Başkan Kocaoğlu İZBAN grevinin perde arkasını anlattı

Başkan Kocaoğlu İZBAN grevinin perde arkasını anlattı :İzmir’de şehir içi banliyö hattı taşımacılığı yapan İZBAN’da yaşanan toplu iş sözleşmesi krizi geçen hafta Ankara’da mutlu sona bağlanmışdı.

Ancak 8 günlük grev hem İzmirli’yi çileden çıkardı, hem de siyasi atışmaları beraberinde getirdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, grev ve sonrasında yaşananların perde arkasını anlattı.

Aslında daha öncesine bakarsak, greve çıkılacağı aylar öncesinden belliydi. Neden daha önce müdahale etmediniz? En büyük eleştirilerden biri bu…

İstisnaları bir tarafa bırakırsak, hiçbir sendika toplu sözleşme süreci yasal olarak bitmeden, son gün gelmeden imza atmaz. Mutlaka son dakika imzalar ve o ana kadar işçiye hak almaya çalışır. Onun için, Bu toplu sözleşme 6 ay sürdü, o sürede niye bunu görmedin?” demek toplu sözleşmenin mantığını, sürecini bilmemekten kaynaklanıyor.

Son süreçte arkadaşlar geldiler, bitmesine 1 haftadan fazla vardı. Yani ayın 29’u, 30’u gibi… “Greve doğru gidiyoruz, Vali Bey’le görüştük” dediler. Vali Bey, “1-2 puan daha verirseniz bir orta yol bulunur” diye öneride bulunmuş. O tarihte İZBAN yönetimi yüzde 9.5-10 veriyordu. Biz de, “Madem Vali Bey’in böyle bir talebi oldu, boşlukta bırakmayalım” dedik ve yüzde 12 teklif edildi. Ancak yine kabul edilmedi. Bundan sonra, ayın 7’si, yani greve çıkılacak günden bir gün önce öğleden sonra İZBAN Yönetim Kurulu toplandı. İlk kurucu genel müdürümüz, şu andaki Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selçuk Sert de katıldı. Toplantıdan sonra da belediyeye geleceklerdi. Toplantı uzayınca telefon ettim, “Ben geliyorum” dedim ve İZFAŞ’a geldim. Yolda, “Greve doğru gidiyor. Umulmadık bir teklif yapalım” diye düşündüm. “Uygun görüyorsanız, yüzde 15 verelim” dedim. “Herhalde biter bu iş” diye düşündüm. O sırada Selçuk Bey, Bakanlık Müsteşarı Suat Hayri Aka’yı aradı. Yanında Bakanımız Ahmet Arslan Bey de varmış. “Başkanın böyle bir önerisi var” deyince, “Yüzde 15 çok iyi, teklif edin” dendi. Bunun üstüne müsaade istedim, evime gittim. O gün çok yorgundum, telefonu da salonda bırakıp yattım. Artık rahatlamıştım. Gece beni aramışlar, duymadım. Sabahleyin grev başlamıştı.

DELİCAN’IN GÖRÜŞMELERİ YANLIŞ OLDU

O akşam, o konuşmada, “3’üncü 6 ay, yani 1.5 yıl sonra enflasyon üzerinden ne isteniyor?” konusu daha konuşulmamıştı. Bunun üzerine sözleşme orada bırakılıyor. Greve çıkılıyor. Greve çıktıktan sonra bunun bir yolu, yöntemi var. 1 hafta beklersiniz. Durumu değerlendirirsiniz. Greve çıkan da grevi yaşar. Siz de en az hasarla ulaşımı sağlamaya çalışırsınız. 1 hafta sonra tekrar sendikayla görüşürsünüz. Biz tam bunları düşünür, “Sendikayla tekrar masaya otururuz” derken perşembe günü öğleden sonra bir telefon geldi. Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Bülent Delican, TCDD Bölge Müdürü’nü de yanına alarak önce sendikaya, sonra İZBAN Genel Müdürü’ne gidiyor. Oradan da bana telefon ediyor “Görüşelim” diye. Adı bunun toplu pazarlıktır. Biz de bunu doğuştan öğrenmedik. Ama Delican’ın işi gereği bilgisi yok. Yoksa, “Yapamaz-yapar” değil, mesele! Belki bizden daha iyi yapar. Bir şey dediğimiz yok.

Kocaoğlu, İl Başkanı’nın bu işe girmesi çok yanlış. Burada işveren TCDD ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi İZBAN. İZBAN yönetimi yetkili. TCDD Genel Müdürü, Büyükşehir’le görüşerek birlikte karar verebilir. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bağlıdır. TCDD, Ulaştırma Bakanı, Müsteşar girebilir. Zaten kendileri de konuya müdahil oldu. Ama o, sendikanın beklentisini, direncini artıran bir hareket oldu.

BU KONUDA GÖRÜŞMEYİ KABUL ETMEDİM

Kocaoğlu, Biz her zaman görüşürüz kendisiyle. Arkadaşızdır siyasetin de dışında. Bana telefon açtığında, “Bu konu üzerine sizinle görüşemem, sizinle görüşmem sendikada beklentiyi artırır” diye görüşme talebini geri çevirdim. Sonra da, “16.5, yani yüzde 1.5 için bu kadar olur mu?” diye basında yazıldı, çizildi. Bunun üzerine arkadaşlarla oturduk. “Yüzde 15’i verelim. Zaten vermiştik. 3’üncü 6 ayda, yani 1.5 yıl sonra ikramiyeye 5 gün verelim. 4’üncü son 6 ayda da enflasyonun üzerine 5 gün ikramiye verelim. 4’üncü ayda enflasyonun üzerine artı 1 iyileştirme verelim” diye önerme kararı aldık. Sendika yine “Olmaz” dedi.

Pazartesi günü, yani ayın 14’ünde, “Ne yapabiliriz?” diye sendikayı çağırdım. Şube Başkanı Hüseyin Eryüz ile Sekreter İzzet Ceviz geldi. “Siz ne istiyorsunuz? Ya burada bitirelim yahut da Ankara’ya gidelim” dedim. Burada bitirmek üzere konuşmaya başladık. “Teknisyenlerle operatörlerin maaşları düşük, yükseltilmesi lazım” dediler. Onunla ilgili teklif verdik. Kabul etmediler. Konuşmalarından, buradaki sendika başkanı ve sekreterinin bu sözleşmeyi imzalayacak inisiyatif kullanma durumunda olmadıklarını tespit ettim. “Gelir misiniz Ankara’ya?” dedim. “Geliriz” dediler. TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın ve Selçuk Sert’i aradım. “Sendika başkanı ve yönetim kurulundan arkadaşlarla Ankara’ya gelmek istiyorum. TCDD’de toplantı yapalım ama mutlaka Demiryol-İş ve Türk-İş Genel Başkanı Ergun Atalay da bulunsun” dedim. Kabul ettiler ve toplantıya Ankara’da oturduk. Toplu sözleşmeyi basına da yansıdığı şekliyle sonunda bağlamış olduk. Sonra, “Bakan Bey’e gidelim” dediler. Gittik. Bu iş bu şekilde halloldu ve salı sabahı da çalışmaya başladı. Ben Ankara’ya gittiğimde ne Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Bülent Delican’ı gördüm, ne de orada olduğundan haberim vardı. Zaten olması da gerekmiyor.

Ayrıca ne de Bakan Bey’le fotoğraf çektiren Hamza Dağ, Atilla Kaya, Kerem Ali Sürekli, Necip Kalkan, Hüseyin
Kocabıyık milletvekillerimizi hiç görmedim Ankara’da. Sabahleyin kalktığımızda sosyal medyaya düşmüştü. Bülent Delican açıklama yapıyor, Sayın Başbakanımıza teşekkür ederiz. Sayın Başbakan’a biz de teşekkür ederiz.

FOTOĞRAF ÇEKİLDİĞİNDEN HABERİM YOK

Bülent Delican ve orada bu konuya hiç müdahil olmayan milletvekillerimiz, Bakanımız Ahmet Arslan’la fotoğraf çektirip servis ettirmişler. Bir taraftan çabayla yüzde 50 ortak olduğumuz İZBAN’da, sanki bu toplu sözleşmede TCDD muhatap değilmiş gibi bütün sorumluluğu, olumsuzluğu “Belediye, Başkan Aziz Kocaoğlu vermiyor” diye bize yıkmak var. Sonra da, “Biz çözdük” diye göstermek, bir de araya girip “Uzlaşmacı olacağım” diye sendikayı ve işçiyi umutlandırarak pazarlık süreci uzatmak var. Delican’ın yaptığı bana göre doğru değildi. Görmedim ama görseydim ben de İzmir’in milletvekilleri ve Bakan Bey’le fotoğraf çektirirdim. Şunu net söyleyeyim. Bizim vekillerimizin, yani CHP’lilerin de katkısı yok. Arkadaşların da yok.

KENDİM İÇİN DEĞİL ONLAR ADINA ÜZÜLDÜM

Burada bir süreci, neler yaptığımızı, neler konuştuğumuzu, Sezar’ın hakkını Sezar’a vererek anlatmak istiyorum. Ama ben 1954’te, 6 yaşından beri ailemden dolayı siyasetin içinde olan sade bir vatandaşım. 1954 seçimlerinde aileden dolayı oy pusulası dağıttım. Evimiz siyasetçi eviydi. Olayları hep siyasi cepheden, kapasitesi oranında izleyen biri olarak böyle bir rol kapmayı, 60 yıllık süreçte hiç görmedim. Hiç şahit olmadım. İzmir kamuoyunun bunu doğru bilmesi gerekiyor. Bu beni şahıs olarak üzmez. Ben Bülent Bey’in ve milletvekillerinin böyle bir rol kapmaya ihtiyaç duymalarına, onların adına üzüldüm.

