Tam 100 yıldır Phantom, dünyanın en etkili isimleri tarafından tercih edilen, başarı ve seçiciliğin nihai sembolü olarak zirvedeki yerini koruyor. Efsanevi Phantom’un 100. yıl dönümü kutlanırken, Rolls-Royce Motor Cars bu ikonik mirasa hak ettiği saygıyı göstermek üzere Phantom Centenary Private Collection’ı tanıttı. Sadece 25 adet ile sınırlı olan bu özel koleksiyon, Rolls-Royce Bespoke (kişiselleştirme) Collective’in tasarımcı, mühendis ve ustalarının tüm uzmanlıklarını ve yaratıcılıklarını bir araya getirerek, markanın başyapıtı olarak nitelendirilebilecek bir sanat eseri ortaya çıkardı.
Rolls-Royce Bespoke ekibi, 1920’lerden günümüze Phantom’un her neslinin ruhunu ve kimliğini detaylı bir şekilde inceledi. Kilit sahipler, Rolls-Royce’un önemli isimleri, modelin üretildiği mekanlar ve dönemin ruhunu yansıtan önemli olaylar titizlikle araştırıldı. Bu ilham kaynakları, önce 77 el çizimi motif olarak tasarlandı ve ardından Phantom Centenary Private Collection’a özenle işlenmiş arşiv referanslarıyla yansıtıldı. Ortaya çıkan bu koleksiyon, Phantom’un geçmişine saygı duruşunda bulunurken, bugününü tanımlıyor ve önümüzdeki 100 yıl boyunca modelin mirasını şekillendirecek prensipleri ortaya koyuyor.
Dış Tasarım: Zamansız Zarafetin ve Altın Çağın İfadesi
Phantom Centenary Private Collection’ın dış tasarımı, siyah-beyaz bir film yıldızının zamansız zarafetini ve Phantom’un galalarda boy gösterdiği, sinema ikonlarını taşıdığı Hollywood’un altın çağını anımsatıyor.
Özel Bespoke Boya ve Yüzey
Araç, Bespoke iki tonlu boya ile tamamlanıyor. Uzun yüzeylerdeki bu uygulama, 1930’lu yılların Phantom modellerinin akıcı silüetine saygı duruşu niteliğinde. Yan gövde, Arctic White üzerine Super Champagne Crystal kaplamasıyla sunulurken, üst gövde siyah üzerine Super Champagne Crystal ile tamamlanıyor. Özel olarak geliştirilen bu kaplama, dış yüzeye olağanüstü bir metalik parlaklık ve derinlik kazandırıyor. Bu büyüleyici etki, şeffaf verniğe ince öğütülmüş cam parçacıklarının ve şampanya rengi partiküllerin eklenmesiyle elde ediliyor.
Altın Kaplama Spirit of Ecstasy ve “RR” Onur Rozeti
Bu zamansız dış tasarım, benzersiz bir Spirit of Ecstasy figürü ile taçlandırılıyor. Phantom’a takılan ilk Spirit of Ecstasy figürünü referans alan bu özel tasarım, önce 18 ayar saf altın ile dökülüyor, ardından 24 ayar altın kaplama ile tamamlanıyor. Figürün tabanı, el dökümü beyaz cam mine ile tamamlanıyor ve koleksiyonun adı özenle işlenerek kazınıyor. Parça, Londra’daki Hallmarking & Assay Office’de özel olarak geliştirilen “Phantom Centenary” damgasını aldı.
Rolls-Royce tarihinde bir ilk olarak, aracın ön, arka ve yan taraflarında yer alan “RR” Onur Rozeti de koleksiyona özel 24 ayar altın ve beyaz mine ile sunuluyor. Dış tasarımın tamamlayıcısı olarak, her biri 25 çizgiyle işlenmiş Phantom jantları yer alıyor; toplam 100 çizgiyle Phantom’un 100. yılı kutlanıyor.
İç Tasarım: Phantom Efsanesinin Görkemli Arşiv Yolculuğu
Phantom’un bir asırlık hikayesi, Private Collection’ın iç mekânında, bazıları hemen fark edilen, bazıları ise zamanla keşfedilen görkemli arşiv referanslarıyla hayat buluyor. Geçmiş Phantom modellerine saygı duruşu olarak, iç mekân tekstil ve deriyi bir araya getiriyor. Şoför koltuğu dayanıklı deri ile arka kabin ise lüks kumaşlarla kaplanarak, markanın ilk yıllarındaki sürüşteki otorite ile yolcu kabinindeki mutlak huzur dengesi yansıtılıyor.
Arka Koltuklar: Haute Couture Zanaatkarlığı
Phantom Centenary’in arka koltukları, 1926 yapımı ünlü “Phantom of Love” modelinden ilham alıyor. Koltuklardaki sanat eserleri, üç farklı hikâye katmanı üzerinden anlatılıyor:
- Arka Plan: Phantom tarihine ait önemli mekanları ve objeleri gösteren yüksek çözünürlüklü baskı.
