İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aktif olarak kullandığı hizmet binalarına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulma girişimiyle başlayan hukuk mücadelesi yeni bir boyut kazandı. Gasilhane, Egemenlik Evi ve Meslek Fabrikası gibi sembolik yapıların mülkiyet tartışması yargıya taşınırken, belediye envanterinden çıkan veriler çarpıcı bir tabloyu gözler önüne serdi. Kayıtlar, Büyükşehir Belediyesi’nin merkezi idareye bağlı kurumlara karşı sergilediği yapıcı tutumu rakamlarla kanıtlıyor.
287 Bin Metrekarelik Dev Hizmet Alanı
Belediye kayıtlarına göre, son yıllarda merkezi idareye bağlı kurumların talepleri üzerine toplam 81 adet taşınmaz tahsisi gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarıyla hayata geçirilen bu işlemlerin toplam büyüklüğü 287 bin 328 metrekareyi aşmış durumda. Başkan Dr. Cemil Tugay’ın “İzmir’in hakkına sahip çıkma” çağrısıyla yankı bulan süreçte, belediyenin kamu hizmetlerinin aksamaması adına mülkiyetindeki alanları devletin diğer birimlerine cömertçe sunduğu görülüyor.
Tahsislerde “Din ve Eğitim” İlk Sırada
Yapılan incelemeler, tahsislerin büyük bir kısmının vatandaşın günlük yaşamına doğrudan dokunan alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor. Kurum bazlı dağılımda aslan payını müftülükler ve eğitim kurumları alıyor: İl ve İlçe Müftülükleri: Toplam 30 tahsis ile listenin başında yer alıyor. Milli Eğitim Müdürlüğü: 16 tahsis ile ikinci sırada bulunuyor. Sağlık ve Emniyet: Sağlık Bakanlığı’na 10, Emniyet Müdürlüğü’ne ise 4 taşınmazın tahsisi yapılmış durumda.
Kamu Hizmetinde Süreklilik Vurgusu
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dokuz Eylül Üniversitesi gibi kurumlara da alan sağlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu verilerle birlikte “el koyma” girişimlerine karşı savunmasını güçlendiriyor. Tamamı halkın hizmetinde aktif olarak kullanılan binaların mülkiyet değişikliği tartışılırken, belediyenin 81 farklı noktada merkezi hükümet birimlerine sağladığı kullanım hakkı, yerel yönetim ile merkezi idare arasındaki iş birliğinin boyutlarını da net bir şekilde ortaya koyuyor.