Hükümet Sorumluluk Ofisi, Cuma günü yayımladığı açıklamada, Savunma Bakanlığı’nın V-22 Ospreyの güvenliğini artırmaya yönelik farklı askeri servisler ve ofisler arasındaki bilgi alışverişini güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekti. GAO’nun hazırladığı raporda, ortak program ofisi ve uçuşu gerçekleştiren hizmetler arasında kaza raporları, uçak bilgileri ve acil durum prosedürleri gibi kritik bilgilerin rutin olarak paylaşılmadığı vurgulandı. Ayrıca, bakım verilerinde de en yaygın kullanılan parça ve bileşenlerin durumu hakkında yeterli bilgi akışının sağlanmadığı belirtildi. Bu eksikliklerin, sorunların yıllarca, hatta on yıl veya daha fazla süreyle çözülememesine yol açtığı raporda açıklandı.
GAO, Pentagon’un bu konuları ele alırken, hususların net ve sorumlu bir biçimde tanımlanmış bir takip ve denetim yapısı olmadan, güvenlik risklerini tamamen ortadan kaldırmasının zor olacağı görüşünde. Bu programda görev yapan Deniz Piyadeleri, Hava Kuvvetleri ve Donanma, kalkış ve inişi helikopter gibi gerçekleştiren, aynı zamanda uçak misyonlarıyla da uçabilen 400’den fazla Osprey yerine sahip. Bu uçaklar, özellikle uçak gemilerinden kalkış ve iniş yapabilme, zorlu saha koşullarında operasyon gerçekleştirme kabiliyetleri sayesinde, askeri açıdan büyük avantaj sağlıyor.
Ancak, zaman içinde yaşanan kazaların sayısı ve şiddeti endişe verici seviyeye ulaştı. GAO’nun raporu, bu uçakların kaza oranlarının, özellikle son on yılda, sabit kanatlı ve döner kanatlı diğer askeri araçlara kıyasla önemli ölçüde yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu da, özellikle 2022 sonrası dönemde, 20 askerin ölümüne yol açan dört ölümcül kazayı beraberinde getirdi. Ayrıca, ciddi kazalar A ve B sınıfı sınıflandırılır ve bunlar, ölüme, kalıcı sakatlığa, hastanede uzun süre kalmaya ve maddi hasara neden olabiliyor. Raporda, 2019 yılı içerisinde, yalnızca Deniz Piyadeleri’nin kayıtlara geçen ciddi kazalarda azalma görüldüğü belirtiliyor, ancak genel trend endişe verici olmaya devam ediyor.
Uzmanlar, en büyük risklerin, uçuş ve bakım sırasında motor ve gövde bileşenlerinde görülen arızalardan kaynaklandığını belirtiyor. Özellikle, proportor dişli kutusu kavramaları ve bu sistemlerle ilişkili sorunlar, uçuş güvenliğini doğrudan etkileyen kritik arızalara neden oluyor. GAO tarafından gerçekleştirilen kapsamlı incelemeler, yakın zamanda gerçekleşen dört ölümcül kazada bu ciddi arızaların önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Ek olarak, kum ve toz gibi zorlu çevre koşullarında, inişlerde motorların hızla güç kaybetmesi veya yüksek hızlara çıkması da başka risk faktörleri arasında yer alıyor. Hawaii’de 2015’te gerçekleşen ve iki denizcinin ölümüne neden olan kazada, kum emilimi ve motor durması önemli faktörler olarak raporlandı.
Ancak, GAO, ilgili paydaşların bu sorunların tanımlanması, analiz edilmesi ve çözümüne ilişkin sistematik bir yaklaşım geliştirmediğini de ortaya koyuyor. Programı yöneten ortak ofis ve diğer hizmetlerin, risk değerlendirmelerini tamamlamış olmalarına rağmen, açık kalan birçok risk ve potansiyel tehlike bulunuyor. Bu risklerin büyük kısmı, güncel ve ciddi bir şekilde takip edilmeden uzun süreler açık kalmış durumda. Ayrıca, bazı yüksek riskler, kritik seviyede değerlendirilip, bunlara ilişkin alınan önlemler zaman içinde yetersiz kalmış olabilir.
GAO, savunma bakanının ve üst seviye komuta kademesinin, bu riskleri tanımlama, analiz etme ve uygun önlemleri alma sürecini güçlendirmeleri gerektiğini öneriyor. Bu, sorumlulukların net bir biçimde belirlenmesini ve düzenli gözden geçirme mekanizmalarının kurulmasını içermeli. Aynı zamanda, çeşitli hizmetler ve birimler arasında bilgi paylaşımını artırmayı amaçlayan düzenli toplantılar ve konferanslar düzenlenmeli. Bakım kılavuzlarının ve denetim prosedürlerinin kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve gerektiğinde güncellenmesi de, güvenliği sağlamak adına öneriliyor. Pentagon, GAO’nun bu tavsiyelerine katıldığını ve uygulamaya geçmek için adımlar atacağını belirtti, böylece Osprey uçaklarının güvenliğine yönelik kapsamlı bir iyileştirme sürecine girişmiş olacaklar.