İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı (İPA), her ay yayımladığı İstanbul Barometresi “Gündem Araştırmaları”nın temmuz ayı sonuçlarını açıkladı. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü yaklaşırken araştırmada deprem konusuna özel bölüm ayrıldı.
Bilgisayar Destekli Telefon Anketi yöntemiyle 751 kişiyle gerçekleştirilen araştırma, İstanbulluların olası deprem riskine ilişkin yüksek endişe taşımasına rağmen bireysel hazırlık seviyesinin düşük kaldığını ortaya koydu.
Yıkıcı Deprem Beklentisi Yüksek
Araştırmaya katılanların yüzde 69,6’sı, İstanbul’un yakın gelecekte yıkıcı bir deprem riski taşıdığını düşünüyor.
Olası bir deprem karşısında endişe duyup duymadıkları sorulan katılımcıların yüzde 70,8’i deprem konusunda kaygılı olduğunu belirtti.
Endişe oranlarında yaş ve cinsiyete göre de farklılık görüldü. 18-35 yaş grubundaki katılımcılar en yüksek endişe oranına sahip grup olurken, kadınların yüzde 78’i depremden endişe duyduğunu ifade etti. Erkeklerde bu oran yüzde 63,5 olarak ölçüldü.
İstanbulluların En Büyük Afet Endişesi Deprem
Katılımcılara İstanbul’da meydana gelebilecek afetler arasında en çok hangisinden endişe duydukları da soruldu.
Deprem, yüzde 91,5’lik oranla açık ara ilk sırada yer aldı. Depremi orman yangını, yangın, sel ve su baskını riskleri takip etti.
Sonuçlar, deprem riskinin İstanbulluların afet algısında diğer tehlikelere kıyasla belirgin biçimde öne çıktığını gösterdi.
Yurttaşların Yarısı Hiçbir Önlem Almadı
Depreme yönelik endişenin yüksek olmasına karşın bireysel hazırlık düzeyinin aynı oranda olmadığı görüldü. Katılımcıların yüzde 50,9’u olası bir deprem için herhangi bir önlem almadığını söyledi.
Depreme karşı en fazla tercih edilen hazırlık ise yüzde 28,5 ile deprem çantası hazırlamak oldu.
Konutun dayanıklılığını kontrol ettirenlerin oranı yüzde 18,4’te kalırken, evdeki ağır eşyaları sabitleyenlerin oranı yüzde 10,1 olarak belirlendi.
Toplanma Alanı Ve Sigorta Oranları Düşük
Yakınındaki deprem toplanma alanının yerini öğrenenlerin oranı yalnızca yüzde 10 oldu.
Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) veya özel konut sigortası yaptıranların oranı ise yüzde 9,1 olarak ölçüldü.
Acil durumlara yönelik aile içi hazırlıkların da sınırlı kaldığı görüldü. Yakınlarıyla acil durum iletişim planı yapanların oranı yüzde 7,9 olurken, bina içerisindeki tahliye yollarını belirleyenlerin oranı yalnızca yüzde 6 seviyesinde kaldı.
Endişe İle Hazırlık Arasında Fark Var
İstanbul Barometresi araştırmasının sonuçları, İstanbulluların büyük bölümünün olası yıkıcı deprem riskini ciddi bir tehdit olarak gördüğünü, ancak bu kaygının bireysel hazırlık çalışmalarına aynı ölçüde yansımadığını ortaya koydu.
Özellikle konut dayanıklılığının kontrol edilmesi, toplanma alanlarının öğrenilmesi, sigorta yaptırılması ve aile içi iletişim planlarının hazırlanması gibi temel önlemlerdeki düşük oranlar, deprem hazırlığının güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti.