ABD ile İran arasındaki çatışmalarda tansiyon yeniden yükselirken, Tahran yönetiminden savaşın daha da yoğunlaşabileceğine ilişkin dikkat çeken açıklamalar geldi. İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir İranlı yetkili, İran’ın daha kapsamlı bir savaşa hazırlıklı olduğunu belirterek ABD’nin İran topraklarına ve altyapısına yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde misillemelerin artırılacağını söyledi.
Yetkili, ABD’nin deniz ablukası ve petrol tankerlerine yönelik saldırıları karşısında İran’ın geri adım atmayacağını ifade etti. Ekonomik sorunların giderek ağırlaştığını kabul eden yetkili, buna rağmen İran yönetiminin ABD ile yaşanan savaşı “varoluşsal bir tehdit” olarak değerlendirdiğini ve mücadeleyi sürdürmekten başka seçeneklerinin bulunmadığına inandığını aktardı.
İran Füze Kapasitesini Yeniden Oluşturdu
İranlı yetkiliye göre Tahran, çatışmaların en yoğun döneminin yaşandığı nisandan bu yana askeri kapasitesini yeniden inşa etti. İran’ın uzun süre devam edebilecek bir savaş için yeterli füze stokuna ulaştığı da öne sürüldü.
İran’ın yeni güvenlik şefi Mohsen Rezaee de hafta içinde ABD gemileri ve üslerine yönelik askeri yaklaşımın “temelden yeniden ayarlandığını” açıklayarak daha sert bir dönemin başlayabileceği mesajını verdi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise yaptığı açıklamada “orantılı yanıtlar” döneminin sona erdiğini belirterek Washington’a yönelik misillemelerin bundan sonra daha farklı bir boyuta taşınabileceğinin işaretini verdi.
Karşılıklı Saldırılar Yeniden Şiddetlendi
İran’dan gelen açıklamalar, iki ülke arasındaki savaşın yedinci ayına girdiği ve karşılıklı saldırıların yeniden yoğunlaştığı bir dönemde yapıldı.
Washington yönetimi, bir Amerikan savaş gemisinin İran tarafından gerçekleştirilen bir saldırıdan kaçınmak zorunda kaldığını ve sonrasında İran’a ait beş enerji tankerinin imha edildiğini açıkladı.
Tahran ise ilerleyen süreçte ABD tarafından kullanılan Ürdün’deki bir hava üssüne 20 füze fırlattı. İran’ın Amerikan donanmasına ait bazı gemiler ile ticari gemileri de hedef aldığı bildirildi.
Yaşanan saldırılar, taraflar arasındaki çatışmaların yalnızca İran ve ABD topraklarıyla sınırlı kalmayarak bölgedeki askeri ve ticari unsurları da tehdit ettiği yönündeki endişeleri artırdı.
Savaş Petrol Fiyatlarını 100 Doların Üzerine Taşıdı
Çatışmaların özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşması enerji piyasalarında da ciddi baskı oluşturuyor. Brent petrolün varil fiyatı çarşamba günü 100 dolar seviyesinin üzerine çıkarken, yıl başından bu yana yaşanan artış yüzde 65’e ulaştı.
ABD’de dizel fiyatlarının geçen hafta rekor seviyeye yükselmesi de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler öncesinde Donald Trump yönetimi üzerindeki ekonomik ve siyasi baskıyı artırıyor.
Washington’ın bir taraftan İran üzerindeki ekonomik baskıyı sürdürürken diğer taraftan mart ve nisanda yaşanan yoğun çatışma ortamına yeniden dönmek istemediği belirtiliyor. ABD yönetiminin temel hedefinin Tahran’ı Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya ve müzakere masasına dönmeye zorlamak olduğu ifade ediliyor.
İran Ekonomisindeki Baskı Derinleşiyor
ABD’nin deniz ablukası İran ekonomisi üzerindeki baskıyı giderek artırıyor. Petrol ihracatı ve ithalatının büyük ölçüde sekteye uğradığı ülkede enflasyonun yüzde 90’a yaklaştığı, İran para birimi riyalin ise hızlı şekilde değer kaybettiği belirtiliyor.
Ekonomik sıkıntıların derinleşmesi, İran yönetimi içerisinde savaşın nasıl sürdürüleceğine ilişkin görüş ayrılıklarını da beraberinde getiriyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da aralarında bulunduğu bazı isimler, ekonomik baskının hafifletilmesi amacıyla ABD ile yeniden müzakere yapılmasını savunuyor.
Buna karşın Tahran yönetimi, görüşmelerin yeniden başlaması için Washington’ın öncelikle deniz ablukasını kaldırmasını şart koşuyor.
Hürmüz Boğazı Enerji Piyasaları İçin Kritik
Taraflar arasında kısa vadede müzakerelerin yeniden başlayacağına ilişkin güçlü bir işaret bulunmazken, Hürmüz Boğazı çevresindeki her yeni saldırı çatışmanın daha geniş bir bölgeye yayılma riskini artırıyor.
İran’ın daha sert misilleme hazırlığında olduğu yönündeki mesajlar ile ABD’nin ekonomik ve askeri baskıyı sürdürmesi, savaşın seyrine ilişkin belirsizliği büyütüyor. Hürmüz’deki gerilimin tırmanması halinde enerji arzında yaşanabilecek yeni aksaklıkların petrol fiyatlarını daha da yukarı taşıması ve küresel ekonomideki maliyet baskısını artırması bekleniyor.