- Orta Katman: Geçmişin ikonik Phantom modellerini ince detaylarla gözler önüne seren yüksek çözünürlüklü baskı.
- Üst Katman: Phantom’un her neslinden yedi önemli sahibini soyut bir şekilde temsil eden özenle işlenmiş nakışlar.
Bu özel kumaş, bir moda atölyesi ile iş birliği içinde 12 ay süren titiz bir çalışma sonucunda geliştirildi ve haute couture dünyasının ötesinde ilk kez bu koleksiyon için kullanıldı.
Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu, 160.000’den fazla dikişten oluşuyor. Bespoke Collective tarafından “iplikle eskiz yapmak” olarak tanımlanan özel nakış tekniği, bir kalem çizgisinin ifadesini tekstil üzerinde yansıtıyor. Ustalar, Golden Sands ipliği ile eskiz tarzında düzensiz dikişler, doku ve derinlik için ise Seashell ipliği ile yüksek yoğunluklu dikişler uyguladı. Koltuklar, Savile Row terzilik tekniklerinden ilham alınarak 45 ayrı panelden oluşturuldu.
Ön Koltuklar ve Anthology Gallery
Ön koltuklardaki deri, Bespoke tasarımcı tarafından hazırlanan el çizimi çalışmalar temel alınarak lazerle işlenmiş. Motifler arasında, 2003’teki Rolls-Royce yeniden lansmanının kod adı olan “Roger Rabbit”e gönderme yapan bir tavşan ve 1923 Phantom I prototipinin kod adı olan martı yer alıyor.
Koleksiyonun merkezinde, Anthology Gallery bulunuyor. Dikey olarak fırçalanmış 50 adet 3D baskılı alüminyum “kanatçıktan” oluşan bu etkileyici kompozisyon, Phantom’un bir asır boyunca basında yer alan övgü dolu alıntılardan oluşuyor ve düşen havai fişeklerin ışıltısını çağrıştıran değişken ışıklandırmalarla aydınlanıyor.
Ahşap İşçiliği: Heykelsi ve Coğrafi Bir İfade
Phantom Centenary Private Collection, Rolls-Royce tarihinde yaratılmış en karmaşık ve detaylı ahşap işçiliğini içeriyor. Bir yıl süren bir çalışma sonucunda geliştirilen Blackwood renklendirilmiş kapı panelleri, Phantom’un en önemli ve dönüm noktası niteliğindeki yolculuklarını gözler önüne seriyor.
Her bir kompozisyonda; coğrafi haritalar, manzaralar ve deneysel araba tasvirleri, üç boyutlu çok yönlü marküteri, lazer kazıma, 3 boyutlu mürekkep katmanlama ve altın varak teknikleri bir araya getiriliyor.
- Arka Kapılar: Sir Henry Royce’un kış aylarını geçirdiği St. Tropez yakınlarındaki Le Rayol-Canadel-sur-Mer kıyı şeridi betimleniyor.
- Ön Yolcu Kapısı: Royce’un yazlık konutunun bulunduğu West Wittering’in manzarası yer alıyor.
- Sürücü Kapısı: Goodwood döneminin ilk Phantom’ının Avustralya kıtasını kat ettiği destansı 4.500 millik yolculuğu anlatılıyor.
Bu yolculukları temsil eden yollar, 0.1 mikrometre kalınlığındaki altın varak karelerinden işlenmiş 24 ayar altınla parlatılıyor. Haritalar, manzaralar ve bitki örtüleri, lazer kullanılarak ahşaba üç farklı derinlikte işleniyor.
Altın Miras ve Starlight Tavanın Hikayesi
Aracın 6,75 litrelik V12 motoru, Arctic White ile tamamlanmış özel tasarım bir kapakla öne çıkarılıyor ve motor kapağı 24 ayar altın detaylarla süsleniyor.
Hafif animasyonlu ve işlemeli Starlight (Yıldız Tavan) döşemesi, Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000 dikişle yansıtıyor. Tasarım, Henry Royce’un Wittering’deki dut ağacının altında, iki yakın meslektaşıyla fotoğraflandığı anı yansıtıyor. Tavanda ayrıca bal arıları, Phantom Rose‘a giden yolları gösteriyor ve Sir Malcolm Campbell’in “Bluebird” Phantom II’sine gönderme yapan bir kuş motifi gibi sessiz övgüler yer alıyor.
Rolls-Royce Motor Cars CEO’su Chris Brownridge, bu eserin 40.000 saatten fazla emeğin ürünü olduğunu belirterek, “Bu ödünsüz sanat eseri, özenle tasarlanmış Phantom VIII’i bir tuval olarak kullanarak Phantom’un olağanüstü yaşam öyküsünü ve onu şekillendiren insanları anlatıyor. Bu araç, Phantom’un hırs, sanatsal yaratıcılık ve tarihi ağırlık simgesi olarak statüsünü yeniden teyit ediyor,” dedi.