EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ile Röportaj
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, özellikle sonbahar ve kış aylarında iflaslarda önemli bir artış yaşanacağına dikkat çekiyor. Yorgancılar, “Yükselen faiz oranlarıyla birlikte, krediye erişim imkânının büyük oranda daralmış olması, sanayicileri daha da zorlayan bir sürece soktu. Sanayiciler için zorlu süreç devam edecek” ifadelerini kullanıyor. Ender Yorgancılar ile sanayicilerin karşılaştığı sorunları derinlemesine ele aldık.
EN SERT DARALMA
2024’ün ikinci çeyreğinde yüzde 1.8 ile küçülen tek sektör sanayi oldu. Bu alandaki küçülmeyi nasıl yorumlamak gerekiyor?
2024 yılının ikinci çeyreğinde sanayi sektörünün yüzde 1.8 oranında küçülmesi, sektördeki sıkıntıların boyutunu gözler önüne seriyor. Sanayi üretim endeksi, haziran ayında yüzde 5, temmuz ayında ise yüzde 3.9 oranında daraldı. Bu daralmalar, 2023 Kahramanmaraş depremlerinden bu yana kaydedilen en sert düşüş olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, PMI imalat satın alma yöneticileri endeksinin de 2024 Mart ayından bu yana düşüş göstermesi ve temmuz ayında 47.2 düzeyine gerilemesi dikkat çekiyor. Tüm bu veriler, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikalarının ve Avrupa Birliği ülkelerindeki ekonomik yavaşlamanın bir sonucu olarak yorumlanabilir. Yüksek maliyetler, finansmana ulaşım zorlukları ve ihracat pazarlarındaki daralma, bu sürecin açık nedenleri arasında yer alıyor.
Sizin de “Sanayi kaybederse Türkiye kaybeder” yorumunuz var, bu küçülmenin derinleşmesi nelere yol açabilir?
“Sanayi kaybederse, Türkiye kaybeder” ifadesi her zaman geçerliliğini koruyor. Sıkılaşma politikaları uygulandığında, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve diğer ekonomistler, çok zor iki yılın bizi beklediğini belirttiler. Ancak enflasyonla mücadele için bu sürece katlanmanın gerekli olduğu vurgulandı. Umarım, sanayicimizin fedakârlığı, çektiği zorlukların sonucunu verir. Çünkü asıl hedef, enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlamaktır. Bu bağlamda, sanayideki daralmanın bir süre daha devam edeceğine, eğer politikada bir sapma veya olağandışı bir durum yaşanmazsa, orta ve uzun vadede toparlanma bekliyorum.
MALİYETLER ZORLUYOR
Artan girdi maliyetlerini düşündüğümüzde gelecek dönemde sanayicileri neler bekliyor?
Artan finansman ve girdi maliyetleri, sanayicilerimizi en çok zorlayan konular arasında. Özellikle yükselen faiz oranları, krediye erişim imkânını büyük ölçüde daraltarak sanayicileri daha da zor bir süreç içerisine soktu. Uzun bir süre döviz kurunun sabit kalması da ihracatçılarımız üzerinde olumsuz bir etki yaratıyor. Bu süreç, sanayicileri zorlamaya devam edecek gibi görünüyor. Ancak daralma sürecinin etkileri zayıfladıkça, artan maliyetlerin olumsuz etkilerinin de azalacağını umuyoruz. Önemli olan, sanayinin finansal kırılganlıklara karşı daha az etkilenecek sağlamlıkta olmasıdır. Ayrıca, üretim sürekliliği için ara eleman sorununu da çözmek gerekiyor.
Son dönemlerde birçok sektörden şirket iflasları ve konkordato haberleri geliyor. Önümüzdeki dönemlerde iflaslarda artış bekliyor musunuz?
Özellikle sonbahar ve kış aylarında sanayide istihdamın daralması, konkordato taleplerinin artması ve finansal açıdan zayıf olan “zombi şirketler” olarak adlandırılan firmaların iflaslarının artacağı öngörülüyor. Bu nedenle, iflaslarda bir artış yaşanacağı öngörülmektedir.
