ABD’de kritik su altyapılarını hedef alan siber saldırılar, ülke genelinde güvenlik endişesine neden oldu.
Minnesota yönetimi, geçen hafta eyaletteki 30’dan fazla su sisteminin “koordineli bir siber saldırıyla” karşı karşıya kaldığını duyurdu.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ise birkaç gün sonra yedi eyalette benzer saldırıların bildirildiğini ve bazı olayların su sistemlerinin işleyişini olumsuz etkilediğini açıkladı.
ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansının (CISA), Minnesota’daki saldırılarda olası İran bağlantısını araştırdığı öne sürüldü. Kurum konuya ilişkin resmi açıklama yapmadı.
İRAN BAĞLANTISI İHTİMALİ ARAŞTIRILIYOR
ABD Başkanı Donald Trump, saldırılardan doğrudan İran’ı sorumlu tutmadı. Ancak siber güvenlik uzmanları, Washington ile Tahran arasında devam eden savaş nedeniyle İran’ın şüpheliler arasında ilk sıralarda yer aldığını değerlendiriyor.
Eski ABD Dışişleri Bakanlığı terörle mücadele danışmanı Morgan Wright, bu tür saldırıların daha önce genellikle İran veya Kuzey Kore ile ilişkilendirildiğini söyledi.
Wright, ABD’nin şu anda İran ile çatışma halinde olduğunu hatırlatarak Tahran’ın hem bu kapasiteye hem de saldırıları gerçekleştirmek için siyasi motivasyona sahip olabileceğini savundu.
ABD’li araştırmacılar, saldırganların Washington ile Tahran arasındaki gerilimi daha da artırmak amacıyla kendilerini İran merkezli bir grup gibi göstermiş olabileceği ihtimalini de inceliyor.
Trump, geçen cuma düzenlenen kabine toplantısında saldırıdan Minnesota yönetimini sorumlu tuttu. Eyalet yetkililerini “ağır derecede yetersiz” olmakla suçlayan Trump, Demokrat Vali Tim Walz’u da hedef aldı.
Walz ise Trump’ın saldırının arkasında kimin bulunduğunu bildiğini savunarak diğer eyaletlerin de hedef alındığına dikkati çekti.
Eski Beyaz Saray Ulusal Siber Direktör Vekili Jake Braun, Trump yönetiminin İran ile yürüttüğü bilgi savaşı nedeniyle saldırılarda Tahran bağlantısı tespit edilse bile bunu kamuoyuna açıklamak istemeyebileceğini öne sürdü.
İran yönetimi ise son saldırılara ilişkin henüz açıklama yapmadı.
İRAN BENZER SUÇLAMALARI REDDETMİŞTİ
Tahran yönetimi, geçmiş yıllarda su sistemleri, hastaneler, seçim kampanyaları, bankalar ve özel şirketleri hedef alan çok sayıda siber saldırıyla suçlanmıştı.
İran, bu suçlamaları birçok kez reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı, 2016’da bankaları ve New York yakınlarındaki bir barajı hedef alan saldırılara ilişkin iddiaların kanıtlanması gerektiğini açıklamıştı.
Tahran yönetimi, tehlikeli siber faaliyetleri hiçbir zaman desteklemediğini savunmuştu.
Uzmanlar, İran’ın siber saldırılarda doğrudan kendi sınırları içinden hareket etmek yerine ülke dışında faaliyet gösteren destekçi grupları kullanabileceğini belirtiyor.
Bu yöntemin saldırıların kaynağının tespit edilmesini zorlaştırdığı ve İran yönetimine sorumluluğu reddetme imkânı sağladığı ifade ediliyor.
ABD ve İsrail’i hedef alan son saldırıların önemli bölümünün “Handala” adlı hacker grubu tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor.
ABD Adalet Bakanlığı, Handala’nın İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı adına faaliyet yürüttüğünü savunuyor.
Grubun, ABD-İran savaşının ilk günlerinde FBI Direktörü Kash Patel’e ait bazı kişisel bilgileri ve elektronik postaları ele geçirdiği ileri sürülmüştü.
Handala, haziran ayında Kaliforniya’daki bir su tesisine sızdığını iddia etmiş ve saldırının ABD’nin İran’ın su altyapısına yönelik operasyonuna karşılık düzenlendiğini açıklamıştı.
GEÇMİŞTE DE SU SİSTEMLERİ HEDEF ALINDI
İran bağlantılı olduğu öne sürülen gruplar, son yıllarda ABD’de birçok kritik altyapıyı hedef aldı.
ABD Adalet Bakanlığı, 2026’da bir tıbbi teknoloji şirketine yönelik Handala operasyonunu engellediğini açıklamıştı. Grubun İsrailli hükümet ve ordu yetkililerine ait hassas bilgileri de yayımladığı belirtilmişti.
İran, 2024’te ABD başkanlık seçim kampanyalarını hedef alan saldırılar düzenlemekle suçlandı. Yetkililer, saldırıların seçim sürecine güveni zedelemeyi ve siyasi yetkililer hakkında bilgi toplamayı amaçladığını savundu.
CISA, 2023 ve 2024 yıllarında İran Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı bir grubun su ve atık su tesislerini hedef aldığını açıklamıştı. Pensilvanya’daki iki yerleşim yerinde su basıncını düzenleyen ekipmanlar saldırı nedeniyle geçici olarak devre dışı kalmıştı.
SU KAYNAKLARI TEHLİKEYE GİREBİLİR Mİ?
Uzmanlara göre saldırıların şu aşamadaki en büyük etkisi, doğrudan su kaynaklarından ziyade halkın temel hizmetlerin güvenliğine duyduğu güvenin zedelenmesi oldu.
Braun, saldırganların toplumda hükümetin su gibi temel hizmetleri sağlayamayacağı algısını oluşturmayı hedeflediğini söyledi.
Bununla birlikte saldırıların ilerleyen dönemde su kaynakları açısından fiziksel tehlike oluşturma ihtimali de bulunuyor.
Siber saldırganların su sistemlerinde kullanılan kimyasalların miktarını tehlikeli biçimde değiştirebileceği, su akışını durdurabileceği veya ekipmanlara zarar verebileceği belirtiliyor.
CISA ve ABD Çevre Koruma Ajansı, su tesislerine yönelik siber saldırıların ciddi bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulunuyor.
ABD’de yaklaşık 152 bin kamu içme suyu sistemi ve 16 binden fazla atık su arıtma tesisi bulunuyor.
ESKİ ALTYAPI SALDIRILARI KOLAYLAŞTIRIYOR
Uzmanlar, su ve atık su tesislerinde kullanılan birçok cihazın eski olması nedeniyle siber saldırılara karşı savunmasız kaldığını belirtiyor.
Sistemlerde güvenlik güncellemelerinin yapılmaması, eski teknoloji kullanılması ve cihazların doğrudan internete bağlı tutulması riskleri artırıyor.
ABD’deki su tesislerinin büyük bölümü kamu kurumları tarafından işletiliyor. Bu nedenle uzmanlar, altyapının güvenliğinin sağlanması konusunda federal ve yerel yönetimlere önemli sorumluluk düştüğünü vurguluyor.
CISA, su sistemlerinin mümkün olan en kısa sürede doğrudan internet bağlantısından çıkarılmasını, şifrelerin değiştirilmesini ve eski cihazların güvenlik açısından yenilenmesini tavsiye etti.