Sinop Üniversitesi’nden Ekonomi Analizi
Sinop Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Utku Altunöz, Türkiye ekonomisinde önümüzdeki dönemlerde daha fazla iflasın yaşanmasının muhtemel olduğunu belirtiyor. Altunöz, “Talep yetersizliği çeken sektörler, artan maliyetlerle başa çıkmakta zorlanabilir ve bu durum onları iflas riskiyle karşı karşıya bırakabilir” şeklinde konuştu. Ayrıca, gelirlerin enflasyon karşısında değer kaybetmesi nedeniyle yurttaşların daha fazla borçlanma eğiliminde olabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Altunöz ile ekonomideki güncel gelişmeleri değerlendirdik.
Hedefler Gerçekçi mi?
Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde, enflasyon, işsizlik ve büyüme ile ilgili hedeflerin ne denli gerçekçi olduğunu soruyoruz:
OVP, hem içsel tutarlılık hem de sunduğu eylemler açısından beklentileri karşılamaktan uzak bir yapıya sahip. Enflasyonu düşürmek için daha sıkı para politikaları uygulanması gerekebilir; ancak bu durum, büyüme hedefleri ile dengelenmekte zorlanabilir. İşsizlik tarafında ise yapısal reformlar olmadan hedeflere ulaşmanın oldukça güç olduğu görülüyor. Maalesef geçmişteki OVP hedeflerine ulaşılamadığı gibi, bu OVP’de de benzer bir durumun yaşanmasını bekliyorum. 2021 yılından bu yana gerçekleşen resmi enflasyon hedeflerinin çok üzerinde bir seyir izliyoruz. OVP’deki büyüme hedefleri aşağı yönlü revizyon geçirdi. Yeni OVP, enflasyonla birlikte ekonomideki durgunluğun da aynı dönemde yaşanacağını ortaya koyuyor.
Ekonomi Programı Gerçek Sorunları Çözmeli mi?
Bakan Mehmet Şimşek liderliğinde uygulanan ekonomi programının, ekonomideki gerçek sorunları çözmeye yeterli olup olmadığını soruyoruz:
Şimşek’in ekonomi yönetimi, piyasa güvenini sağlamaya odaklanarak rasyonel politikalar izliyor. Bu çerçevede sıkı para politikaları ve mali disiplini önceliklendiren bir yaklaşım benimseniyor. Ancak Türkiye’nin ekonomi sorunları, yalnızca para ve mali politikalarla çözülebilecek düzeyde değil. Özellikle yapısal reformlar, enflasyon, işsizlik, dış borçlar, cari açık ve Türk Lirası’nın değer kaybı gibi temel sorunlar, daha uzun vadeli ve kapsamlı çözümler gerektiriyor. Program, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırmayı hedefliyor. Çalışanların alım gücü düşerken, hükümetin enflasyonla mücadelesi yetersiz kalıyor. Ayrıca program, gelir ve vergi adaletini sağlamaktan uzak bir yapıda görünüyor.
Ekonomideki Temel Problemler
Ekonomideki en temel problemler neler? Çözüm için atılması gereken adımlar nelerdir?
- Türkiye uzun süredir yüksek enflasyon sorunu ile karşı karşıya.
- Enflasyon, maliyet artışları ve beklenti yönetimi açısından ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
- Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve kredibilitesi sağlanmalı.
- Cari açık sorunu, döviz kuru dalgalanmalarını artırmakta ve dış borç stokunun sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
- İhracata dayalı bir büyüme modeli benimsenmeli, katma değerli üretim teşvik edilmeli.
- Yüksek işsizlik oranları, özellikle genç nüfus arasında önemli bir sorun olarak devam ediyor.
- İnsan onuruna yaraşır iş koşullarını teşvik eden istihdam politikaları benimsenmeli ve güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaşması engellenmeli.
- Döviz rezervlerinin artırılması, kur dalgalanmalarının minimize edilmesi açısından kritik bir rol oynayacak.
Ekonomide kalıcı iyileşme ancak kapsamlı ve uzun vadeli bir reform süreciyle sağlanabilir.
