ABD ile Kanada arasındaki ticaret geriliminin şirketler ve yatırımcılar üzerindeki baskısı sürerken Ottawa, küresel sermayeyi ülkeye çekmek için kapsamlı bir yatırım hamlesi hazırlıyor. Kanada Başbakanı Mark Carney, 14-15 Eylül tarihlerinde Toronto’da düzenlenecek Kanada Yatırım Zirvesi’nde dünyanın önde gelen yatırımcıları, varlık yöneticileri ve şirket yöneticileriyle bir araya gelecek.
Kanada yönetimi, önümüzdeki beş yıl içinde ülkeye toplam 1 trilyon dolarlık yatırım çekmeyi hedefliyor. Ottawa, ABD’deki siyasi ve ticari belirsizliklerin küresel sermayenin yönünü değiştirebileceği görüşünden hareketle Kanada’yı Kuzey Amerika’da alternatif bir yatırım merkezi olarak öne çıkarmayı amaçlıyor.
Küresel Sermayeden Yüzde 1 Pay Hedefleniyor
Kanada’nın 1 trilyon dolarlık yatırım hedefi, zirveye katılması beklenen yatırım kuruluşlarının yönettiği devasa varlık büyüklüğü üzerinden şekilleniyor. Ottawa, büyük fonların mevcut portföylerinin yalnızca küçük bir bölümünü Kanada’ya yönlendirmesinin dahi hedefe ulaşılmasında önemli katkı sağlayabileceğini hesaplıyor.
Hükümetin önümüzdeki beş yılda yaklaşık 280 milyar dolarlık kamu yatırımı ve teşvik sağlaması planlanıyor. Bu kaynağın özel sektör ve kurumsal yatırımcıların sermayesiyle birleşerek toplam yatırımı 1 trilyon doların üzerine çıkarması hedefleniyor.
Böylece Kanada, yalnızca doğrudan yabancı yatırım çekmeye dayalı klasik model yerine kamu kaynakları, emeklilik fonları, varlık yöneticileri ve uluslararası şirketleri aynı yatırım zincirinde buluşturmayı amaçlıyor.
Sermayenin Adresi Enerji Ve Yapay Zekâ Olacak
Ottawa’nın yatırım planı yalnızca finansal varlıklara yönelik değil. Kanada, küresel sermayeyi büyük ölçekli altyapı ve teknoloji projelerine yönlendirmeyi planlıyor.
Enerji altyapısı, kritik mineraller, nükleer enerji, LNG, limanlar, demiryolları ve ulaşım koridorlarının yanı sıra yeni teknoloji yatırımları ve yapay zekâ veri merkezleri öncelikli alanlar arasında yer alıyor.
Ülkenin Büyük Projeler Ofisi tarafından desteklenen 27 büyük yatırım ve dönüşüm girişiminin toplam büyüklüğü 192 milyar doları aşmış durumda. Söz konusu projelerin 330 binden fazla kişiye istihdam oluşturabilecek ölçekte olduğu belirtiliyor.
Kanada’nın nikel, grafit, tungsten ve diğer stratejik madenlerdeki kaynakları da yatırım stratejisinin önemli unsurlarından biri. Küresel şirketlerin Çin’e yönelik hammadde bağımlılığını azaltma arayışı, Kanada’nın kritik minerallerini daha değerli hale getiriyor.
ABD İle Gerilim Kanada’nın Kozuna Dönüştü
Kanada’nın yatırım hamlesinin zamanlamasında ABD ile yaşanan ticaret gerilimi önemli rol oynuyor. Yeni tarifeler, karşılıklı ticaret önlemleri ve şirketlerin üretim merkezlerine ilişkin belirsizlikler, iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden ekonomik ilişkileri baskılıyor.
Ottawa ise ortaya çıkan belirsizliği kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Kanada yönetimi yatırımcılara AAA kredi notunu, G7 ülkeleri içerisindeki düşük kamu borçluluğunu, istikrarlı bankacılık sistemini ve siyasi öngörülebilirliğini avantaj olarak sunuyor.
Kanada’nın hedefi ABD ekonomisinin yerini almak değil. Ülke, küresel yatırımcıların ABD’ye olan aşırı bağımlılığını azaltabilecek ikinci bir Kuzey Amerika merkezi oluşturmayı amaçlıyor.
Bu nedenle Toronto’da düzenlenecek yatırım zirvesi, ticaret savaşının sermaye hareketleri üzerindeki etkisini göstermesi açısından da önem taşıyor.
1,5 Milyar Tüketiciye Erişim Vurgusu
Kanada’nın yatırımcılara sunduğu avantajlardan biri de sahip olduğu ticaret anlaşmaları ağı. Ülkenin 51 ülkeyi kapsayan 16 serbest ticaret anlaşması bulunuyor.
Kanada’da üretim gerçekleştiren şirketlerin bu anlaşmalar aracılığıyla yaklaşık 1,5 milyar tüketiciye tercihli koşullarla erişebildiği belirtiliyor. Bu avantaj, özellikle ABD pazarına bağımlılığını azaltmak isteyen şirketler açısından Kanada’yı cazip bir seçenek haline getirebilir.
Ottawa ayrıca enerji ve hammadde ihracatını Asya ve Avrupa pazarlarına daha fazla yönlendirmeyi, yeni liman ve demiryolu yatırımlarıyla ülkenin ticaret rotalarını çeşitlendirmeyi planlıyor.
Asıl Sınav 1 Trilyon Doların Kaynağı Olacak
Kanada’nın açıkladığı 1 trilyon dolarlık hedef, şimdiden verilmiş yatırım taahhütlerinin toplamı anlamına gelmiyor. Rakam, önümüzdeki beş yıl içerisinde kamu kaynaklarıyla birlikte özel sektör ve kurumsal yatırımcılardan harekete geçirilmesi planlanan toplam sermayeyi ifade ediyor.
Bu nedenle Toronto’daki zirvede yatırımcıların açıklamalarından çok hangi projelere somut kaynak ayıracakları takip edilecek. Küresel emeklilik fonları, büyük varlık yöneticileri ve altyapı yatırımcılarının Kanada’daki enerji, madencilik ve teknoloji projelerine ilgisinin artması halinde Ottawa’nın planı hız kazanabilir.
Bununla birlikte yatırım kararlarında vergi yükü, izin süreçleri ve büyük projelerin hayata geçirilme hızı da belirleyici olacak. Kanada’nın önündeki temel sınav, ticaret savaşının yarattığı fırsatı gerçek sermaye girişlerine dönüştürmek olacak.
Önümüzdeki dönemde Toronto’daki yatırım zirvesi, Kanada’nın ABD ile yaşanan ekonomik gerilimi yeni bir yatırım avantajına çevirip çeviremeyeceğinin önemli göstergelerinden biri olacak.