2026 yılı, ABD dış politikasında sarsıcı bir başlangıca sahne oldu. Başkan Donald Trump’ın emirleriyle 3 Ocak şafağında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik gerçekleştirilen baskın, Washington’un askeri kapasitesini ve siyasi kararlılığını tüm dünyaya ilan etti. Ancak bu olay, Caracas’tan binlerce kilometre uzaktaki Kiev’de farklı bir yankı buldu. Ukraynalı yetkililer, Washington’un bir diktatörü devirmek için gösterdiği bu “kusursuz” kararlılığın, Rusya’nın saldırılarını sona erdirmek için de kullanılıp kullanılmayacağını sorguluyor.
Maduro’nun Sonu ve Zelenskyy’nin Mesajı
Venezuela baskını, sadece bir rejim değişikliği değil, aynı zamanda Trump yönetiminin “Batı Yarımküre’de Amerikan hakimiyeti” vizyonunun bir kanıtıydı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy, bu operasyonu büyük bir dikkatle izledi ve Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda açık bir çağrıda bulundu: “Eğer bunu diktatörlere karşı yapabiliyorsanız, o zaman ABD bundan sonra ne yapacağını bilir.”
Zelenskyy’nin hayal kırıklığı, Maduro’nun New York’ta yargılanırken Putin’in hala koltuğunda oturuyor olmasından kaynaklanıyor. Ukraynalılar için Venezuela, Trump’ın elinde muazzam bir güç ve “koz” olduğunu, ancak bu kozun henüz Rusya’ya karşı kullanılmadığını kanıtlayan acı bir örnek teşkil ediyor.
Diplomatik Ağırlık ve “Pazarlık Çipi” Endişesi
Emekli Korgeneral Ben Hodges, Trump’ın Rusya üzerinde muazzam bir nüfuzu olduğunu ancak bunu kullanmadığını savunuyor. Kiev’deki en büyük korku, Ukrayna’nın Trump’ın küresel enerji, yaptırım ve askeri konuşlandırma denkleminde sadece bir “pazarlık çipi” haline gelmesidir. Chatham House ve Brookings Enstitüsü analistleri, Washington harekete geçtiğinde müttefiklerin ne kadar az nüfuza sahip olduğunun bu olayla netleştiğini vurguluyor.
Trump’ın Ukrayna barış müzakereleri için deneyimli diplomatlar yerine damadı Jared Kushner ve iş arkadaşı Steve Witkoff’u görevlendirmesi, Kiev’de “B takımı” muamelesi görme endişesini pekiştirdi. Aralık ayında yapılan anketler, Ukrayna halkının ABD’ye olan güveninin %41’den %21’e düştüğünü gösteriyor.
Avrupa’nın Yalnızlığı ve Küresel Normların Çöküşü
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin uluslararası kurallardan koparak müttefiklerinden uzaklaştığı uyarısında bulundu. Macron’a göre dünya, büyük güçlerin kendi etki alanlarını dikte ettiği bir döneme giriyor. ABD’nin Batı Yarımküre’ye odaklanarak Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük tehdide sırtını dönmesi, müttefikler arasında “utanç verici” bir durum olarak nitelendiriliyor.
Bir Sonraki Hedef Kim?
Zelenskyy, Trump’ın “bir diktatörü 90 dakikada devirme” kabiliyetinden ilham alarak, benzer bir operasyonun Çeçen lider Ramzan Kadırov’a karşı yapılmasını önerdi. Ukrayna lideri, Putin’in ancak böyle bir kararlılık karşısında durup düşünebileceğine inanıyor. Ancak şimdilik Venezuela örneği, Trump’ın istediği zaman Kongre’yi ve müttefiklerini devre dışı bırakarak hareket edebildiğini, ancak bu iradenin yönünü ne zaman Doğu’ya çevireceğinin belirsizliğini koruduğunu gösteriyor.