arXiv platformunda yayımlanan ve PubMed verilerinin incelendiği kapsamlı bir çalışma, yapay zekânın tıp alanındaki bilimsel yayınlarda kullanımının hızla arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre 2025 yılının son döneminde yayımlanan tıp makalelerinin yaklaşık yüzde 90’ında yapay zeka kullanımına ilişkin izlere rastlandı. Yılın tamamındaki oran ise yüzde 77 olarak belirlendi.
Bulgular, üretken yapay zekânın akademik metinlerde yalnızca dil düzeltme amacıyla kullanılmadığını, bilimsel çalışmaların temel bölümlerinde de giderek daha fazla rol üstlendiğini gösterdi.
Bulgular Bölümünde Yapay Zeka Kullanımı Tartışma Yarattı
Araştırmada incelenen makalelerin tartışma bölümlerinin yüzde 78’inde yapay zeka kullanımına işaret eden bulgular tespit edildi. Araştırmanın sonuçlarının aktarıldığı bulgular bölümünde ise bu oran yüzde 58 olarak ölçüldü.
Çalışmanın ortak yazarlarından Gent Üniversitesi bilgisayar bilimcisi Dmitry Kobak, özellikle bulgular bölümündeki yapay zeka kullanımının önemli riskler taşıdığına dikkat çekti. Kobak, yapay zeka modellerinin zaman zaman gerçeğe dayanmayan bilgiler ve veriler üretebildiğini belirterek bu tür “halüsinasyonların” hatalı tıbbi bilgilerin bilimsel literatüre girmesine neden olabileceği uyarısında bulundu.
Giriş bölümlerinin yapay zekaya hazırlatılmasının da bilimsel tarafsızlık açısından risk oluşturabileceği ifade edildi. Algoritmaların taşıdığı önyargıların akademik metinlere yansımasının, bilimsel araştırmaların niteliğini etkileyebileceği değerlendirildi.
Ana Dili İngilizce Olmayan Araştırmacılar Daha Fazla Kullanıyor
Çalışmanın verileri, yapay zeka kullanımının ana dili İngilizce olmayan ülkelerdeki araştırmacılar arasında daha yaygın olduğuna da işaret etti.
Uzmanlar, akademik dilin geliştirilmesi, çeviri yapılması ve araştırmacıların dil bariyerini aşması amacıyla yapay zeka araçlarından yararlanılmasını anlaşılabilir bir kullanım alanı olarak değerlendiriyor. Ancak mevcut tespit yöntemlerinin metinde yalnızca dil desteği mi alındığını yoksa içeriğin büyük bölümünün yapay zeka tarafından mı üretildiğini her zaman ayırt edememesi, bilimsel yayınların denetlenmesini güçleştiriyor.
Toronto Üniversitesi sosyal bilimcisi Kyle Siler ise yapay zekanın akademik hayatın kalıcı bir parçası haline geldiğine dikkat çekerek, “Macun tüpten bir kere çıktı, artık geri sokmak mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.
Akademik Özgünlük İçin Yeni Kurallar Gündemde
Yapay zeka kullanımındaki hızlı artış, bilimsel yayıncılık alanında da yeni düzenlemelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Dünya genelindeki çok sayıda akademik dergi, araştırmacılardan makalelerini hazırlarken yapay zekayı hangi amaçlarla kullandıklarını beyan etmelerini istemeye başladı.
Ancak uzmanlara göre yalnızca kullanım bildiriminin zorunlu tutulması, bilimsel özgünlüğün korunması açısından yeterli olmayabilir.
Almanya’daki Tübingen Eberhard Karls Üniversitesi araştırmacısı bilişsel bilimci Lena Holzwarth, bilimsel üretimin yalnızca ortaya çıkan metinden ibaret olmadığına dikkat çekti. Holzwarth, düşünceleri geliştirme, değerlendirme ve zihinsel süreçleri yazıya aktarma aşamalarının bilimsel metodolojinin temel unsurları arasında bulunduğunu belirtti.
Yapay zekaya aşırı bağımlılığın, bilim insanlarının bu zihinsel süreçlerde aktif rol alma düzeyini azaltabileceğini savunan Holzwarth, makale yazımının bütünüyle yapay zeka sistemlerine bırakılmasının akademik üretimin özgünlüğü açısından yeni sorunlar doğurabileceği uyarısında bulundu.