Orta Doğu’daki savaşın küresel ticaret üzerindeki etkileri genişlerken, Hürmüz Boğazı’nın ardından iki kritik güzergâhta daha riskler arttı. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattını saldırı sonrası geçici olarak durdurması ve Husilerin Babülmendep Boğazı’ndaki Perim Adası’nın kontrolünü ele geçirmesi, enerji ve deniz taşımacılığında alternatif rotalara yönelik endişeleri artırdı.
Gelişmeler yalnızca petrol arzını değil, Asya ile Avrupa arasındaki konteyner taşımacılığının önemli bölümünün kullandığı Süveyş Kanalı güzergâhını da yakından ilgilendiriyor.
Babülmendep’te Stratejik Ada Husilerin Kontrolüne Geçti
Yemen kıyılarındaki ilerleyişini sürdüren Husiler, Moha Limanı’nın ardından Perim Adası’nda da kontrol sağladı. Mayyun olarak da bilinen ada, Babülmendep Boğazı’nın ortasında yer alması ve geçişi iki deniz kanalına ayırması nedeniyle stratejik önem taşıyor.
Babülmendep, Hint Okyanusu ve Aden Körfezi’nden gelen gemilerin Kızıldeniz’e, ardından Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e ulaşmasını sağlayan kritik deniz geçişlerinden biri konumunda.
Husilerin Perim’in yanı sıra Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki başka stratejik bölgelerde de kontrol sağlaması, grubun boğazın Yemen tarafındaki askeri etkinliğini artırdı. Ancak bu gelişme, Babülmendep’in tamamen gemi trafiğine kapandığı anlamına gelmiyor.
Buna rağmen bölgede oluşan yeni güvenlik tablosunun denizcilik şirketlerinin risk hesaplamalarını değiştirmesi ve daha fazla geminin rotasını değiştirmesi bekleniyor.
Suudi Arabistan’ın Alternatif Petrol Hattı Da Durdu
Enerji piyasalarını yakından ilgilendiren bir diğer gelişme ise Suudi Arabistan’da yaşandı. Ülkenin doğusundaki petrol üretim bölgelerini Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’ya bağlayan Doğu-Batı petrol boru hattının faaliyetleri, düzenlenen saldırının ardından ihtiyati olarak durduruldu.
Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat sorunları nedeniyle hattın önemi son dönemde daha da artmıştı. Suudi Arabistan, doğu bölgelerinde üretilen petrolün bir bölümünü yaklaşık 1.200 kilometrelik hat üzerinden batı kıyısına taşıyarak Hürmüz güzergâhına alternatif oluşturmaya çalışıyordu.
Doğu-Batı hattının kapasitesi 2026’nın ilk çeyreğinde günlük 7 milyon varile kadar çıkarılmıştı. Böylece hat, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeden küresel pazarlara petrol ulaştırılabilen en önemli alternatiflerden biri haline gelmişti.
Hattın geçici olarak devre dışı kalması, küresel petrol arzının kullanılabileceği alternatif güzergâhları daha da sınırlandırdı.
İki Kritik Alternatif Aynı Anda Baskı Altında
Hürmüz ve Babülmendep çevresindeki gelişmelerin aynı döneme denk gelmesi enerji piyasalarındaki riskleri artırıyor. Hürmüz’deki sorun nedeniyle Suudi petrolünün bir bölümü Doğu-Batı hattı üzerinden Kızıldeniz’e yönlendiriliyordu. Ancak bu hattın durmasıyla alternatif petrol sevkiyatında yeni bir sorun ortaya çıktı.
Aynı zamanda Kızıldeniz’in güney girişindeki Babülmendep’te güvenlik riskinin yükselmesi, petrol ve yük taşımacılığının başka bir ayağını baskı altına aldı.
Doğu-Batı hattının ne kadar süreyle kapalı kalacağı ve saldırının altyapıda kalıcı hasara yol açıp açmadığı enerji fiyatları açısından önem taşıyor. Babülmendep’te ise denizcilik şirketlerinin yeni askeri tablo karşısında nasıl bir rota tercihi yapacağı takip edilecek.
Şirketlerin gemileri daha fazla Ümit Burnu üzerinden yönlendirmesi halinde seyahat sürelerinin uzaması, yakıt tüketiminin artması ve aynı miktarda yükün taşınabilmesi için daha fazla gemiye ihtiyaç duyulması söz konusu olabilir.
Türkiye’nin Asya Ticareti De Etkilenebilir
Babülmendep’te artan güvenlik riski Türkiye’nin dış ticaret rotaları açısından da önem taşıyor. Çin, Güney Kore, Hindistan ve Güneydoğu Asya’dan Türkiye’ye gelen çok sayıda konteyner gemisi, Hint Okyanusu’ndan Babülmendep’e girerek Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e ulaşıyor.
Bu güzergâhtan kaçınmak isteyen gemilerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşması gerekiyor. Daha uzun rota ise yakıt tüketiminin ve denizde geçirilen sürenin artmasına neden oluyor.
Elektronik ürünlerden makine ve ara mallara, otomotiv parçalarından kimyasallara ve tüketim ürünlerine kadar Asya’dan yapılan ithalatta taşıma sürelerinin uzaması, şirketlerin lojistik ve stok maliyetlerini artırabilir.
Kızıldeniz’de daha önce yaşanan güvenlik sorunlarında olduğu gibi rota değişiklikleri konteyner navlunlarının yanı sıra gemi sigorta maliyetlerinde de yükselişe neden olabilir.
Petrol Fiyatları Ve Akaryakıt Maliyetleri Takipte
Türkiye açısından gelişmelerin bir diğer önemli etkisi enerji fiyatlarında görülebilir. Petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesinin üzerinde seyrettiği bir dönemde alternatif arz güzergâhlarının da risk altına girmesi, küresel fiyatlarda yukarı yönlü hareket ihtimalini güçlendiriyor.
Türkiye’nin petrol ve petrol ürünleri ihtiyacının önemli bölümünü ithalat yoluyla karşılaması nedeniyle uluslararası ham petrol fiyatlarındaki yükseliş, diğer şartlar değişmediği takdirde rafineri maliyetleri ve akaryakıt fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir.
Özellikle dizel yakıtın taşımacılık, tarım ve sanayide yaygın kullanılması nedeniyle enerji maliyetlerindeki artış yalnızca sürücüleri değil, mal ve hizmet fiyatlarını da etkileyebilir.
Önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattını ne zaman yeniden devreye alacağı, Babülmendep’ten geçen gemi trafiğinin nasıl şekilleneceği ve büyük konteyner şirketlerinin Süveyş güzergâhında yeni bir rota değişikliğine gidip gitmeyeceği kritik göstergeler olacak.
Hürmüz Boğazı’ndaki sorun devam ederken Kızıldeniz güzergâhının da daha riskli hale gelmesi, küresel ticarette navlun ve enerji maliyetleri üzerindeki baskının aynı anda artmasına yol açabilir.