8. İstanbul Ekonomi Zirvesi, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasıyla başladı. Zirve, İstanbul’un küresel ekonomi arenasındaki rolüne vurgu yaparken, ekonomik reformlar, sürdürülebilir kalkınma ve yapay zeka teknolojileri gibi birçok önemli konuyu masaya yatırdı.
İstanbul’un Küresel Ekonomideki Rolü
Konuşmasında, “İstanbul, dünya adına sorumlu bir şehirdir” diyen Ekrem İmamoğlu, kentin lider şehirlerden biri olarak dünya ölçeğinde öncü faaliyetlere imza atması gerektiğini ifade etti. İmamoğlu, İstanbul’un yalnızca Türkiye için değil, aynı zamanda küresel düzeyde sorumluluk taşıyan bir merkez olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:
“İstanbul’a güzel olan her duygu çok yakışıyor. Dünya ölçeğinde lider kentlerden birisi. Ve bu liderliğini en üst seviyede ortaya koyan faaliyetleri yapmalı ve dünyaya iyi mesajlar verebilmeli.”
İstanbul’un liderlik ettiği girişimlerden biri olan Balkan Şehirleri Ağı B40‘ın yaklaşık 3,5 yıl önce kurulduğunu belirten İmamoğlu, benzer bir yapının Orta Doğu ve Kuzey Afrika şehirlerini bir araya getirmek üzere hazırlandığını söyledi. Ayrıca, Nisan ayında Almanya’nın Türkiye ile olan kardeş şehirlerini buluşturacak bir zirvenin de yine İstanbul’da yapılacağı bilgisini paylaştı.
Türkiye’nin Ekonomik Sorunları ve Çözüm Önerileri
Ekonomik Dar Boğaz ve Sıkıntılar
İmamoğlu, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik tabloya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
- Türkiye ekonomisinin, 1980’li ve 1990’lı yılların kemer sıkma politikalarına dayalı bir yönetim modeli benimsediğini belirtti.
- Gelir dağılımı adaletsizliği, yoksulluğun artışı ve temel hizmetlere erişimdeki sorunların, halkın yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti.
- Uygulanan politikaların, ekonomik dengeyi sağlayamadığını ve reel sektörde daralma yarattığını dile getirdi.
“Türkiye’nin ciddi bir zihinsel değişikliğe ihtiyacı var. Rekabetçiliği, verimliliği ve potansiyel büyümeyi artıracak kapsamlı bir ekonomik reforma ihtiyacımız var.”
Paydaş Ekonomisi ve Yeni Model Arayışı
İmamoğlu, Türkiye’nin ekonomik şoklara karşı dayanıklılığını artıracak yeni bir ekonomik modelin gerekliliğini vurguladı. Paydaş ekonomisi modeli, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir iş birliği ve dayanışmayı içeriyor.
“Biz bu modele paydaş ekonomisi diyoruz. Devlet, sadece şirketler için kısa vadeli karları optimize etmekle kalmayan, tüm toplumun ihtiyaçlarını dikkate alan bir ekonomi yönetim anlayışını benimsemeli.”
Dijitalleşme ve Yapay Zekanın Önemi
Yapay Zeka Devrimi
Zirvenin ana temalarından biri olan yapay zeka teknolojileri, ekonomiler üzerinde büyük bir dönüşüm yaratıyor. Ekrem İmamoğlu, yapay zekanın yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik dönüşümün itici gücü olduğunu belirtti.
“Yapay zeka, işlerin, ekonomilerimizin ve toplumun çehresini değiştiren bir süreçtir. Bu teknoloji, verimlilik artışıyla büyüme hızlarını ateşleyecek.”
Türkiye İçin Stratejik Öncelikler
İmamoğlu, Türkiye’nin yapay zeka teknolojileri konusundaki mevcut durumunu değerlendirirken, yatırımların artırılması ve insan sermayesinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi:
- Eğitim sisteminin güncellenmesi, yapay zeka ve veri bilimi gibi konulara odaklanılması gerektiğini vurguladı.
- Teknolojiye eşit erişim konusunun bir öncelik olduğunu belirtti.
“Türkiye olarak yapay zekayı hemen bugün çok etkin şekilde kullanmayı ve üretmeyi becermemiz şart.”
Ortak Gelecek ve Dayanışma Vurgusu
Ekrem İmamoğlu, zirvenin kapanış konuşmasında, Türkiye’nin zengin insan kaynağı ve stratejik lokasyon avantajlarıyla küresel arenada daha güçlü bir pozisyona gelebileceğini belirtti. Ancak bunun için ekonomik paradigma değişimi ve dayanışma ruhunun ön planda tutulması gerektiğini ifade etti.
“Türkiye’mizin zengin kaynaklarını, jeopolitik avantajlarını ve gençliğimizi atıl kalmaktan kurtarmalı, geleceğe en güçlü vizyonla hep birlikte hazırlanmalıyız.”
8. İstanbul Ekonomi Zirvesi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve teknolojik dönüşümlerin tartışıldığı bir platform olarak geniş bir yankı uyandırdı. Zirve, Türkiye’nin küresel ekonomideki rolünü güçlendirmek için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.