ABD Ordusu, Lockheed Martin ile Patriot hava ve füze savunma sistemlerinin en gelişmiş versiyonu için 9,8 milyar dolarlık devasa bir sözleşme imzaladı. Şirketin Teksas’taki tesisinde düzenlenen törenle duyurulan bu anlaşma, 1.970 adet yeni nesil PAC-3 MSE füzesi ve ilgili donanımın tedarikini içeriyor. Bu sözleşme, Lockheed’in Füze ve Atış Kontrol biriminin tarihindeki en büyük anlaşma olma özelliğini taşıyor.
Küresel Talebe Cevap: Üretim Artışı ve Hızlandırma
Sözleşme, 2024-2026 mali yıllarını kapsıyor ve artan jeopolitik gerilimler, özellikle Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle füzeye olan küresel talebin bir yansıması olarak görülüyor. Lockheed Martin, bu anlaşmayla birlikte hem ABD’nin hem de 17 müttefik ülkenin envanterini yenilemeyi ve tedarik zincirlerini güçlendirmeyi hedefliyor.
Lockheed Entegre Hava ve Füze Savunma Başkan Yardımcısı Jason Reynolds, PAC-3 MSE‘nin muharebe sahasındaki başarısının, onu tüm müttefikler için “olmazsa olmaz bir yetenek” haline getirdiğini belirtti. Vur-öldür teknolojisiyle çalışan bu füzeler, taktik balistik füzelerden hipersonik tehditlere kadar geniş bir yelpazedeki hedeflere karşı etkili bir savunma sağlıyor.
Lockheed, sözleşmeden yaklaşık iki yıl önce başlattığı iç yatırımlarla üretimi hızlandırdı ve 2025’te 600’den fazla füze teslim etmeyi planlıyor. Şirket, 2027’ye kadar yıllık üretim kapasitesini 750’ye çıkarmayı hedefliyor. Hükümet yetkilileri, uzun vadede yıllık üretimin 1.000’in üzerine çıkabileceğini belirtiyor.
Daha Hızlı ve Etkili Tedarik
Ordu Füze ve Uzay Program Yürütme Ofisi Başkanı Tümgeneral Frank Lozano, bu çok yıllık satın alma anlaşmasının, ordunun daha hızlı teslimatlarla envanterini daha çabuk doldurmasını sağlayacağını ifade etti. Yetkililer, bu sözleşmenin hem disiplinli bir satın alma sürecini hem de vergi mükelleflerinin kaynaklarının sorumlu bir şekilde yönetildiğini gösterdiğini vurguladı.
Bu tarihi anlaşma, ABD’nin ve müttefiklerinin hava savunma yeteneklerini güçlendirme stratejisinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Lockheed Martin’in üretim kapasitesini hızla artırma çabaları, küresel güvenlik ortamında artan talebe karşı proaktif bir yanıt olarak değerlendiriliyor.