Avrupa’da enerji dönüşümünün önemli kaynaklarından rüzgâr enerjisinde 2026’nın ilk yarısında güçlü bir büyüme kaydedildi. Ocak-haziran döneminde devreye alınan yeni kapasite geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artarken, Almanya kıtanın büyümesine en büyük katkıyı sağlayan ülke oldu. Deniz üstü rüzgâr projelerinde şebekeye bağlanan kapasitenin de geçen yıla kıyasla yaklaşık üç katına çıkması dikkat çekti.
Altı Ayda 8,8 GW Yeni Kapasite Devreye Alındı
Avrupa genelinde yılın ilk altı ayında toplam 8,8 gigavat (GW) yeni rüzgâr enerjisi kapasitesi elektrik üretimine başladı. Yeni kurulumlar böylece 2025’in aynı dönemine göre yüzde 30 yükseldi.
Avrupa kapsamına Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra İngiltere, Türkiye ve Ukrayna’nın da aralarında bulunduğu 13 ülke dahil ediliyor. Haziran sonu itibarıyla kıtanın toplam kurulu rüzgâr enerjisi kapasitesi yaklaşık 311 GW’a ulaştı.
Son 10 yılda Avrupa’daki rüzgâr enerjisi kapasitesinin yaklaşık iki katına çıktığı belirtilirken, yılın ilk yarısında kurulan türbinlerin yıllık elektrik üretiminin yaklaşık 7 milyon Avrupa hanesinin tüketimini karşılayabilecek seviyede olduğu hesaplandı.
Almanya Yeni Kurulumların Başını Çekti
Avrupa’daki yeni kapasitenin önemli bölümü Almanya’da devreye alındı. Ülke, ocak-haziran döneminde yaklaşık 3,4 GW yeni rüzgâr kapasitesi kurarak kıta genelindeki yeni kapasitenin yaklaşık yüzde 39’unu tek başına gerçekleştirdi.
Danimarka, Polonya, Portekiz ve Fransa’da da rüzgâr enerjisi yatırımlarının hız kazandığı kaydedildi. Savaş koşullarına rağmen Ukrayna’nın 400 megavatın üzerinde yeni rüzgâr kapasitesini devreye alması da öne çıkan gelişmeler arasında yer aldı.
Almanya’daki büyümede izin süreçlerinin hızlandırılması etkili oldu. Ülkede yılın ilk yarısında 9 GW’tan fazla yeni kara rüzgâr projesine izin verildi.
Deniz Üstü Rüzgârda Kapasite Üç Katlandı
Rüzgâr enerjisindeki büyümenin önemli bir bölümünü deniz üstü projeler oluşturdu. Avrupa’da yılın ilk altı ayında yaklaşık 2,1 GW deniz üstü rüzgâr kapasitesi şebekeye bağlandı.
Bu miktar, geçen yılın aynı döneminde gerçekleştirilen bağlantının yaklaşık üç katına denk geldi. Büyük türbinlerin kullanılabilmesi ve yüksek üretim potansiyeli nedeniyle deniz üstü rüzgâr projeleri, Avrupa’nın uzun vadeli enerji planlarında giderek daha fazla önem kazanıyor.
Bununla birlikte yüksek yatırım maliyetleri, şebeke bağlantıları ve uzun izin süreçleri, deniz üstü projelerin kara rüzgâr santrallerine göre daha karmaşık bir yatırım sürecine sahip olmasına neden oluyor.
2026’da 24 GW’lık Yeni Kurulum Bekleniyor
İlk yarıdaki güçlü performansın devam etmesi halinde Avrupa’nın 2026 sonunda yaklaşık 24 GW yeni rüzgâr kapasitesine ulaşması bekleniyor. Bu seviyenin yakalanması, yılı Avrupa rüzgâr sektörü açısından rekor dönemlerden biri haline getirebilir.
Sektörün önümüzdeki yıllarda daha yüksek bir kurulum temposuna ulaşması öngörülüyor. Avrupa’nın 2030’lu yıllarda her yıl yaklaşık 30 GW yeni rüzgâr kapasitesi kurabilecek seviyeye gelmesi hedefleniyor.
Projeksiyonlara göre Avrupa’nın toplam kurulu rüzgâr kapasitesi 2030’da 436 GW’a yükselebilir. Bunun yaklaşık 342 GW’lık bölümünün Avrupa Birliği ülkelerinde bulunması bekleniyor. Söz konusu kapasitenin 2030 yılında AB’nin elektrik talebinin yaklaşık yüzde 27’sini karşılayabileceği hesaplanıyor.
Rüzgâr Projelerine 9 Milyar Euroluk Yatırım
Rüzgâr sektöründeki hareketlilik yalnızca tamamlanan santrallerle sınırlı kalmadı. Avrupa’da yılın ilk yarısında gelecekte hayata geçirilmesi planlanan rüzgâr projeleri için yaklaşık 9 milyar euroluk yatırım kararı alındı.
Aynı dönemde düzenlenen ihalelerle 17 GW’tan fazla yeni rüzgâr kapasitesi tahsis edildi. Yılın ikinci yarısında yaklaşık 26 GW kapasitenin daha ihaleye çıkarılması planlanıyor.
Planlanan ihalelerin tamamlanması halinde Avrupa’da tek bir yıl içerisinde gerçekleştirilen en yüksek rüzgâr enerjisi ihale hacmine ulaşılması bekleniyor.
İzinler Ve Şebeke Yatırımları Kritik Öneme Sahip
Rüzgâr enerjisindeki hızlı büyümeye rağmen sektörün önünde bazı önemli sorunlar bulunuyor. Almanya izin süreçlerinde dikkat çeken bir performans sergilerken İspanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İrlanda’da verilen yeni proje izinlerinin gerilediği belirtiliyor.
Elektrik şebekelerinin genişletilmesi ise Avrupa’nın enerji dönüşümündeki temel başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Yeni rüzgâr santrallerinin kurulması kadar bu tesislerde üretilen elektriğin tüketim merkezlerine taşınabilmesi de önem taşıyor.
Önümüzdeki dönemde verilecek izinler, düzenlenecek ihaleler, şebeke yatırımları ve elektrifikasyon politikaları, Avrupa’nın rüzgâr enerjisinde yakaladığı büyüme hızının sürdürülebilir olup olmayacağı açısından belirleyici olacak.