Giriş: Neden hemen en kötü senaryoya göre hazırlanmalıyız?
Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu açık ve net söylüyor: Marmara Denizi’ndeki faylarla ilgili belirsizlikler, toplum ve karar vericilerde rehavete yol açmamalıdır. Jeofiziksel veriler her zaman bir belirsizlik payı taşır; bu nedenle yalnızca en olası değere göre davranmak tehlikelidir. İstanbul ve çevresi için en güvenli yaklaşım, planlamayı 7.5 büyüklüğündeki deprem senaryosuna göre yapmaktır.

Bilimsel belirsizlik: Deprem büyüklüğü nasıl yorumlanmalı?
Yer bilimlerinde ölçümler, modellemeler ve paleosismik veriler bir arada değerlendirilir. Prof. Dr. Kutoğlu’nun vurguladığı kritik nokta şudur: herhangi bir tahminin “yüzde yüz” doğruluğu yoktur. Bu nedenle 6.0 veya 7.0 gibi tek bir rakama kilitlenmek yanlış olur. En akıllıca yaklaşım, risk değerlendirmesini en kötü olasılığa göre yapmak; çünkü düşük tahminlere göre hazırlık yapmak, nadir ama yüksek şiddetli bir depremde felaket maliyetini katlayabilir.
Fay davranışı: Sürünme mi, kilitlenme mi?
Alman Yer Bilimleri Merkezi’nin çalışması, Marmara’daki fay segmentlerini renklendirerek sürünme ve kilitli bölgeleri ayırt ediyor. Yüzeyde sürünüyor gibi görünen bir fayın derinlerde kilitli olabileceği gerçeği kritik önem taşır. Prof. Dr. Kutoğlu’nun açıkladığı şekilde, yüzey hareketi yıllık ~1 cm görünen segmentler olsa bile, Kuzey Anadolu Fayı’nın ortalama hızı ~2–3 cm/yıl olduğundan bir hareket açığı mevcuttur. Bu açığın birikmiş enerjisi, uzun vadede büyük bir deprem potansiyeli anlamına gelir.
Derinlik etkisi: Yüzey görünümü yanıltıcı olabilir
Yüzeyde “sürünen” görünen bir fay, onlarca kilometre derine kadar uzanır; derin kısımlar kilitli olabilir. Bu nedenle “sürünme fayları deprem üretmez” demek hatalıdır. Eğer kilitlenen derin bir bölüm varsa, uzun süreli enerji birikimi ile büyük bir kırılma meydana gelebilir. Kutoğlu’nun verdiği örneklerde, derinlik boyunca farklı davranışların olabileceği ve bunun beklenmedik büyüklükte sarsıntılara yol açabileceği vurgulanır.
Marmara’da deprem etkinliği: Batıdan doğuya göç eden dalga
Alman araştırmacıların yıllara göre işlediği deprem dizilimleri, Marmara’da bir batıdan doğuya doğru ilerleyen deprem karakteristiği olduğunu gösteriyor. 2011-2012 verileri ve Kumburgaz açıklarında görülen 6.2 büyüklüğündeki deprem, bu göç modelini destekler niteliktedir. Teori doğruysa, kırmızı ile işaretlenen kilitli segmente doğru bir ilerleme söz konusudur ve bu segment 7’den büyük bir deprem üretebilir.
En kötü senaryo: 7.4–7.5 büyüklüğünde bir depremin etkileri
Kutoğlu’nun geliştirdiği modellemeye göre 7.4–7.5 büyüklüğünde bir deprem, etki alanını genişletir; hissedilme alanı İzmir’den İç Anadolu’ya kadar uzanabilir (hasarın daha hafif hissedildiği mesafeler dahil). Ancak İstanbul’un Marmara’ya bakan kıyı kesimlerinde hasar riski belirgin şekilde artar. Modelde kullanılan renkler sarıdan kırmızıya döndükçe, beklenen şiddet ve hasar artmaktadır. Marmara’nın güney kıyılarında zemin koşullarına bağlı olarak lokal olarak daha yüksek hasar potansiyeli ortaya çıkar.
Tasarım magnitüdü: Neden düşük alım felaket getirir?
Japonya’daki Tohoku 2011 örneği öğreticidir: tasarım 8.5’e göre yapılmıştı ancak 9.0 meydana geldi ve hasar beklenenden büyük oldu. Yapı, altyapı ve kritik tesislerin tasarımında yetersiz magnitüdle hesaplama, hasar ve can kaybını artırır. Bu yüzden Kutoğlu, Marmara için tasarım kriterlerinin en azından 7.5 büyüklüğüne göre belirlenmesini ısrarla önerir.
Harekete geçilmesi gereken somut adımlar
1. Kentsel planlama ve yapı güçlendirme: İstanbul’da öncelikli olarak kıyı kesimleri ve kırmızı risk zonları tespit edilip güçlendirme programları başlatılmalı. 2. Altyapı dayanımı: Su, enerji, ulaşım hatları 7.5’e göre değerlendirilmelidir. 3. Erken uyarı ve eğitim: Kamu bilinci artırılmalı, acil durum tatbikatları düzenlenmeli. 4. Derin fay analizleri: Yüzey verileriyle birlikte derin sismik ve jeoteknik çalışmalar hızlandırılmalı. Bu dört adım, en kötü senaryoya göre kayıpları azaltacaktır.
Veri okuması: Renkli haritaları nasıl anlamalıyız?
Alman merkezinin haritasında mavi sürünme-yoğun segmentleri, kırmızı ise kilitli, yüksek deprem üretme potansiyeli taşıyan segmentleri gösterir. Haritayı okurken dikkat edilmesi gerekenler: yüzey hızı tek başına güven verici değildir; derin kilitli bölümler risk oluşturur; yıllık hareket farkları (1 cm vs 2–3 cm) enerji açığına işaret eder. Haritadaki yönelimler, olası kırılma hattının hangi segmentlerden geçebileceğini öngörür.
Örnek: Yerel risk yönetimi planı (adım adım)
Adım 1: Kırmızı segmente yakın kritik tesislerin listelenmesi ve önceliklendirilmesi. Adım 2: Yapı stokunun hızlı değerlendirmesi (kimliklendirme, zemin etüdü, risk sınıflandırması). Adım 3: Kısa vadeli güçlendirme (geçici destek, kritik hatlar için yedekleme). Adım 4: Uzun vadeli yeniden inşa ve yönetmelik güncellemesi. Adım 5: Kamu bilgilendirme kampanyaları ve düzenli tatbikatlar.
Son not: Bilimi iç politika ve toplumsal hazırlıkla birleştirmek
Prof. Dr. Kutoğlu’nun mesaji açıktır: bilimsel tartışmalar kendi içinde sürerken, kamu politikası ve toplum hazırlığı en kötü senaryoya göre olmalı. Bu yaklaşım, olası büyük bir Marmara depreminde can ve mal kaybını azaltmanın en gerçekçi yoludur.