Topuk Kanı Testi Tartışması Sürüyor!
Hekim örgütleri, yenidoğan tarama testleri arasında yer alan Topuk Testi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Türk Tabipler Birliği’nin web sitesinde yayımlanan açıklamada, “Ülkemizde doğan her çocuğun, dünyada doğan tüm çocuklar gibi, erken tanı ve tedaviye ulaşma hakkı vardır. Bu hak, ne çocuğun ailesinin ne de başka bir otoritenin tercihlerine veya hukuki kararlara dayandırılarak çocuğun elinden alınamaz. Yenidoğan tarama testleri, halk arasında bilinen adıyla ‘Topuk Testi’ de bu hakların arasında yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili olumlu kararlarına rağmen, bir yerel mahkeme, bir ailenin yenidoğan bebeklerine tarama testi yapılmasını istememesi üzerine, Kars İl Sağlık Müdürlüğü’nün söz konusu çocuğun sağlık tedbirlerinin alınması yönündeki başvurusunu, hiçbir bilimsel desteği olmayan bir gerekçe ile reddetmiştir” denildi.
Topuk Kanı Alınması Anayasal Hak
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Topuk kanı alınmasının çocuğun Anayasa ile korunan yaşam ve sağlık hakkı üzerindeki olumlu sonuçlarının tıbbi otoritelerce ispatlanmamış olması ve olası bir teşhis ve tedavinin hala tartışmalı olması, topuk kanı ile otizmli olduğu tespit edilse dahi otizmin erken tedavisi diye bir tedavi şeklinin olmaması, ya da doğmuş çocuğun akraba evliliğinin önüne nasıl geçeceği izah edilemeyeceğinden, topuk kanı almanın topluma veya toplum sağlığına hizmet eden bir yanının olmaması, ayrıca WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) güdülendirmesi ile neonatal tarama adı altında uygulanan belirsiz uygulamalar olması nedeniyle, talebin reddedilmesine karar verilmiştir!”
Topuk Kanı ile Fenilketonuri, Kistik Fibrozis Gibi Hastalıklar Önleniyor
Mahkeme bu karara varırken kaynak olarak “Alternatif tıpçı” olduğu iddia edilen Aidin Salih adlı şahsın eserlerine atıfta bulunmuş ve bu şahsın “topuk kanı almanın çocuğa yapılacak en büyük kötülüklerden biri olduğunu” eserlerinde ifade ettiğini belirtmiştir. Ülkemizde ilk olarak 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Pediatrik Metabolizma ve Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinin yoğun çabaları ile başlatılan Ulusal Tarama Programı, 25 Aralık 2006 tarihinde Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir. Gelişmiş ülkelerdeki örneklerine oranla az sayıda hastalık (fenilketonüri, konjenital hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği, kistik fibrozis, konjenital adrenal hiperplazi, spinal müsküler atrofi) taranmasına rağmen, yıllardır başarıyla yürütülmekte olan bu program, Sağlık Bakanlığı, çocuk sağlığı ve hastalıkları, halk sağlığı ve aile hekimliği uzmanlarının ortak çabaları ve özverili çalışmaları sayesinde ülkemizdeki yenidoğan bebeklerin %99’una ulaşmaktadır. Böylece, hasta olan bebeklerin herhangi bir klinik bulgu oluşmadan erken dönemde tanılarının konularak tedavilerinin başlanması sağlanmaktadır.
Ailelerin Çocukları Hakkında Keyfi Kararlar Almasına Zemin Hazırlanıyor
Bizler, yenidoğan taramasına gönül vermiş hekimler ve dernekler olarak, Sağlık Bakanlığı ile yaptığımız toplantılarda gerek tanı konulma süresini erkene çekme, gerekse tarama yapılan hastalıkların sayısını artırmaya yönelik çalışmalar sürdürmekteyiz. Ancak hastaların erken tanı ve tedavi haklarının, herhangi bilimsel dayanağı olmayan savlarla ellerinden alınmasının hiçbir açıklaması olamaz. Bu tutumun sürdürülmesi, Ulusal Tarama Programı’nın başarıyla uygulanmasını engelleyecek ve ileride geri dönüşü olmayan olumsuz etkilere yol açacaktır. Bu karar sadece çocuklarımızda engellenebilir zekâ geriliklerinin artışına neden olmakla kalmayacak; ayrıca bu yolun açılması, zincirleme olarak pek çok hastalık durumunda ailelerin keyfi kararlar alarak çocukların tanı ve tedavilerini reddetmelerine zemin hazırlayacaktır.
Bu Yanlış Karardan Bir An Önce Dönülmelidir
Bir hastanın tedaviyi reddetme hakkı, en temel hasta haklarından biridir. Ancak bu karar hakkı, hastanın kendisi tarafından alınmalı ve kişi bu kararın sonuçlarını algılayabilecek bilinç düzeyine ulaştığında söz konusu olmalıdır. Aile, yalnızca tedavi seçeneği olmayan veya tedavi yapılsa bile ilgili tedavinin çocuğa yararının tartışmalı olduğu durumlarda, ileri tedavileri reddetme hakkına sahip olmalıdır. Bu yanlış karardan bir an önce dönülmesi, bebeklerin sağlıklı yaşam haklarının ellerinden alınmaması adına gerekli önlemlerin alınarak düzenlemelerin yapılması için, başta Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
- TTB UDEK Yürütme Kurulu
- Türk Pediatri Kurumu
- Halk Sağlığı Uzmanları Derneği
- Adli Tıp Uzmanları Derneği
- Akademik Geriatri Derneği
- Çocuk Alerji İmmünoloji ve Astım Derneği
- Çocuk Romatoloji Derneği
- Patoloji Dernekleri Federasyonu
- Sualtı ve Hiperbarik Tıp Derneği
- Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği
- Türk Algoloji – Ağrı Derneği
- Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği
- Türk Biyokimya Derneği
- Türk Cerrahi Derneği
- Türk Çocuk Ürolojisi Derneği
- Türk Dermatoloji Derneği
- Türk Farmakoloji Derneği
- Türk Fizyolojik Bilimler Derneği
- Türk Göğüs Cerrahisi Derneği
- Türk Klinik Biyokimya Derneği
- Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği
- Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği
- Türk Nöroradyoloji Derneği
- Türk Nöroşirürji Derneği
- Türk Oftalmoloji Derneği
- Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği
- Türk Pediatrik Kardiyoloji ve Kalp Cerrahisi Derneği
- Türk Pediatrik Onkoloji Grubu
- Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği
- Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği
- Türk Radyoloji Derneği
- Türk Tıbbi Rehabilitasyon Derneği
- Türk Toraks Derneği
- Türk Yoğun Bakım Derneği
- Türk Yoğun Bakım Uzmanları Derneği
- Türkiye Acil Tıp Derneği
- Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği
- Türkiye Biyoetik Derneği
- Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği
- Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği
- Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği
- Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği
- Türkiye Milli Pediatri Derneği
- Türkiye Psikiyatri Derneği
- Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği
- Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği