Alstom, akıllı ve sürdürülebilir mobilite alanındaki küresel liderliğiyle, Yeni Zelanda’da demiryolu ulaşımında devrim niteliğinde bir adım atıyor. Şirket, Greater Wellington Bölge Konseyi ile Yeni Zelanda’nın ilk bataryalı elektrikli çok üniteli (BEMU) banliyö trenlerinin tasarımı, üretimi ve tedariki için 538 milyon Avro (1.065 milyar Yeni Zelanda Doları) değerinde önemli bir sözleşme imzaladı. Bu proje, Wellington’un demiryolu ağında emisyonsuz ve daha çevre dostu bir ulaşım geleceğinin kapılarını aralıyor.
Yeni Nesil Trenler Wellington’u Dönüştürecek
Bu tarihi anlaşma kapsamında Alstom, Greater Wellington Bölge Konseyi için 18 adet Adessia Stream B tipi, 5 vagonlu bataryalı elektrikli banliyö treni tasarlayıp üretecek. Trenler ayrıca 35 yıllık kapsamlı bir filo bakımı sözleşmesiyle desteklenecek. Bu yenilikçi BEMU trenleri, Yeni Zelanda’da banliyö taşımacılığında emisyonsuz operasyonlar gerçekleştiren ilk trenler olacak. Trenler, Wellington demiryolu ağının elektriksizleştirilmemiş bölümleri olan Wairarapa ve Manawatu hatlarında hizmet verecek, böylece bu bölgelerdeki mevcut dizel lokomotifli trenlerin yerini alacak.
Sürdürülebilirlik ve Çevre Dostu Yaklaşım
Hindistan’daki Alstom Savli üretim tesisinde üretilecek olan bu yeni tren filosu, 2028 ve 2029 yıllarında hizmetten alınacak olan mevcut dizel lokomotifli trenlerin yerine geçecek. Alstom, Masterton’da Greater Wellington Bölge Konseyi tarafından özel olarak inşa edilecek ve en yüksek kullanılabilirlik ile güvenilirliği sağlamak amacıyla en son teknolojiye sahip bakım ve batarya bakım tesislerini işletecek.
Alstom Asya-Pasifik Bölge Başkanı Ling Fang, bu başarıyı “Alstom’un sürdürülebilir mobiliteyi ilerletme ve müşterilerimizin yeşil teknolojilere geçişini güçlendirme konusundaki kararlılığının açık bir kanıtı” olarak nitelendirdi. Fang, bu sözleşmeyle sıfır emisyonlu demiryolu teknolojilerini ilk kez Asya-Pasifik bölgesine taşıyacaklarını ve bölgede daha temiz, daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etme vizyonuyla genişlemeyi dört gözle beklediklerini belirtti.
Alstom Avustralya ve Yeni Zelanda Genel Müdürü Pascal Dupond ise bu proje sayesinde Wellington halkına daha çevre dostu, modern, kapsayıcı ve konforlu bir ulaşım seçeneği sunacaklarını vurguladı. Yeni Zelanda hükümeti, Ulaştırma Bakanlığı, Yeni Zelanda Ulaştırma Ajansı, Greater Wellington ve Horizon Bölge Konseyleri ile Transdev ve KiwiRail gibi ortaklarla iş birliği içinde çalışacaklarını belirtti.
Kültürel Dokunuş ve Yolcu Konforu: Tūhono Trenleri
Konfor odaklı banliyö trenlerine ‘Tūhono’ adı verildi. Bu Maorice kelime, “bağlamak” veya “birleştirmek” anlamına geliyor ve trenlerin tasarımında Te ao Māori ve Aotearoa Yeni Zelanda’ya özgü kültürel öğeler yer alacak. Māori tasarım ajansı Indigenous Design and Innovation liderliğinde gerçekleştirilecek bu tasarımlar, derin bir kültürel yankı ve kalıcı bir topluluk mirası yaratmayı hedefliyor. Trenler, saatte 120 km hıza kadar hizmet verecek ve her biri maksimum 475 yolcu taşıyabilecek. Tekerlekli sandalye, bisiklet, bagaj ve bebek arabası olanaklarının yanı sıra tuvalet, otomat ve su sebili gibi modern imkanlarla donatılacak.
Son Teknoloji Bakım ve Öngörücü Sistemler
Yeni trenlerin bakım ve işletimini desteklemek amacıyla Alstom’un son teknoloji HealthHub durum bazlı ve öngörücü bakım teknolojileri ile bağlantılı sürücü danışma sistemi gibi çeşitli teknolojileri ilk kez Yeni Zelanda’da kullanılacak. Trenler, kritik bir ağ koridoru olan 9 km’lik Remutaka Tüneli’nin belirli bölümlerinde emisyonsuz işletim sağlayacak yerleşik bataryalara sahip akıllı tren kontrolü ile çalışacak.
Alstom’un bataryalı elektrikli çoklu ünite teknolojisindeki başarısı, 2020’den bu yana satılan 60 trenle artmaya devam ediyor. Bu son sözleşme, Alstom’un Almanya ve İrlanda’daki önceki BEMU siparişlerine dayanıyor ve şirketin mevcut dizel-elektrikli ve elektrikli trenleri BEMU’lara dönüştürme konusundaki öncü rolünü de pekiştiriyor. Bu proje, Alstom’un sürdürülebilir ulaşım vizyonunu Yeni Zelanda’ya taşıyarak bölgedeki yeşil dönüşüm çabalarına önemli bir katkı sağlayacak.