Kanser, küresel ölçekte olduğu gibi ülkemizde de halk sağlığını ciddi şekilde tehdit eden bir sorun olmayı sürdürüyor. Son yıllarda artan farkındalık ve erken teşhis yöntemleriyle pek çok kanser türü, etkili bir şekilde önlenebiliyor veya tedavi edilebiliyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 14 milyon kişiye kanser teşhisi konurken, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre bu sayı yıllık olarak 163 bin 500 civarında seyrediyor. Bu hastalık, yaş, cinsiyet veya sosyal farklılıkları gözetmeksizin herkesi etkileyebilir ve ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Uzmanlara göre, 2030 yılına kadar yeni vaka sayısı 22 milyona ulaşabilir; en yaygın türler arasında akciğer, meme, kolon, rektum ve prostat kanserleri öne çıkıyor.
Özellikle Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Umut Demirci gibi uzmanlar, modern tıbbın gelişimiyle kanserin artık kronik bir hastalık olarak yönetilebileceğini vurguluyor. Yeni akıllı ilaçlar ve immünoterapi yöntemleriyle hastaların yaşam kalitesi ve süresinde kayda değer iyileşmeler sağlanıyor. Son araştırmalar, örneğin İspanyol bilim insanlarının pankreas kanseri çalışmalarıyla, tek bir kan testiyle erken evrede birden fazla kanseri tespit etmenin mümkün olabileceğini gösteriyor. Bu ilerlemeler, kanserin kontrol altında tutulması için umut verici bir gelecek vaat ediyor.
Toplumdaki ‘kanser ölüm demektir’ inancını güncellemek için neler söylenebilir?
Günümüzde kanser, her zaman ölümle sonuçlanmayan bir hastalık haline gelmiştir. Pek çok türde erken müdahale ile tam iyileşme mümkün olurken, ileri aşamalarda bile diyabet veya yüksek tansiyon gibi yönetilebilir bir duruma dönüşebiliyor. Bilimsel gelişmeler sayesinde hastaların yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde artıyor; bu nedenle bu algının yenilenmesi şarttır.

Check-up ile kanser taraması arasındaki farklar nelerdir ve kimler düzenli kontrol yaptırmalı?
Check-up, genel sağlık durumunu değerlendiren kapsamlı bir inceleme iken, kanser taramaları belirli yaş grupları ve risk faktörlerine göre odaklanan özel testlerdir. Hiçbir belirti olmasa bile, belirli bir yaştan sonra herkes, özellikle ailede kanser öyküsü olanlar, düzenli taramalara önem vermelidir.

Immünoterapi ve akıllı ilaçlardaki son gelişmelerle kanseri kronik bir hastalık olarak yönetmek mümkün mü?
Yeni nesil ilaçlar sayesinde, daha etkili ve az yan etkiyle tedaviler uygulayabiliyoruz. Bazı vakalarda tamamen iyileşme sağlanırken, ileri evrelerde hastalık uzun yıllar kontrol altında tutulabiliyor; bu, kanseri uzun vadeli bir hastalık haline getiriyor.

Kanda kanser hücresi tarama teknolojisi Türkiye’de mevcut mu ve gelecekte tek bir testle tüm kanserleri erken yakalama şansı var mı?
Kanda veya vücut sıvılarında kanser izleyicilerini tespit etmek için ‘likit biyopsi’ gibi yöntemler kullanılıyor. Bugün, teşhis konulan hastaların izlenmesi için bu testler mevcut; ancak gelecekte çoklu erken tarama testleri, hiçbir belirti vermeyen kanserleri bile erkenden yakalayabilir. Türkiye’de sınırlı erişim olsa da, teknik gelişmelerle bu alan umut verici bir şekilde genişleyecek.

Tedavi sürecinde moralin etkisi ne kadar önemli ve hastalarınıza ne öneriyorsunuz?
Moral, tek başına tedavi etmez ama süreci kolaylaştırır. Her kanser deneyimi benzersizdir ve psikolojik destek, hastaların zorluklarla baş etmesini sağlar. Dinlenmek, destek almak ve anlaşılmak, tıbbi tedavinin önemli bir parçasıdır.
Beslenme alışkanlıklarımızda kanserle ilgili hangi değişiklikler yapmalıyız?
İşlenmiş gıdalar ve katkı maddeleri riski artırır; örneğin, salam gibi ürünler kanserojen olarak kabul edilir. Taze, doğal beslenme tercih edilmelidir. Ayrıca, obezite ve hareketsizlik gibi faktörler kanser vakalarının üçte birinden sorumlu olabilir; bu yüzden sağlıklı yaşam tarzı şarttır.
Ailesinde kanser geçmişi olanlar bu korkuyla nasıl mücadele etmeli ve genetik testler ne zaman gerekli?
Aile öyküsü riski yükseltir ama kaçınılmaz değildir; düzenli taramalarla önlem alınabilir. Genetik testler, doktor tavsiyesiyle belirli durumlarda yapılmalıdır.
Onkoloji alanındaki yıllarınız, hayata bakışınızı nasıl değiştirdi?
Hastaya özel tedavilerle elde edilen başarılar, her açıdan daha umutlu olmayı sağlıyor. Artık daha az yan etki ve daha iyi sonuçlar elde ediyoruz, bu da hastalarla birlikte yol almayı hissettiriyor.
Türkiye’de en sık görülen kanser türleri neler ve istatistiklerde değişiklik var mı?
Kadınlarda meme, erkeklerde prostat ve her ikisinde de akciğer kanseri yaygın. Mide ve yemek borusu kanserleri ise Batı ülkelerine göre daha fazla görülüyor; genel sıklık artıyor.
2026 Dünya Kanser Günü teması, kanserle mücadeleyi nasıl tanımlıyor?
Her hastanın hikayesi farklıdır; bu tema, kişiye özel yaklaşımların önemini vurgular ve doğru bilgiye ulaşmanın sonuçları iyileştirdiğini gösterir.
Genetik haritalama ve likit biyopsi, tedavi başarısını ne kadar artırdı?
Bu yöntemler, hastalığı daha iyi anlamamızı ve doğru tedavileri seçmemizi sağlıyor; gelecekte taramalara entegre olarak kanser mücadelesini dönüştürebilir.
Pankreas kanseri çalışmalarından hastalar için ne gibi umutlar doğuyor?
İspanyol araştırmaların hayvan deneyleri aşamasında olsa da, bu adımlar klinik uygulamalara yol açabilir ve diğer kanser türleri için de yeni kapılar aralayabilir.
Erken teşhisin önemi hala geçerli mi ve temel kontroller neler olmalı?
Evet, ‘Kanserden korkma, geç kalmaktan kork’ sloganı hala doğru; kanserlerin yarısı önlenebilir. Sigara bırakmak, hareketli olmak ve yaşa uygun taramalar, en etkili adımlardır.