Türkiye, Somali ile Etiyopya arasındaki artan gerilimi çözmek için önemli bir arabuluculuk rolü üstlenmiş durumda. Uzmanlar, bu sorunun çözümünün kolay olmayacağına dikkat çekiyor. Türkiye, Etiyopya’nın resmi talebi üzerine “Ankara Süreci” adıyla başlattığı arabuluculuk çalışmalarıyla, iki ülke arasında yaşanabilecek sıcak çatışmaları önlemeye çalışıyor. İlk tur görüşmeleri 1 Temmuz’da gerçekleşirken, ikinci turda ise net bir sonuca ulaşılamadı; ancak her iki taraf da görüşmelerde belirli bir ilerleme kaydettiklerini ifade etti. Üçüncü tur görüşmeleri için 17 Eylül tarihi belirlenmiş olmasına rağmen, bu görüşmeler henüz gerçekleştirilemedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Tarafları belli bir noktaya yaklaştırdığımızı düşünüyoruz. Liderler ve bakanlar düzeyinde şu anda devam ettirdiğimiz görüşmeler var. Ben umutluyum” şeklinde açıklamalarda bulundu. Fidan, Ankara Süreci’nin üçüncü tur görüşmeleri kapsamında Türkiye’nin, tarafları bir araya getirip tartıştırmaktan ziyade, bire bir iletişim kurarak pozisyonların yakınlaştırılmasını ve sonunda bir anlaşmaya varılmasını hedeflediğini belirtti.
Mogadişu ile İşbirliği ve Anlaşmalar
Etiyopya ve Somali arasındaki gerilimin temelinde, Etiyopya’nın 1 Ocak 2024’te Somaliland ile yaptığı 50 yıllık deniz ulaşımı ve liman kullanımını içeren anlaşma yatıyor. Somaliland, 1991 yılında Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan etmişti ve Etiyopya’nın bu bağımsızlığı tanıma sinyalleri vermesi, durumu daha da karmaşık hale getirdi. Taraflar, birbirlerine karşı askeri güç kullanma tehdidinde bulunmaktan çekinmiyor.
Türkiye ise, 8 Şubat’ta Somali ile Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması imzaladı. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Somali karasularını 10 yıl boyunca koruyacak ve deniz kaynaklarının geliştirilmesine katkıda bulunacak. Ayrıca, 2012’de imzalanan Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması çerçevesinde Türkiye, Somali silahlı kuvvetlerine teknik destek ve eğitim sağlıyor. Türkiye’nin Mogadişu’da bulunan TÜRKSOM askeri üssü, olası çatışmaların Türkiye’yi doğrudan etkileyeceğinin bir göstergesi.
Tarihsel Perspektif ve Zorluklar
Yeditepe Üniversitesi’nde Afrika üzerine çalışmalar yürüten Doç. Dr. Öğretim Üyesi Volkan İpek, Türkiye’nin yürüttüğü arabuluculuk çabalarını ve iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları değerlendirirken, Somali’nin siyasi, Etiyopya’nın ise ekonomik olarak Türkiye’nin Afrika’daki dış politikasında model ülkeler konumunda olduğunu belirtti. İpek, her iki ülkenin Batı dünyası tarafından ‘uzak durulan’ ülkeler olduğunu ifade ederek, Somali özelindeki sorunların kökeninde klanlar arası çatışmalar, radikal İslamcı Eş Şebab terör örgütünün etkinliği ve Aden Körfezi’ndeki korsanlık eylemlerinin yeniden başlaması gibi faktörlerin yer aldığını vurguladı.
İpek, “Postkolonyal Afrika tarihi, herhangi iki ülke arasında çıkan çatışmaların kolay kolay çözümlenmediğini gösteriyor. Somali ve Etiyopya arasında en küçük bir çatışma dahi hızlı bir şekilde çözülemiyor. Türkiye, 2021’de Etiyopya ve Sudan arasında arabulucu olmayı kabul etmişti ve 2023’te de Sudan’daki iç savaşın tarafları arasında arabuluculuk yapmıştı. Ancak, 2010’daki Botsvana ve Namibya arasındaki sınır çatışmasında başarılı olamamıştır. O durumda da herhangi bir aşama kaydedilemedi” dedi.
Somaliland’in Uluslararası Geçerliliği
Somali hükümetinin Somaliland’in bağımsızlığını tanımadığına ve bu nedenle Etiyopya ile savaşa hazır olduğunu açıkladığına dikkat çeken İpek, Ankara-Mogadişu arasındaki savunma ve ekonomik işbirliği anlaşması hakkında, “2010-2014 yılları arasında deniz korsanlığında bir artış gözlemlenmişti ve Yemen’deki Husilerin çevredeki gemilere zarar verdiği de biliniyor. El Şebab şu anda Somali’de belirli toprakları kontrol ediyor. Somaliland ile Etiyopya arasındaki anlaşmanın uluslararası hukuk açısından geçerliliği yok. Ancak, Etiyopya’nın Aden Körfezi’ne erişmesinin Türkiye’nin Somali ile olan deniz üzerinden siyasi ve ekonomik ilişkilerine zarar vermesi olası değildir. Ancak Somali, Etiyopya’ya savaş ilan ederse, tüm anlaşmalar olağanüstü bir durumla askıya alınabilir” şeklinde konuştu.