Yenilenebilir enerji yatırımlarında küresel liderliğini sürdüren Çin, rüzgâr ve güneş enerjisinde kurduğu dev kapasitenin tamamını kullanmakta zorlanıyor. Yılın ilk yarısında üretilen önemli miktardaki temiz elektriğin, iletim altyapısı ve şebeke kapasitesindeki yetersizlikler nedeniyle sisteme aktarılamadığı belirtiliyor.
Ocak-haziran dönemine ilişkin hesaplamalara göre Çin’de yaklaşık 360 teravatsaat temiz elektrik şebekeye alınamadı. Söz konusu miktarın, yaklaşık bir yıl boyunca Meksika’nın elektrik tüketimini karşılayabilecek büyüklükte olduğu ifade ediliyor.
Şebeke Yenilenebilir Enerji Büyümesine Yetişemedi
Çin’in yenilenebilir enerji kapasitesi hızlı biçimde artmaya devam ediyor. Haziran sonu itibarıyla ülkedeki toplam yenilenebilir enerji kurulu gücü 24,55 milyar kilovata ulaştı. Rüzgâr ve güneş enerjisinin toplam kurulu gücü ise 19,5 milyar kilovata yaklaştı.
Aynı dönemde rüzgâr ve güneş santrallerinde üretilen elektrik 1,25 trilyon kilovatsaatin üzerine çıktı. Ancak üretim kapasitesindeki bu hızlı artışa karşın iletim hatları, bölgesel bağlantılar ve enerji depolama altyapısı aynı hızda gelişemedi.
Özellikle yenilenebilir enerji üretiminin yoğun olduğu bölgeler ile elektriğe yönelik talebin yüksek olduğu büyük şehirler ve sanayi merkezleri arasındaki iletim kapasitesinin yetersiz kalması, önemli miktarda elektriğin kullanılmasını engelliyor.
Resmî Veriler Ve Bağımsız Hesaplamalar Ayrışıyor
Çinli yetkililerin açıkladığı verilere göre yılın ilk yarısında güneş enerjisi üretiminin yüzde 8,6’sı, rüzgâr enerjisi üretiminin ise yüzde 9,1’i şebekeye alınamadı.
Buna karşılık bağımsız hesaplamalar, boşa giden rüzgâr ve güneş enerjisinin çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceğine işaret ediyor. Bu hesaplamalara göre sisteme aktarılamayan temiz enerji, toplam rüzgâr ve güneş üretiminin yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.
Ortaya çıkan fark, yalnızca şebeke kayıplarını değil, verilerin ölçülme ve raporlanma yöntemlerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Kömür Santralleri De Baskıyı Artırıyor
Çin’in yenilenebilir enerji alanındaki darboğazı yalnızca iletim altyapısının yetersizliğiyle açıklanmıyor. Bazı bölgelerde kömür santrallerine sağlanan işletme garantileri de elektrik sistemindeki kapasite kullanımını etkiliyor.
Fosil yakıtlı santrallerin üretimdeki ağırlığını koruması, rüzgâr ve güneş santrallerinden gelen elektriğin şebekeye aktarılabileceği alanı daraltabiliyor. Böylece Çin, bir taraftan dünyanın en büyük temiz enerji kapasitesini oluştururken diğer taraftan kömürden elektrik üretiminin sistemdeki ağırlığını azaltmakta zorlanıyor.
Bu durum, yenilenebilir enerji yatırımlarının ekonomik görünümünü de etkiliyor. Sabit fiyat garantilerinin gevşetilmesi ve elektrik kesintisi riskinin artması, özellikle yeni güneş enerjisi yatırımlarının büyüme hızında yavaşlamaya neden oluyor.
Temiz Enerji Sorunu Küreselleşiyor
Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin şebeke yetersizliği nedeniyle kullanılamaması yalnızca Çin’in karşı karşıya olduğu bir sorun değil. Avustralya ve Japonya’da da benzer sıkıntılar yaşanırken, Hindistan’da güneş enerjisi üretiminin sisteme aktarılmasında darboğazlar görülüyor.
Bu gelişmeler, enerji dönüşümünün yalnızca yeni güneş ve rüzgâr santralleri kurmakla gerçekleştirilemeyeceğini ortaya koyuyor. İletim hatlarının genişletilmesi, şebekenin esnekliğinin artırılması ve batarya depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması da enerji yatırımlarının temel unsurları arasında yer alıyor.
Çin’in Yeni Sınavı Enerjiyi Kullanabilmek
Çin, rüzgâr ve güneş enerjisinde ulaştığı kapasiteyle enerji dönüşümünde dünya liderliğini koruyor. Ancak önümüzdeki dönemde ülkenin başarısı yalnızca ne kadar yeni kapasite kurduğuyla değil, ürettiği elektriğin ne kadarını sisteme aktarabildiğiyle de ölçülecek.
İletim ve depolama yatırımlarının yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışa ayak uyduramaması halinde Çin, temiz enerji üretimindeki liderliğine rağmen büyük miktarda elektriği kullanamayan bir pazar olmaya devam edebilir.