Yabancı Yatırım İçin Atılması Gereken Adımlar
Türkiye’nin yabancı yatırıma ihtiyacı var. Yatırım çekmek için hangi adımlar atılmalı?
Bağımsız yargı, adil karar alma mekanizmaları ve hukukun üstünlüğü yabancı sermaye için kritik güven unsurlarıdır. Türkiye’nin ekonomik ve politik istikrarını güvence altına alması, yabancı sermaye akışını teşvik edecektir. Ani görevden almalar veya kurumsal yapıda istikrarsızlık, yatırımcılar açısından büyük bir risk oluşturmaktadır.
Yurttaşların Ekonomik Durumu
Yurttaşın gelir erimesi devam ediyor. Yurttaşı nasıl günler bekliyor?
Yurttaşın gelir erimesi, özellikle yüksek enflasyon ve TL’nin değer kaybı nedeniyle ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Gıda, enerji ve kira gibi kalemlerdeki fiyat artışları, düşük ve orta gelirli haneler üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Enflasyon kontrol altına alınmadıkça, hanehalklarının reel gelirleri düşmeye devam edecek. Sabit gelirli yurttaşlar, maaş zamları enflasyonun gerisinde kaldıkça, temel gıda, kira ve enerji harcamalarını karşılamakta ciddi zorluklar yaşayacaklar. Yatırım yapma kapasitesi azalan haneler, uzun vadede ekonomik güvenliklerini kaybedebilirler. Gelirlerinin enflasyon karşısında değer kaybetmesi nedeniyle yurttaşlar daha fazla borçlanmaya yönelebilir. Ancak artan borçlanma, finansal stres yaratabilir ve hanehalkı borçlarının sürdürülebilirliğini tehlikeye atabilir. Gelir erimesini ve hissedilen enflasyonu hafifletmek için hükümetin, enflasyonla mücadelede kararlı adımlar atması ve sosyal destek programlarını genişletmesi gerekmektedir. Aksi halde, hanehalkları için ekonomik koşullar daha da zorlayıcı hale gelebilir.
Gelecek Öngörüleri
Yıl sonuna yaklaşırken, büyüme, döviz kuru, faiz ve cari açık açısından öngörüleriniz neler?
2024 yılında Türkiye’nin büyüme hızında bir toparlanma beklense de iç talep zayıflığı ve küresel talepteki daralma, büyüme hızını baskılayabilir. Yüksek enflasyon ve dış borç servisleri nedeniyle TL’de değer kaybı görülebilir. 2025’te, enflasyon beklentilerinin iyileşmesi durumunda faiz oranlarının düşmesi bekleniyor. Ancak 2024 yılında cari açık, yüksek ithalat maliyetleri ve enerji bağımlılığı nedeniyle genişlemeye devam edecek. 2024 ve 2025 yıllarında yüksek enflasyon, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olmaya devam edebilir. Türkiye ekonomisi, büyüme ve döviz kuru açısından bir dizi zorlukla karşı karşıya kalabilir. Faiz oranlarındaki yüksek seviyeler, enflasyonu kontrol altına alırken büyüme üzerinde baskı yaratabilir.
KOBİ’ler Üzerindeki Baskılar
Önümüzdeki dönemlerde daha fazla iflas bekliyor musunuz?
Özellikle yüksek faiz oranları ve enflasyonist baskılar, şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırarak nakit akışlarını zorlamaktadır. Bu durum, iflas ve konkordato başvurularında artışa neden olmaktadır. Önümüzdeki dönemlerde daha fazla iflasın yaşanması muhtemeldir. Özellikle KOBİ’ler ve düşük kârlılıkla çalışan firmalar, finansmana erişimde daha büyük zorluklarla karşılaşabilir. Enerji fiyatları, hammaddeler ve işgücü maliyetlerindeki artış, kârlılıklarını koruyamayan firmalar için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Özellikle enerji, inşaat, perakende ve sanayi gibi yüksek maliyetli sektörlerde iflasların artması beklenmektedir. Eğer ekonomik koşullarda hızlı bir iyileşme gerçekleşmezse, şirketlerin bu tür risklerle karşılaşması kaçınılmaz olacaktır.