Fransa ve Almanya, bu hafta üst düzey bir nükleer yönlendirme grubu kurarak Avrupa’nın nükleer caydırıcılık stratejisinde önemli bir adım attı. Bu gelişme, ABD’nin uzun vadeli güvenlik garantörlüğü konusundaki belirsizlikler gölgesinde gerçekleşiyor ve kıtanın savunma yapısını güçlendirme çabalarını öne çıkarıyor.
Başkan Emmanuel Macron ile Şansölye Friedrich Merz’in ortak bildirisinde, yeni grubun doktrinsel diyalog ve stratejik işbirliğini koordine edeceği belirtiliyor. Bu çerçeve, konvansiyonel savunmadan füze korumasına ve Fransız nükleer yeteneklerinin etkili bir şekilde entegrasyonuna kadar geniş bir alanı kapsıyor. 2019 Aachen Antlaşması’na dayanan bu girişim, aylardır süren görüşmelerin ardından somutlaşırken, Macron’un nükleer doktrinindeki değişiklikleri ve kıta çapında caydırıcılık şemsiyesini genişletme planlarını da beraberinde getiriyor.
Her iki ülke, bu yıldan itibaren Almanya’nın Fransız nükleer tatbikatlarına katılımı ve stratejik bölgelerde ortak ziyaretler gibi somut adımlar atmayı planlıyor. Ortak açıklamada, bu düzenlemenin NATO’nun nükleer caydırıcılığını ve paylaşım mekanizmalarını yerine geçirmeyip onlara katkı sağlayacağı vurgulanıyor. Ayrıca, Britanya’nın nükleer cephaneliğindeki rolü ve her iki ülkenin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’ndaki taahhütleri de önemli noktalardan biri olarak ele alınıyor.
Rusya’nın Tepkisi ve Geniş Stratejik Değişimler
Rusya ve bazı nükleer silahsız devletler, bu tür nükleer paylaşımları eleştirirken, NPT’nin ihlali olabileceğini savunuyor. Örneğin, Rusya 2023’ten beri savaş başlıklarını Belarus’a yerleştirerek benzer adımlar atıyor. Öte yandan, Fransız-Alman girişimi, Trump yönetiminin dolaylı onayını almış gibi görünüyor; zira ABD’li yetkililer, Avrupa’nın NATO’daki nükleer rolünü artırmasını makul buluyor.
Bu onay, ABD’nin Çin’e odaklanırken Avrupalı müttefiklerini kendi savunmalarını üstlenmeye teşvik ettiği geniş bir stratejik kaymanın yansıması. Erken uyarı sistemleri, hava savunması ve derin hassas saldırılar gibi alanlar da grup tarafından ele alınacak; bunlar, Avrupa’nın Rusya ile olası çatışmalardaki zayıf noktalarını gidermek için kilit önem taşıyor.