Türkiye’nin ulaşım vizyonunda stratejik bir öneme sahip olan demir yolu sektörü, son yıllarda dışa bağımlılığı azaltan devrim niteliğinde adımlara sahne oluyor. Uzun yıllar boyunca yurt dışındaki test merkezlerine ve yabancı tasarım süreçlerine mahkûm olan demir yolu araçları, artık yerli mühendislik altyapısıyla Türkiye’de tasarlanıyor, test ediliyor ve Avrupa pazarlarına ihraç ediliyor. Bu dönüşümün merkezinde, mühendislik gücüyle maliyetleri yarı yarıya düşüren yerli girişimciler ve onların oluşturduğu teknolojik ekosistem yer alıyor.
Yurt Dışına Bağımlılıktan Küresel İhracata
2011 yılından bu yana sektörde tasarımcı olarak görev yapan Türk girişimci Suat Sayım, 2018 yılında kurduğu şirketiyle Türkiye’de bir ilki başlattı. Daha önce tamamıyla yurt dışından tedarik edilen ve Türkiye için “ulaşılamaz” görülen disk frenli bojilerin tasarımını yerli imkânlarla gerçekleştiren Sayım ve ekibi, Avrupa standartlarını belirleyen TSI belgelerini alarak yerli üretimde önemli bir eşiği aştı.
Eskiden Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde yaptırılan bu maliyetli ve uzun süreli testlerin artık Türkiye’de gerçekleştirilmesi, sadece süreçleri hızlandırmakla kalmadı; aynı zamanda mühendislik birikiminin ülke içinde kalmasını sağladı.
Maliyetlerde Yüzde 50 Avantaj
Milli Banliyö Treni Projesi gibi yüksek hız ve hassasiyet gerektiren projelerde, yerli mühendislik kapasitesinin gücü net bir şekilde görüldü. Projenin tip test süreçlerini normal sürenin 3’te 1’inde tamamlayan yerli ekip, maliyetleri de yüzde 50 oranında aşağı çekti. Bu başarı, Türkiye’nin demir yolu araçları imalatında sadece bir “üretim merkezi” değil, aynı zamanda yüksek teknolojiye sahip bir “mühendislik üssü” haline geldiğini kanıtlıyor.
Rekabet Gücünü Artıran Yerli Test Merkezleri
Demir yolu araçlarının Avrupa pazarında yer alabilmesi için geçilmesi gereken 10 farklı tip testi (yük vagonu, yolcu vagonu, lokomotif vb.) artık Türkiye’deki merkezlerde başarıyla uygulanıyor. Eskiden yurt dışındaki test merkezlerinden alınan randevular için 8-10 ay beklemek zorunda kalan üreticiler, yerli test altyapısı sayesinde operasyonel süreçlerini ciddi oranda kısalttı.
Bu hız ve maliyet avantajı, yerli üreticilerin uluslararası rekabet gücünü doğrudan artırdı. Son 4 yılda bir yerli vagon üreticisinin satışlarını yüzde 400 oranında artırması, bu yerli mühendislik hamlesinin somut bir sonucu olarak dikkat çekiyor. 2016 öncesinde ihracatı neredeyse sıfır olan Türkiye, bugün 1000’den fazla vagonu yurt dışı pazarlarına satar hale geldi.
Avrupa’da “Fiyat Belirleyen” Bir Konuma Yükselmek
Türk mühendisliğine yönelik Avrupa pazarındaki bakış açısı, 2015 yılından bu yana “180 derece” değişmiş durumda. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi demir yolu teknolojisinde gelişmiş ülkelere hizmet verebilen Türk firmaları, artık Avrupa pazarında fiyat belirleyici bir pozisyona ulaştı.
Gelecek Vizyonu ve İngiltere Hedefi
Başarıyı sınırlarının ötesine taşımayı hedefleyen yerli mühendisler, şimdi İngiltere pazarındaki farklı standartlara uygun AR-GE çalışmalarına yoğunlaşıyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Teknokenti’ndeki çalışmalarını sürdüren ekip, TÜBİTAK destekleriyle projelerini geliştirmeye devam ediyor. 2018 yılında tek başına başlayan bu girişim, bugün 12 uzman Türk mühendislik kadrosuyla Türkiye’nin demir yolu teknolojileri stratejisine büyük katkı sunuyor.
Devlet teşviklerinin, lojistik merkez yatırımlarının ve yerli tasarımcıları destekleyen yeni genelgelerin etkisiyle Türkiye, demir yolu sektöründe dışa bağımlı bir alıcıdan, teknoloji ihraç eden küresel bir aktöre dönüşme yolculuğunu başarıyla sürdürüyor. Genç mühendislerin yetişmesi için staj ve eğitim süreçlerine de destek veren sektör temsilcileri, Türkiye’nin demir yolu ağını teknolojik bir güç odağına dönüştürme kararlılığını sürdürüyor.