Gereksiz Antibiyotik Kullanımının Tehlikeleri
Türk Toraks Derneği yetkilileri, gereksiz antibiyotik kullanımının sepsis üzerindeki olumsuz etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Her yıl dünya genelinde 49 milyon insan sepsis hastalığına yakalanmakta ve bu hastalığın sonucu olarak 11 milyon kişi hayatını kaybetmektedir. Sepsis tedavisinde erken teşhis, hayati önem taşımaktadır ve bu nedenle farkındalık oluşturmak kritik bir rol oynamaktadır.
13 Eylül Dünya Sepsis Günü’nde açıklama yapan Türk Toraks Derneği Yoğun Bakım Çalışma Grubu Sekreteri Doç. Dr. Sabri Kasapoğlu, “Gereksiz antibiyotik kullanımı, antimikrobiyal dirençlerin artmasına ve yeni virülan mikroorganizmaların ortaya çıkmasına yol açarak sepsisin yönetimini zorlaştırmakta ve bu durum, ölüm oranlarının artmasına katkıda bulunmaktadır” diyerek bilinçli antibiyotik kullanımının önemine dikkat çekti.
Erken Tanı Hayat Kurtarır

Gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde sepsisin tedavi başarısının daha düşük olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kasapoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Dünya Sağlık Örgütü, 2012 yılında Dünya Sepsis Bildirgesi’ni yayınlayarak sepsis farkındalığını artırmayı ve sepsisin iyileştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemiştir. Ancak geçen 12 yıldaki tüm çabalara rağmen, sepsis hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde en yaygın fakat en az tanınan hastalıklardan biri olmayı sürdürmektedir.”
2020 yılı Küresel Hastalık Yükü Sepsis Raporu’na göre, her yıl 49 milyon hasta sepsis nedeniyle takip edilmekte ve maalesef bu hastaların 11 milyonu hayatını kaybetmektedir. Gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde yetersiz beslenme, yoksulluk, aşılara ve sağlık hizmetlerine ulaşımın kısıtlılığı ve zamanında başlatılmayan tedavi, sepsiste ölüm oranlarını artıran başlıca faktörlerdir.
Sepsis, vücudun bir enfeksiyona verdiği yanıttır ve bu yanıt, kendi dokularına ve organlarına zarar verme potansiyeline sahiptir. Özellikle sepsis erken tanınıp tedavi edilmezse, şoka, çoklu organ yetmezliğine, kalıcı sakatlıklara ve ölüme yol açabilmektedir. Sepsis, her türlü enfeksiyon sonucunda gelişebilir; bakteriyel enfeksiyonlar öne çıkmakla birlikte, virüsler, mantarlar ve parazitler de sepsis sebebi olabilir. En yaygın enfeksiyon kaynakları şöyle sıralanabilir:
- Akciğer enfeksiyonları (pnömoni)
- İdrar yolu enfeksiyonları
- Karın içi enfeksiyonlar
- Cerrahi yaralar
Sepsis riski, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde, yaşlılarda, bebeklerde, hamilelerde ve kronik hastalıkları bulunan kişilerde daha yüksektir. Ayrıca, hastanelerde uzun süre kalan hastalar ve invaziv tıbbi cihazlar (kateterler, solunum cihazları vb.) kullanan hastalar da yüksek risk altındadır.
Sepsis Yönetimi Nasıl Olmalı?
Sepsisin klinik belirtileri oldukça geniş bir yelpazede seyretmekte ve genellikle hızla kötüleşmektedir. Erken tanının konulması ve tedaviye hızla başlanması, sepsis yönetiminde kritik unsurlardır. Tedavi sürecinde en önemli hedef, enfeksiyonun kaynağını kontrol altına almak ve vücuttaki aşırı enflamatuar yanıtı durdurmaktır. Bu amaçla geniş spektrumlu antibiyotikler genellikle ilk tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır. Gerektiğinde mekanik ventilasyon ve diyaliz gibi organ destek tedavileri de uygulanabilmektedir.
Sepsisin yönetimi genellikle yoğun bakım ünitelerinde gerçekleştirilir; çünkü bu hastalar yoğun izleme ve destekleyici tedavilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle, yoğun bakım ünitelerinin yatak sayısının yeterliliği ve hastaların buraya ulaşımındaki engellerin kaldırılması, hasta sağlığı açısından kritik öneme sahiptir.
Farkındalık Hayat Kurtarıyor
Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Doç. Dr. İpek Candemir, sepsisin önlenmesinde aşıların önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sepsisin önlenmesi, enfeksiyonların önlenmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle aşılar, özellikle pnömokok, meningokok ve grip gibi bakteriyel ve viral enfeksiyonlara karşı aşılanmak, enfeksiyon riskini ve dolayısıyla sepsis riskini azaltmaktadır.”
El hijyenine dikkat etmek, cerrahi yaraların bakımına özen göstermek ve hastane ortamlarında enfeksiyon kontrol protokollerine uyulması da sepsis riskini önemli ölçüde azaltabilmektedir. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için yeterli ve dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimi de oldukça önemlidir. Yeterli beslenme, birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin etkinliği, sağlığa erişim, temiz su, sanitasyon, hijyenin sağlanması ve güçlü aşılama programları, gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesiyle antimikrobiyal direncin topluma girmesinin engellenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, sepsis, erken tanı ve hızlı tedavi gerektiren ölümcül bir durumdur. Sepsis farkındalığının artırılması, hem sağlık profesyonelleri hem de genel toplum için bu ciddi durumun daha hızlı tanınmasını ve tedavi edilmesini sağlayacaktır. Erken müdahale ve uygun tedavi stratejileri, sepsisin ölümcül sonuçlarını önlemek için en etkili yollardır. Bu alanda kamu ve sivil otoritelerin kollektif çalışması, sorunların çözümüne katkı sağlayacaktır. Unutmayalım ki, Farkındalık Hayat Kurtarır!