Atalay’dan İZBAN İşçilerine Destek Ziyareti



İzmir Banliyö Sistemi’nde (İZBAN) işçilerinin grevinin 18’inci gününde TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay işçilere destek ziyaretinde bulundu.

Grev sürecinin en başından beri İzmir’de olmayı dilediğini ama asgari ücret görüşmeleri nedeniyle bunu yapamadığını belirten Ergün Atalay, “Burası bizim iş yerimiz. Burası bizim evimiz sizinde eviniz. Grev en son kullanılacak sistem ve bir kural. Sendikacıların ve işçilerin en son kullanmak istediği tek çıkar yol. Grev başlangıç aşamasında kamuoyundan baya takip ettiniz. Ben işçiyim. İşçilerin başkanıyım. Ben Demiryol-İş’in başkanıyım. Türk-İş’in başkanıyım. Biz bir milyonluk aileyiz. Topladığımız zaman çoluğumuzla çocuğumuzla dört milyonuz. Şimdi 18 gündür burada olanları yakınen biliyorum. Siz burada 18 gündür ücret almadan, sigortasıdır vergisidir. Ne getiriyor ne götürüyor hepsini siz biliyorsunuz. İzmir halkı bundan rahatsız oluyor, sıkıntı çekiyor. Onu da ben biliyorum. Sizde biliyorsunuz. Bizim burada keyiflen yaptığımız bir iş olmadığını söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.

“417 lira davulla zurnalık bir ücret değil”
İşçinin, yoksulun, emeklinin başkanı olduğunu ve bunun için hata yapmamaya gayret sarf ettiğini söyleyen Atalay, “Bizim burada bin 950 lira ücret alan arkadaşımız var. Ortalama bizim ücretimiz 2 bin 300 lira. Bizim bu arkadaşlarımız günde 300 bin yolcu taşıyor. Hepsi üniversite mezunu. Asgari ücrette geldiğimiz nokta ortada. 2 bin 20 lira noktasına geldik. Asgari ücret 98 günlük süren bir süreçti. Bize demediklerini bırakmadılar. Sendikacı, seminer yapar, panel yapar, eylem yapar, grev yapar. Bunları yaparken hiçbir yeri dökmeden kırmadan bunu yapar. Ben aynen bu örneği verdiğim zaman dediler bu milleti sokağa döküyor. Ben derdimi kime anlatacağım. Ben derdimi ülkeyi yönetenlere anlatacağım. Meclise anlatacağım. Bakanlığa anlatacağım. Çıkamıyorsam kime anlatacağım. Çıkamıyorsam size geleceğim. Asgari ücrette bu süper bir ücret mi değil. 417 lira davulla zurnalık bir ücret değil ama bunu altına keyifle imza atıyorum. Sebebini de anlatayım. Gece iş verenin talebi bin 850 liraydı. Kamuoyuna sorsak yüzde 80’ini bu ücreti alamazsın derdi bize. Bunun üstünde beklentisi olan var mıydı vardı. Ben işçinin, yoksulun, emeklinin başkanıyım. Onun için hata yapmamaya gayret sarf ediyorum” diye konuştu.

“Sizin istemediğiniz bir şeyin altına genel merkez imza atmaz”
İzmir’de olan grev süreci ile ilgili karar alma konusunda Türkiye‘de bir ilk yaşandığını ifade eden Atalay, “Sizler burada Türkiye’de olmayan değişik bir şey uyguluyorsunuz. Sendikalar sözleşmeleri genel merkezde yapardı. Burada sizler ortaklaşa yapıyorsunuz. Hüseyin size soruyor. O bize soruyor öyle gidiyor. Sizin istemediğiniz bir şeyin altına genel merkez imza atmaz. Hüseyin imza atmaz. Ben imza atmam” dedi.

İşveren ile sendikanın talep ettiği ücret konusunda dokuz puanlık bir fark olduğunu dile getiren Atalay, “Bu mesele bir an evvel biterse. Biz bundan mutlu oluruz. Siz mutlu olursunuz. İzmir halkı mutlu olur.

Gündüz burada insanlar sıkıntı çekiyorsa, sizin neler çektiğinizi biliyorum. O sıkıntı çekenler kimler ? Sizin aileniz çekiyor. Komşunuz çekiyor. Çoluğunuz çocuğunuz çekiyor. Ama bunlar ilgili aklı selim galip gelir. Belli bir noktada buluşulur. Meseleyi çözeriz. Belediye başkanımızla konuştum. Belediye başkanının bana ifadesi “Yüzde 26 siz asgari ücrette imzaladınız. Bende yüzde 26’ya çekiyorum. Onun üstüne bir şey verme imkanım yok.” Önümüzdeki günlerde bana ihtiyacı olursa gelirim gitmemde bir yere yeter ki mesele hallolsun. Ama arada onların verdiğiyle bizim istediğimiz arasında dokuz puana yakın fark var. Bu buradaki arkadaşların haklı talebi. Bizim şubemizin haklı talebi. Bende buna uymak durumundayım. Ama bir puan olur iki puan olur. Belli bir yere getirirdik ama öyle bir durum yok ortada. Bunun bedelini İzmir halkı ödüyor. Benim burada ki arkadaşlarım ödüyor”

“Milletvekilinin ve partinin sendikası olmaz”
Asgari ücret sürecinde kendisi yapılan eleştirilere ve hakkında suç duyurusu bulunulmasına değinen Atalay sözlerini şöyle sürdürdü: Asgari ücret sürecinde birisi bize suç duyurusunda bulundu. Niye ben asgari ücretin artmasını söylemişim. Milleti tahrik ediyormuşum. Bunu yapan sendikacılar. Bunların adı şimdi sendika mı? Asgari ücret görüşmeleri bitti. Adam bildiri yayınlıyor, hükümete teşekkür ediyor. Diyor ki cumhurbaşkanımıza teşekkür ederiz. Başta da bizi kötülüyor bu ücret az diyor. İmkan olsa gel bir kere yap bakalım. Görelim ne olacak. Sizin yaptıklarınız ortada sendikacı belediyenin sendika olmaz. Milletvekilinin sendikası olmaz. Partinin sendikası olmaz. Sendika işçinin olur. Sendika garibin olur. Bunun adı sendika olur öbürleri olmaz. Maalesef bizim ülkemizde bunlar varlığını devam ettiriyor. Bakalım daha ne kadar devam ettirecekler.”