Osteoporoz ve Önemi Hakkında Bilgiler
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Dr. Gülşah Keçebaş, Dünya Osteoporoz Günü dolayısıyla yayınladığı açıklamalarda, osteoporozun ciddiyetine dikkat çekti. Dr. Keçebaş, “Osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalmasıyla karakterize olan ve kemikleri kırılgan hale getiren bir hastalıktır. Bu durum, kemik kırılmasına kadar gidebilecek ciddi sonuçlar doğurabilir. Hastalığın belirtileri, çoğu zaman kemik kırıkları oluşana kadar fark edilmez,” dedi. Özellikle 65 yaş üstü kadınlar ve 70 yaş üstü erkeklerin, osteoporoz riski taşıyan bireyler arasında bulunduğuna vurgu yaptı. Ailesinde osteoporoz öyküsü olanlar, daha önce kırık geçirenler ve düşme riski yüksek olan kişiler, menopoz sonrası hızlı kemik kaybı yaşayan kadınlar bu testi yaptırmalıdır.
Dr. Keçebaş, osteoporozun yaşlı bireylerde sık görüldüğünü, tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğini belirtti. “Her ne kadar her yaşta görülebilse de, 50 yaş üzerindeki kadınlar ve ileri yaştaki erkekler bu hastalık için yüksek risk altındadır. Menopoz sonrası kadınlarda östrojen seviyesinin azalması, kemik kaybını hızlandırır. Ayrıca genetik yatkınlık, yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı, hareketsiz yaşam tarzı ve sigara kullanımı gibi faktörler, osteoporoz riskini artıran unsurlardır,” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Osteoporozun Önlenmesi İçin Alınacak Önlemler
Osteoporozun önlenmesi için yaşam tarzında yapılacak değişiklikler büyük bir önem taşır. Dr. Keçebaş, aşağıdaki önerileri sundu:
- Dengeli Beslenme: Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin gıdaların tüketimi kemik sağlığını destekler.
- Güneş Işığı: Güneş ışığı almak, D vitamini üretimi için gereklidir.
- Düzenli Egzersiz: Kemiklerin güçlenmesi ve kasların desteklenmesi için yürüyüş, hafif koşu ve direnç egzersizleri yapılmalıdır.
- Sağlıklı Alışkanlıklar: Sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır; bu alışkanlıklar kemik sağlığını olumsuz etkiler.
- Düzenli Kontroller: Özellikle risk altındaki bireylerin, kemik yoğunluğu ölçümü yaptırarak erken tanı ve önleyici tedaviye yönelmeleri önemlidir.
Kemik Yoğunluğu Ölçümünün Önemi
Dr. Gülşah Keçebaş, kemik yoğunluğu ölçümünün önemi hakkında şunları belirtti:
“Kemik yoğunluğu ölçümü, kemiklerin ne kadar güçlü ve yoğun olduğunu görmek için yapılan bir testtir. Bu test, osteoporoz gibi kemik hastalıklarını erken dönemde tespit etme ve kemiklerin kırılmaya ne kadar yatkın olduğunu belirleme amacı taşır. Kemik yoğunluğu düştükçe, kırılma riski artar. Özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlar, menopoz sonrası kemik kaybı yaşadıkları için bu teste daha sık ihtiyaç duyarlar. Bununla birlikte, yaşlı erkekler ve kemik sağlığı riski taşıyan diğer kişiler için de son derece önemlidir.”
Dr. Keçebaş, testin nasıl yapıldığını da açıkladı: “Test sırasında kişi bir masaya uzanır ve cihaz, düşük düzeyde X-ışını kullanarak kalça, bel ve bazen bilek kemiklerinin yoğunluğunu ölçer. İşlem ağrısızdır ve yaklaşık 10-15 dakika sürer. Kemik yoğunluğu ölçümü son derece güvenlidir; kullanılan X-ışını dozu çok düşüktür ve genellikle günlük hayatta aldığımız doğal radyasyon miktarından çok daha azdır.”
Sağlıklı Kemik, Kaliteli Yaşam Demektir
Keçebaş, kemik sağlığını korumanın önemine değinerek, “Osteoporoz için; ilaçlar, kalsiyum ve D vitamini takviyeleri, egzersiz ve fiziksel aktiviteler ile sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek tedavi açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca östrojen terapisi, menopoz sonrası kadınlar için etkili bir önlem olabilir; ancak bu tedavi, diğer sağlık riskleri nedeniyle dikkatli bir şekilde doktor kontrolünde uygulanmalıdır,” dedi.
Dr. Keçebaş, osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Kemik sağlığımızı yeniden gözden geçirmek ve osteoporoz riskimizi nasıl azaltabileceğimizi öğrenmek, sağlıklı kemiklere sahip olmanın ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmenin anahtarlarından biridir. Unutmayalım ki, kemiklerimizi koruyarak geleceğimizi de korumuş oluruz,” şeklinde sözlerini tamamladı.