Pentagon’un son yıllık raporu, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun kapasitesindeki artışı “tarihi” bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Pekin’in nükleer cephaneliğini ve uçak gemisi filosunu hızla genişletmesi, ABD savunma stratejistleri tarafından doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak değerlendiriliyor.
Deniz ve Nükleer Güçte Yeni Hedefler
Çin’in denizlerdeki hakimiyet arayışı, 2035 yılına kadar dokuz uçak gemisine ulaşma hedefiyle somutlaşıyor. Bu hamle, Pekin’i ABD’nin 11 gemilik filosuna en yakın rakip konumuna taşıyacak. Nükleer alanda ise 2030 yılına kadar 1.000 savaş başlığını aşma yolunda ilerleyen Çin, erken uyarı karşı saldırı sistemleriyle caydırıcılığını bir üst seviyeye çıkarıyor. Xi Jinping’in “Çin Rüyası” olarak adlandırdığı bu vizyon, 2049’a kadar ABD’nin küresel hakimiyetine meydan okuyacak bir ordu inşa etmeyi hedefliyor.
Stratejik Ortaklıklar ve Bölgesel Riskler
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur, Çin’in Rusya ile derinleşen ancak güvensizliğe dayalı ortaklığıdır. Rusya’nın Ukrayna’daki hatalarından ders çıkaran Xi, özellikle Tayvan senaryosu için operasyonel modernizasyona odaklanıyor. Savunma bütçesindeki %5,2’lik resmi artışa rağmen Pentagon, gerçek harcamaların açıklanan rakamların çok üzerinde olduğu konusunda uyarıyor.
Diplomasi ve Gelecek Projeksiyonu
Askeri gerilimin tırmandığı bu dönemde, Donald Trump ile Xi Jinping arasındaki diplomatik temaslar şaşırtıcı bir denge unsuru oluşturuyor. Trump’ın Çin ziyareti davetini kabul etmesi ve “büyük resme odaklanma” vurgusu, sert askeri rekabetin gölgesinde yeni bir müzakere döneminin kapısını aralayabilir.
