Türkiye’de son yıllardaki istatistikler, kadın ve erkeklerin yaşam süreleri, eğitim seviyeleri ile toplumsal sorunlar gibi konuları ele alıyor. Örneğin, 2022-2024 dönemi verilerine göre, ortalama yaşam süresi genel olarak 78,1 yıl olarak belirlenirken, kadınların bu süreyi 80,7 yıla çıkardığı ve erkeklerin 75,5 yıl ile geride kaldığı gözlemleniyor. Bu fark, kadınların erkeklere nazaran daha uzun bir yaşam beklentisine sahip olduğunu vurguluyor ve aradaki 5,2 yıllık uçurumu netleştiriyor.
Ayrıca, nüfus kayıtlarına dayalı olarak 2025 sonu itibarıyla kadın nüfusu 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfusu ise 43 milyon 59 bin 434 kişi olarak kaydedildi. Yaş gruplarına bakıldığında, 60 yaş ve üzeri kesimde kadınların sayısının artması, onların daha uzun ömürlü olmasından kaynaklanıyor. Eğitim alanında ise 25 yaş ve yukarısı için ortalama eğitim süresi 2024’te genel olarak 9,5 yıla yükseldi; kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl olarak gerçekleşti. Bu eğilim, eğitim fırsatlarının genişlemesini destekliyor.
Eğitim tamamlanma oranlarında da önemli ilerlemeler var. 2008’den 2024’e kadar, en az bir eğitim düzeyini bitiren 25 yaş ve üzeri bireylerin oranı yüzde 75,1’den yüzde 92,6’ya çıktı. Kadınlar için bu oran yüzde 67,5’ten yüzde 88,3’e, erkekler için ise yüzde 82,8’den yüzde 97,0’a ulaştı. Yüksek öğretim mezuniyeti bakımından, 25 yaş ve yukarısı için genel oran 2008’de yüzde 9,1 iken 2024’te yüzde 25,2 oldu; kadınlarda yüzde 7,1’den yüzde 23,6’ya, erkeklerde yüzde 11,2’den yüzde 26,8’e yükseldi. Özellikle, annesi yüksek öğretim mezunu olan bireylerin yüzde 84,4’ünün aynı seviyeye gelmesi, eğitimsel mirasın güçlü etkisini gösteriyor.
İş gücü katılımında da eğitim seviyesi belirleyici rol oynuyor. 2024 verilerine göre, 15 yaş ve yukarısı için genel katılım oranı yüzde 54,2; kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde yüzde 72,0. Yüksek öğretim mezunu kadınların katılımı yüzde 68,7’ye çıkarken, okuryazar olmayanlarınki sadece yüzde 14,6’da kaldı. Evliliklerde eğitim farkı incelendiğinde, kadınların yüzde 38,3’ünün kendilerinden daha eğitimli erkeklerle evli olduğu, yüzde 17,0’inin ise eşlerinden daha yüksek eğitime sahip olduğu görülmekte; bu durum, eğitimsel dengeyi ifade ediyor.
Şiddet konusuna gelindiğinde, kadınların maruz kaldığı türler arasında psikolojik şiddet yüzde 28,2 ile en yaygın olanı. Ekonomik şiddet yüzde 18,3, fiziksel şiddet yüzde 12,8, ısrarlı takip yüzde 10,9, dijital şiddet yüzde 8,3 ve cinsel şiddet yüzde 5,4 oranında görülüyor. Eğitim seviyesi arttıkça ekonomik şiddetin azaldığı, ancak ısrarlı takip ve dijital şiddetin yükseldiği dikkat çekici. Örneğin, bir okul bitirmeyenlerde ekonomik şiddet yüzde 31,8 iken, yüksek öğretim mezunlarında bu oran yüzde 8,9’a düşüyor. Şiddet kaynakları arasında, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet için en büyük tehlike eş veya eski eşlerden geliyor; ekonomik şiddet aileden, ısrarlı takip ve dijital şiddet ise yabancı kişilerden kaynaklanıyor.
| Kategori | Kadınlar (%) | Erkekler (%) |
|---|---|---|
| Ortalama Yaşam Süresi (2022-2024) | 80,7 | 75,5 |
| Ortalama Eğitim Süresi (2024) | 8,8 | 10,2 |
| En Az Bir Eğitim Düzeyini Tamamlayan (2024) | 88,3 | 97,0 |
| Yüksek Öğretim Mezunu (2024) | 23,6 | 26,8 |
| İş Gücü Katılımı (2024) | 36,8 | 72,0 |