Kocaoğlu, Ben açık yüreklilikle söylüyorum, TCDD, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Başbakan’ın cephesinde böyle bir siyasi rant hissetmedim. Ama Bülent Delican ve vekillerin ya böyle bir çabası vardı yahut da Bülent Bey’in sendikayla ve İZBAN’la görüşmesindeki bu yanlış çıkışının bir telafisi olarak değerlendirmek istediler. Nasıl değerlendirirlerse değerlendirsinler, doğru bulmuyorum.

İNSANÜSTÜ, ÖZVERİLİ ÇALIŞMA VARDI

9 doğurdum 8 günde. Kolay mı? Ortalama 270-300 bin kişiyi taşıyan bir sistemi durduruyorsun. İzmir ulaşımının yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Ne gücümüz varsa birleştirdik. Mesela İZULAŞ’ta, ESHOT’ta atölye elemanlarımız gece gündüz uyumadan bakım yapacak… Normal bakımda olan otobüslerimizin bakımını çabuk bitirip servise alabileceğiz… İnsanüstü çalışma vardı. Şoförlerin hepsini göreve çağırdık. Servis şoförü dediğimiz şoförlerin hepsini devreye aldık. Fazla mesai yaptırdık. Bu arada hem atölye çalışanlarımız, hem otobüs sürücüsü arkadaşlarımız çok büyük özveride bulundular. Vatandaşı işine, evine, gençleri okula yetiştirmek için çabaladılar. ESHOT’un, İZULAŞ’ın İBB’nin taşımacılıktaki gücü de bu arada test edilmiş oldu. Bin 600 küsur otobüs servis yaptı. Vapurlar dolu olacak diye salı sabahı hem Bostanlı’da, hem Karşıyaka’da yedek 2’şer vapur tuttuk. İZDENİZ, İZULAŞ, ESHOT ve Metro özverili çalıştı.

Trabzon Raylı Sistem İhalesini Kalyon-Makyol Ortaklığı Kazandı - RayHaber
İHALE SONUÇLARI

Trabzon Raylı Sistem İhalesini Kalyon-Makyol Ortaklığı Kazandı

“Trabzon Raylı Sistem Hattı” projesinin birinci etabıyla ilgili ihale onaylandı. Kalyon-Makyol ortaklığı, 33,3 milyar TL teklifle ihaleyi aldı. Proje Akyazı’dan Yomra’ya uzanan hattı kapsıyor. Trabzon’un yıllardır beklediği raylı sistem projesinde kritik gelişme yaşandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın onay verdiği projede, 33,3 milyar TL’lik en düşük teklif Kalyon-Makyol ortaklığından geldi. Şehir 🚆
Portekiz Trenlerinde Starlink Teknolojisi Deneniyor - RayHaber
351 Portekiz

Portekiz Trenlerinde Starlink Teknolojisi Deneniyor

CP – Comboios de Portugal, Alfa Pendular trenlerinde Starlink uydu bağlantısını test ediyor. Bu pilot proje, mobil kapsama alanının daha zayıf olduğu yerlerde tren içi Wi-Fi’yi iyileştirmeyi amaçlıyor. CP Alfa Pendular treninin yandan görünümü. Fotoğraf: CP – Comboios de Portekiz. Portekiz ulusal demiryolu işletmecisi, ticari hizmet sırasında uydu iletişiminin Wi-Fi 🚆
Rail Baltica Projesinde Dev Sözleşme Feshedildi - RayHaber
370 Litvanya

Rail Baltica Projesinde Dev Sözleşme Feshedildi

Neris Köprüsü sözleşmesinin feshi, LTG Infra’nın Neris Nehri üzerindeki Rail Baltica demiryolu köprüsü için genel yüklenici Rizzani de Eccher ile olan anlaşmasını sona erdirme kararının ardından gerçekleşti. Karar, inşaat ilerlemesinin, yüklenicinin mali durumunun ve sözleşme yükümlülüklerine uyulmamasının incelenmesinin ardından alındı. Litvanya’daki Neris Nehri üzerindeki Rail Baltica köprüsünün inşaat alanı. Fotoğraf: 🚆
Dev Demiryolu Ortaklığı İçin İmzalar Atıldı - RayHaber
966 Suudi Arabistan

Dev Demiryolu Ortaklığı İçin İmzalar Atıldı

MENA demiryolu projeleri, Ferrovie dello Stato Italiane ve Saudi Railway Company arasında altyapı, dijital sistemler, güvenlik, inovasyon, sürdürülebilirlik ve mesleki eğitim konularını kapsayan yeni bir anlaşmanın parçasıdır. FS-Suudi Arabistan Mutabakat Zaptı kapsamında MENA demiryolu projeleri hayata geçirilecek. İtalya’nın devlete ait demiryolu grubu Ferrovie dello Stato Italiane, Suudi Arabistan’ın demiryolu şirketi 🚆