Eğitimdeki Gericileşme ve Özelleştirme Problemleri
Eğitim-İş Sendikası olarak, eğitimdeki gericileşme ve özelleştirme sorunlarına karşı duruşumuzu sergilemek amacıyla Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde gerçekleştirdiğimiz eylemde, eğitim çalışanlarının haklarını ve saygınlığını savunma kararlılığımızı bir kez daha vurguladık. Bugün, 2024-2025 eğitim öğretim yılının birinci döneminin sona ermesinin ardından, eğitim alanındaki mevcut sorunları kamuoyuna duyurmak için toplandık.
Gerçekler ve Sorunlar
Ülkemizde eğitim, güncel siyasetin bir aracı haline getirilmektedir. Bu durum, iktidarın kendi ideolojisini empoze etme çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitim sisteminde yaşanan sorunların başında, laik ve bilimsel eğitim anlayışının yerini gerici ve özelleştirici politikaların alması gelmektedir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, AKP iktidarının “kindar ve dindar nesil” hedefinin en belirgin uygulayıcısı olduğunu belirtmek gerekir. Eğitim, cemaatler ve piyasa güçleri tarafından şekillendirilmekte, bu durum eğitimdeki kalitenin düşmesine yol açmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Uygulamaları
Bakan Tekin, eğitimde yaşanan sorunları çözmek yerine, yeni problemler üretmektedir. Bütçeden en büyük payı Milli Eğitim’e ayırdığını iddia ederken, bu bütçenin hangi sorunları çözdüğünü açıklayamamaktadır. Yıllardır süregelen ikili eğitim uygulaması devam etmekte ve bu durum, çocukların eğitim hakkını gasp etmektedir. Ayrıca, okulların 5 yıldızlı otel gibi inşa edildiği söylemi, gerçekteki durumu yansıtmamaktadır. Okullar, hijyen koşullarından yoksun, yeterli beslenme imkânı sunmamaktadır.
Öğretmenlerin Durumu
- Mülakatlar kaldırılacak denilmesine rağmen, hala mülakatlar devam etmekte ve öğretmen akademileri gibi uygulamalarla öğretmenlerin siyasi ve parti mensupluğu üzerinden seçilmesi teşvik edilmektedir.
- Atama bekleyen öğretmenler sorunu giderek büyümekte, yıllarca atanmayı bekleyen öğretmenler bulunmaktadır. Bu durum, eğitim sisteminin en büyük sorunlarından biridir.
Çocukların Eğitimi ve Geleceği
Son yıllarda eğitim dışındaki çocuk sayısının %38,4 artarak 612 bin 814’e ulaşması, açıköğretim ve MESEM gibi alternatif eğitim sistemlerine yönelimin artması, eğitim sisteminin ne kadar sağlıksız bir yapıya büründüğünün bir göstergesidir. Kamu bütçesinin, tüm çocukların eğitime erişimini sağlamak yerine, özel okullara ve çeşitli vakıflara aktarılması kabul edilemez bir durumdur.
Öğrencilerin Sağlığı ve Güvenliği
- Özellikle deprem bölgesinde yıkılan okulların hızlı bir şekilde yeniden inşa edileceği vaadi, henüz gerçekleşmemiştir. Binlerce öğrenci, çadır ve konteynerlarda eğitim almakta, bu durum onların eğitimden kopmasına neden olmaktadır.
- Kamusal eğitimi niteliksizleştirme çabaları, özel okul sayısının artmasına ve eğitim kalitesinin düşmesine sebep olmaktadır. Eğitimdeki bu gerileme, çocukların geleceklerini tehdit etmektedir.
Okul Öncesi Eğitimdeki Sorunlar
Okul öncesi eğitim, zorunlu eğitim kapsamına alınmadığı için çocuklar, tarikat ve cemaat okullarına yönlendirilmektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin dinlenme hakları yok sayılmakta, çocuklar uzun saatler boyunca eğitim almak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, çocukların psikolojik ve fiziksel sağlıklarını olumsuz etkilemektedir.
Sonuç Olarak
Yusuf Tekin ve onun bağlı olduğu AKP iktidarı, eğitimdeki bu çöküşün sorumlusudur. Eğitim-İş olarak, kamusal eğitimi savunmak ve eğitimdeki gericileşmeye karşı durmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Eğitim, ne cemaatlerin, ne piyasanın, ne de biat kültürünün esiri olmayacaktır. Bizler, aydınlık bir gelecek için kararlı bir şekilde mücadele edeceğiz.
“Bir gün okula aç git, suyu musluktan iç”
Bu ifadeler, eğitim sisteminin geldiği noktayı en iyi şekilde özetlemektedir. Eğitim-İş olarak, çocuklarımızın geleceğini korumak ve eğitim çalışanlarının haklarını savunmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.