OYUN TAT VERMEDİ, SADECE 3 PUAN

Hilmi Türkay: “15 yıl boyunca Şampiyonlar Ligi’nde yer alamamak, bir kulüp için gerçekten üzücü bir durum. Erken veda etmek, özellikle ezeli rakipleri Galatasaray’a karşı evinde kaybetmek daha da acı verici. Dünyaca ünlü teknik direktör José Mourinho’nun gelişi, Fenerbahçe’de pek bir değişim yaratmadı gibi görünüyor. Ligde geride kalan 6 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 yenilgi alarak, henüz sezonun başında olmasına rağmen ezeli rakiplerinden 5 puan geriye düştüler. Şunu söylemek gerekir ki, Sarı-Lacivertliler İsmail Kartal döneminde daha etkili bir futbol sergiliyorlardı. Bazı yorumcular zaman gerektiğini savunuyor, ancak Portekizli hocanın takımın başına geçeli 3.5 ay oldu. Kadronun yarısı geçen yılki oyunculardan oluşuyor. Neyin zamanı? Avrupa Ligi’nde Fenerbahçe, Kadıköy’de S.Gilloise karşısında start aldı. Belçika ekibi maça hızlı başladı ve net fırsatlar yakaladı. Sarı-Lacivertlilerin savunma hataları dikkat çekti. Çağlar’ın attığı golle skoru 1-0 yaptı ama oyunun kalan kısmı kimseyi tatmin etmedi. Mourinho’nun kadrodaki değişiklikleri de pek işe yaramadı. Nesyri’nin kaçırdığı pozisyonlar, taraftarı hayal kırıklığına uğrattı. Osayi’nin dönüşü ve 2. goldeki katkısı büyük olsa da, hem kırmızı kart görmesi hem de penaltıya sebep olması sıkıntı yarattı. Livakovic’in çıkardığı penaltı, belki de gecenin en kritik anıydı. Çünkü 1 dakika sonra, topu ağlarında görerek maç 2-1’e geldi. Fenerbahçe kazanmayı başardı ancak oyun tat vermedi; derbinin etkisi hala atlatılamamış durumda.”
(Cumhuriyet)
FRED’DE CİDDİ BİR DÜŞÜŞ VAR

Ömer Üründül: “Amrabat, yakından tanıdığım ve çok deneyimli bir oyuncu. Yer tutma becerisi yüksek, iyi top kullanan önemli bir ön liberodur. Dün, takıma yavaş yavaş ısındığını gözlemledim. Oosterwolde ise belli bir istikrar sergileyen bir oyuncu. Ancak Fred’de ciddi bir düşüş gözlemleniyor. En-Nesyri, Fenerbahçe için çok önemli bir santrafor. Fiziksel olarak tam hazır olmamasına rağmen, bütün pozisyonların içindeydi ve rakip takımın kırmızı kart görmesini sağlayarak görevini başarıyla tamamladı. Mourinho, En-Nesyri’yi daha fazla değerlendirmeli…”
(Sabah)
ÖLÜP ÖLÜP DİRİLMEK

Tayfun Bayındır: “Futbolun bir sonuç oyunu olduğunu herkes bilir. Kötü bir oyunla üç puan almak, “Bu maçı kazandık, şimdi yenisine bakalım” şeklindeki değerlendirmeleri sık sık karşımıza çıkarır. Dün Fenerbahçe’nin sergilediği futbol, bu gerçeğin somut bir yansımasıydı. Sarı-lacivertli ekip, seyircisinin önünde adeta acemiler mangası gibiydi. İki gol attı ama ilki duran top sonucunda, ikincisi ise rakip takımın kendi kalesine göndermesiyle geldi. Hani bir tabir vardır, “Ölüp, ölüp dirilmek” diye… İşte Fenerbahçe’nin dün gece yaşadığı tam olarak buydu. Avrupa yolculuğuna üç puanla başlamak elbette güzel bir şey. Hele Galatasaray karşısındaki ağır yenilginin ardından bu başarıyı elde etmek çok daha önemli. Moral depoları bir nebze doldu. Lige seyirciyle dönmek yeniden mümkün hale geldi. Ancak, tatsız ve tedirgin eden bu oyun, hiç bir Fenerbahçelinin yarınlara umutla bakmasını sağlamıyor.”
(Milliyet)
BİR LUNAPARK TRENİNİN İÇİNDE GİBİ

Uğur Meleke: “Mourinho, dünkü rakibinden yaş ve mesleki deneyim olarak bir çeyrek yüzyıl ileride. Ancak dün futbol olarak öyle bir fark yarattığı söylenemez. Fenerbahçe’nin takım boyu hâlâ çok uzun. Mourinho’nun böyle bir fırsat varken, savunmada geçen sezonun etkili ikilisi Djiku-Becao’yu denemesini beklerdim. Zira o ikili, top hücumdayken orta çizgiye kadar ilerliyordu. Bu haliyle Fenerbahçe, çok fazla gelgite izin veriyor; adeta bir lunaparktaki hız treninde gibi. Maç içinde çok yükseldiği anlar oluyor ama hızlı düşüşler de yaşanıyor. Dün ilk 11’de yer alan En-Nesyri, birçok pozisyonu kaçırdı ama en sonunda Mac Allister’a gol attırmayı başardı. İrfan Can sahadayken duran toplar daha etkili kullanılıyor. Amrabat da çalışkan ve arzulu bir performans sergiledi.”
(Hürriyet)