , daha ekonomik, daha kaliteli ve daha faydalı yapmak için takım halinde gerçekleştirdiği bir vakadır.
Bu bağlamda TCDD’ye 2004 yılından itibaren “ Yanal Düşünme” anlayışı hakim olmaya başlayınca, ayrıntıyla uğraşmak yerine bataklık kurutulup “ Yüksek Hızlı Tren “ fikri ve şekli gönüllerde yeşerip , yer etmeye ve iller arasında Altın Gerdanlık olmaya başlamasıyla birlikte TCDD yeniden umut olmuştur. Hatta Taşeli’nde hemşehrilerimiz sohbetlerinde Yunt Dağının eteklerinde ki obasının önünden geçen Hızlı tren ister olmuştur.

İnsanın beynine ön yargılar önceden yüklenmiştir. Beynimizin düşünebileceği düşüncelerin suretleri kainata önceden yaratılıp, serpiştirilmiştir. Bu güzellikleri bulmak için çalışma görevi de insanlara verilmiştir. Kurumuş tohumun içine gizlenip uygun ortamı bulunca gelişip , geliştikçe özünü kaybetmeden tohumdan farklı bir nesneye bürünen nebatlar benzeri gibi statükoculuktan uzak bir anlayışla değiştirilerek geliştirilen fikirler ,olması gerektiği şekilde hayat bulur. Aslolan görmesini ve bulmasını bilmek olup bu da değişimin mihenk taşlarıdır.

Yaşamda hiçbir şey tesadüfün eseri değildir.Tesadüfler bile irdelenince yeni bir dersin ,ilhamın varlığı ortaya çıkar ki değişim bunu uygulamaya koymakla başlar. Ancak nefsini terbiye edemeyen kişi, içinde dolaşan şeytanın esiri olup, değişim konusunda büyük adım atamaz. Ay’ın güneşe kavuşmak için gösterdiği sabrı anlaya bilenler değişim için gerekli üretkenliğe erişenlerdir.

Trenle seyehat eden ve bakar kör olmadığı için objektif bir gözlem gerçekleştiren kişi, Yüksek Hızlı Trenlerden ayrı olarak TCDD’nin gar ve istasyonlarında, konvansiyonel hat ve trenleri ile çalışanların eğitimi ve çalışma ortamlarında son yıllarda yapılan iyileştirmeleri rahatça görebilecektir. Esasında trenler, ekonomik gelişmeyi sağlamakla birlikte tüm tren yolcularını da birer kültür elçisi yapan vasıtalardır. Vagon içinde sıcaktan kavuran veya seyahatin bitiminde buharlı lokomotif ateşçisi gibi kir –pas içinde bırakan ve suyu ile temizliği yeterli olmayan trenler dönemi çok gerilerde kalmıştır. TCDD kısa sürede büyük değişim örneği göstermiştir.

Değişim ; takım lideri ve bireylerinin hep beraber su bardağının hem dolu ve hemde boş kısmını görüp, boş kısmının da dolması için elele ve omuz omuza aynı siperde fikir üretmesi sonucu gerçekleşen bir olgudur. Bu olgu sebat edilirse başarıya ulaşır

TCDD’de, 2004 yılında gerçekleştirilen beyin fırtınaları çalışması elbette yol gösterici fikirlerin üretilmesine imkan sağladığı kanısındayım. Bu bağlamda bilgi bankasını hazır ve canlı tutmak amacıyla Antalya’da gerçekleştirilen eğitim seminerlerinde benzer çalışmaların yapılmasına devam edilmesi gelecek için faydalı olacaktır.

Ayrıca Kurumun organizasyon yapısı içerisinede ki İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı’nca yürütülen personel politikası sonucunda tüm birimlerde kalifiye eleman istihdam edildiği için TCDD’nin vizyonu ve misyonuna erişebilmesi bundan böyle daha kolay olacaktır. Eğitimli kişilerin hedefe motivasyonu, dervişin aşk’ı için çilehaneye girmesi gibidir. Bu’nu sağlayan ve motive eden ise sevgidir. Kutsal Değerlerini ile işini ve aşını seven kişiler daha kolay motive olurlar. Aşkın ve sevginin düşmanı nefis ve nefsin bonusu ise bencilliktir. Şükretmeyi bilmeyen kişiler, bencil oldukları için fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanması imkansızdır. Tabir caizse de “ Karnı doyar, gözü doymaz.” Olup tabiatsızdır.

Dünden bu güne demiryolcular kurumu için sosyal yaşamını, ailesini ihmal eden özverili kişilerdir. Bunlar’ın yaşamı iki ray ile sınırlanmıştır. Kurumu başarıya götürme azimleri, emekli olsalar dahi yüreklerinde sönmeyen bir kor’dur. Ölünce işinden, aşından ve maneviyatından sınav olduğunu bildikleri için yaşamında iki rayı etkin kılar. Demiryolcular ailecek görev aşkının kutsal olduğunu düstur edinen kişilerdir. Allah’ın (cc) bahşettiği ömrü birkaç dakika sonra aşkı için verip şehit olacağını bilen görev adamı kişilerden müteşekkil ordu, Çanakkalede ve Kocatepede zafere ulaşmıştır. Bu haleti ruhiye içinde olan bireyler ile omuz, omuza olmak Adanmış Liderin en büyük motivasyonu olsa gerekir. Günümüzde XX.yüzyılda hayal ettiklerini kısa sürede gerçeğe dönüştüğünü gören Demiryolcular tam takım halinde böyle bir ordunun nüvesini ve ruhunu teşkil eder niteliklere, erdeme sahiptir.

Tülomsaş’ta devrim otomobilinin motor bloğunun dökümü, ustabaşının iş deneyimi, tecrübesi sayesinde başarılmıştır. Yüksek Hızlı Trenin Ankara- Eskişehir hattında 250Km/saat ve Ankara- Konya hattında 300 Km/saat hıza ulaşması için kazanılan iş deneyimi, TCDD’nin Ankara – Afyon arasında 350 Km/saat hıza ulaşan yollar imal etmesini sağlamış ve projelendirilen diğer hatlarda ise 500 Km/saat hıza ulaşacak yolların imalatının müjdesini vermiştir.

TCDD’nin ana gelir kaynağı Yolcu ve Yük’e ait işletmecilik faaliyetlerinden sağlanmaktadır. Bu hizmetlerin ücretleri, sektördeki diğer taşıma modlarıyla rekabet koşullarını dikkate alarak dengeli tesbit edilmektedir. Bu duruma rağmen Kuruluşun yolcu trenleri üretim (Yolcu sayısı ve geliri) değerleri 10 yıllık süreçte (2002-2012) daha az yolcu treni işletilmesine rağmen; Yolcu Sayısı % 19 ve Yolcu Geliri % 207 oranında artış kaydetmiş olup Yolcu Treni İşletme maliyetleri ise % 144 artmıştır. Geliri artıp giderin azalması na yönelik müsbet göstergeler, yerinde ve zamanında etkili ve gerçekçi alınan kararların ürünüdür.

Değişim; müsaade edildiği ölçüde sadece bireyin ürettiği el ve düşünsel ürünlerde vuku bulan bir hadisedir.

Yazar : Süleyman Yıldız  – 7. Bölge Yolcu Müdürü

 

Levent Ozen hakkında
Her yıl yüksek hızda büyüyen Türkiye demiryolu sektörü Avrupa’nın lideri. Bu hızını yüksek hızlı trenlerden alan demiryollarına yapılan yatırımlar da artmaya devam ediyor. Ayrıca şehiriçi ulaşım için yapılan yatırımlarla birlikte, yerli üretim yapan pek çok firmamızın yıldızı parlamaktadır. Yerli tramvay, hafif raylı sistem ve metro aracı üreten firmaların yanında, Türk yapımı yüksek hızlı “milli tren” imalatına başlanmış olması gurur vericidir. Bu gurur verici tabloda olmaktan bizde oldukça mutluyuz.

İlk yorum yapan olun

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.