Son dönemlerde üyelerinizde özellikle hangi alanlarda şikâyetler alıyorsunuz?
Ege Bölgesi ve özellikle İzmir, yaşanan zorluklara rağmen Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Ancak mevcut konjonktürde, bölge sanayicilerinin sorunları, ülke genelindeki sorunlarla benzerlik gösteriyor. En öncelikli çözüm bekleyen konuların başında enflasyon geliyor. Üretimdeki girdi ve finansman maliyetleri oldukça yüksek. Ayrıca döviz kurunun mevcut seviyeleri ve döviz bozdurma zorunluluğu gibi uygulamalar ihracatçılarımızı zorluyor. Ara eleman yetersizliği, 2012’de başlayan KDV tevkifatı uygulaması gibi sorunlar da gündemde. Son olarak, vize alımları ve yurtdışı seyahatlerinin zorluğu da sanayicilerin sıkça dile getirdiği konular arasında.
2024 ENFLASYON HEDEFİ ÇOK İYİMSER
OVP’de başta enflasyon, işsizlik, büyüme ve döviz kuru tarafındaki öngörüleri nasıl değerlendiriyorsunuz, bu hedeflerin tutma ihtimali var mı?
Dezenflasyon sürecinde yapılan fedakârlıkların, gelecek yıldan itibaren karşılığını almayı ümit ediyoruz. OVP’deki veriler de bu beklentiyi destekliyor. Ancak, öngörülerin tutması için hem para hem de maliye politikalarının uyumlu ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesi şart. 2025 yılı enflasyon hedefini ise oldukça iyimser buluyorum. 2025’in ilk yarısında uygulanacak politikalar, bu hedef açısından belirleyici olacaktır. Enflasyonla mücadelede, para politikasını destekleyen adımların eşzamanlı atılmasını bekliyoruz.
BU YIL BİTİYOR 2025’E BAKALIM
2024 sonu enflasyon, büyüme ile ilgili öngörüleriniz nelerdir, 2025 yılıyla ilgili öngörüleriniz belli oldu mu?
Büyümenin yüzde 2-2.5 seviyelerinde, enflasyonun ise yüzde 43-45 aralığında gerçekleşmesini bekliyorum. Bu yıl artık sona yaklaşıyoruz. Önemli olan gelecek yılın durumu. Enflasyonla mücadele programından taviz verilmezse, enflasyondaki gerilemenin yavaş da olsa devam etmesini ve 2025 yılı hedeflerinin biraz daha üstünde gerçekleşmesini bekliyorum. Enflasyonda zirvenin geride kalmış olması, gelecek yıl için plan yapmamıza olanak tanıyacak. Bu açıdan umutluyuz ve enflasyonla mücadelenin kesintisiz sürmesini, maliye politikaları ve yapısal reformlarla desteklenmesini zaruri görüyoruz.
HER KRİZ BİR DERS
Türkiye ekonomisindeki belirsizlikler ve yaşanan kriz nedeniyle sizler iş yapış biçimlerinizi nasıl değiştiriyorsunuz?
Her kriz, yeni bir ders ve öğretici bir deneyim niteliğindedir. Son yıllarda dünya genelinde yaşanan pandemi, enflasyon, Rusya-Ukrayna savaşı gibi pek çok siyasi ve ekonomik kriz, Türkiye’de derin etkiler yaratmaktadır. Bu krizler, tarım ve gıda alanında kendi kendine yetecek bir ülke olmanın, acil durumlara hazırlıklı olmanın ve sanayi sektöründe katma değerli üretim yapmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Ayrıca, krizlerle birlikte dijitalleşme yönünde iş yapış şekillerimizi de hızla değiştiriyoruz. Küresel ekonomideki çoklu kriz ortamında ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Bütçe planlamamızı dijital ve yeşil dönüşüm unsurlarını da dikkate alarak yapmaya gayret ediyoruz.