Yükseköğretim Kurulu’nun yürüttüğü çalışmalar sayesinde akademik ve sağlık alanlarında yapay zekâ kullanımı giderek artıyor. Özellikle 1 Nisan 2026’dan itibaren doktorlar ile tıp fakültesi öğrencileri, bu teknolojinin cerrahiye olan etkilerini inceleyerek, tanı ve tedavi süreçlerini hızlandırdığına dikkat çekiyor; ancak herkes, yapay zekânın insan faktörünün yerini tam olarak dolduramayacağı konusunda hemfikir.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Kayı Cangır, yapay zekânın cerrahide değerli bir yardımcı olduğunu belirterek, “Yapay zekâ ile rekabet etmek yerine, onunla uyumlu bir şekilde çalışmayı öğrenmeliyiz,” ifadelerini kullanıyor. Robotik cerrahinin sunduğu avantajları vurgulayan Cangır, ameliyatlarda damarların daha belirgin hale gelmesi ve el titremesinin ortadan kalkmasının, operasyon kalitesini önemli ölçüde yükselttiğini belirtiyor. Bununla birlikte, hekimliğin sadece teknik bir işlem olmadığını ve insanca bir dokunuşun her zaman en kritik unsur olduğunu ekliyor.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Akın Üzümcügil, yapay zekânın cerrahi alanını kökten değiştirebileceğini savunarak, cerrahların uzak mesafelerden ameliyat yapabileceği bir geleceğin kapıda olduğunu öngörüyor. Üzümcügil’e göre, bu teknoloji tanı süreçlerinde sağladığı hız ile tedavi yaklaşımlarını tamamen dönüştürüyor.
Öte yandan, tıp ve eczacılık öğrencileri yapay zekâyı eğitimlerinde etkin bir şekilde kullanıyor olsa da, onun doktorların yerini alamayacağını düşünüyor. Öğrenciler, hekimlikte empati, iletişim ve insani yaklaşımın belirleyici olduğunu belirterek, yapay zekânın sadece bir destek aracı olarak kalması gerektiğine inanıyor.