ABD ile Suudi Arabistan’ın, Irak’ın doğusunda İran yanlısı silahlı gruplara ait olduğu öne sürülen hedeflere ortak hava saldırıları düzenlediği iddia edildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 28 Temmuz’da gerçekleştirildiği belirtilen operasyonlarda silah depoları, lojistik merkezler ve insansız hava aracı faaliyetlerinde kullanıldığı değerlendirilen tesislerin hedef alındığını açıkladı.
Washington ve Riyad yönetimleri, vurulan grupların İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından ABD güçlerine ve Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar için desteklendiğini savundu. İran ve Irak’taki silahlı gruplar ise suçlamaları reddederken, Tahran yönetimi saldırılarla bağlantısı bulunduğu iddialarını kabul etmedi.
Son 72 Saatte Çok Sayıda İHA Saldırısı İddiası
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran yanlısı grupların son 72 saat içinde ABD askerî unsurlarına ve Suudi Arabistan’daki enerji tesislerine yönelik 30’dan fazla insansız hava aracı saldırısı girişiminde bulunduğunu öne sürdü.
ABD ordusu, kendi üslerine yönelen saldırıların hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıklarken, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı da 27 ve 28 Temmuz tarihlerinde ülkenin doğusundaki enerji tesisleri ile Riyad çevresini hedef aldığı belirtilen çok sayıda İHA’nın düşürüldüğünü duyurdu.
Suudi yetkililer, insansız hava araçlarının Irak topraklarından fırlatıldığını ve İran bağlantılı gruplar tarafından kullanıldığını iddia etti.
Hedef Alınan Tesislerde Hasar Oluştuğu Bildirildi
ABD ve Suudi Arabistan’ın ortak operasyonunda Irak’ın doğusunda birden fazla noktanın vurulduğu belirtilirken, kullanılan savaş uçaklarının türü ve hedef alınan tesis sayısı açıklanmadı.
Irak’taki Haşdi Şabi güçleri ise farklı bölgelerde bulunan bazı resmî karargâhların saldırıya uğradığını duyurdu. İlk açıklamalarda ölü ve yaralıların bulunduğu, bazı bina ve tesislerde hasar meydana geldiği ifade edildi.
Ancak can kaybına ilişkin bilgiler bağımsız kaynaklar tarafından henüz doğrulanmadı.
Riyad Operasyonu Meşru Müdafaa Olarak Değerlendirdi
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki, hava harekâtının ABD ile koordinasyon içinde gerçekleştirildiğini açıkladı.
Maliki, ülkesinin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi kapsamında meşru müdafaa hakkını kullandığını savunarak, Suudi Arabistan’ın topraklarına, vatandaşlarına ve enerji altyapısına yönelik tehditlere karşı gerekli adımları atmayı sürdüreceğini söyledi.
Suudi yönetimi, operasyonun yalnızca İran yanlısı gruplara ait olduğu belirtilen lojistik merkezleri ve silah depolarını hedef aldığını ifade etti.
İran Ve Silahlı Gruplardan Suçlamalara Ret
Irak’taki İran yanlısı silahlı gruplar, Suudi Arabistan’a yönelik insansız hava aracı saldırılarıyla bağlantılarının bulunmadığını ileri sürdü. Bazı gruplar ise söz konusu saldırıların Yemen’deki Husiler tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini iddia etti.
İranlı bir savunma yetkilisi de başka ülkelerden Suudi Arabistan’a yönelen saldırılarla İran arasında bağlantı kurulmasını reddederek, Tahran’ın sorumlu tutulmasını “büyük bir hesap hatası” olarak nitelendirdi.
Irak hükümeti ise ülke topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılar için kullanılmasına izin vermeyeceğini açıklarken, iddiaların araştırılması amacıyla güvenlik birimlerine soruşturma talimatı verildi.
Petrol Piyasalarında Gerilim Etkisi
Ortak hava harekâtı iddiaları ve Orta Doğu’da yükselen tansiyon, uluslararası enerji piyasalarında da etkisini gösterdi. Petrol fiyatları gelişmelerin ardından varil başına 3 dolardan fazla yükseldi.
Piyasalarda, Suudi Arabistan’daki enerji tesislerinin yeniden hedef alınabileceği ve bölgedeki petrol taşımacılığının sekteye uğrayabileceği yönündeki endişeler fiyatları yukarı taşıdı.
Ayrıca Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim de enerji arzına ilişkin riskleri artırıyor. İran Devrim Muhafızları’nın üç petrol tankerini durdurduğu yönündeki iddia ise bağımsız kaynaklar tarafından henüz doğrulanmış değil.
Uzmanlar, Irak’taki çatışmaların genişlemesi, İran yanlısı grupların olası misillemeleri veya Suudi enerji altyapısına yönelik yeni saldırılar yaşanması halinde petrol fiyatları, navlun maliyetleri ve küresel enerji piyasalarındaki belirsizliğin daha da artabileceğini değerlendiriyor. Özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından yükselen petrol fiyatlarının ekonomik maliyet oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.