Küresel piyasalarda hafta başında yapay zekâ hisseleriyle güçlenen risk iştahı, ABD tahvil getirilerindeki sert yükseliş ve petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkmasıyla zayıfladı. ABD ekonomisine ilişkin güçlü veriler, Federal Rezerv’in faiz politikasına yönelik beklentileri değiştirirken özellikle teknoloji ve büyüme hisseleri üzerindeki baskıyı artırdı.
Piyasalarda odağın merkezine ABD 10 yıllık tahvil faizi yerleşti. Gösterge tahvilin getirisi çarşamba günü yaklaşık 14 baz puan yükselerek yüzde 5,106 seviyesine çıktı ve 2007’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Wall Street’te Teknoloji Hisselerinde Satış
ABD borsalarında çarşamba günü satışlar özellikle teknoloji şirketlerinde yoğunlaştı. S&P 500 Endeksi yüzde 0,75 gerileyerek 7.706,03 puana inerken Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,13 kayıpla 26.936,04 puandan günü tamamladı. Dow Jones Sanayi Endeksi de yüzde 0,68 düşerek 51.511,59 puana geriledi.
Küçük ölçekli şirketleri izleyen Russell 2000’deki kayıp da yüzde 1,8’e yaklaştı.
Satışların temel nedenlerinden biri, ABD ekonomisinin güçlü seyrini koruduğuna işaret eden verilerin faiz indirimi beklentilerini zayıflatması oldu. S&P Global’in açıkladığı bileşik PMI, eylülde 58,4’e yükselerek Temmuz 2021’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Güçlü ekonomik aktivitenin enflasyonist baskıları canlı tutabileceği değerlendirmesi, Fed’in daha sıkı bir para politikası uygulayabileceği beklentisini destekledi.
Aynı gün düzenlenen 70 milyar dolarlık beş yıllık ABD tahvili ihalesinde talebin zayıf kalması da tahvil getirilerindeki yükselişi hızlandıran unsurlardan biri oldu.
ABD 10 Yıllık Tahvil Faizi 2007 Zirvesine Çıktı
Tahvil piyasasındaki hareket, hisse senetleri açısından günün en önemli gelişmesi olarak öne çıktı.
ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi yaklaşık 14 baz puan artışla yüzde 5,106 seviyesine yükselirken iki yıllık tahvil faizi de 2024’ten bu yana en yüksek seviyelerine yaklaştı. Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, özellikle yüksek büyüme beklentilerine sahip teknoloji şirketlerinin değerlemeleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Tahvil getirilerinin yükselmesi, yatırımcıların risksiz kabul edilen varlıklardan elde ettiği getiriyi artırırken, gelecekteki şirket kârlarının bugünkü değerini de aşağı çekebiliyor. Bu nedenle faizlerdeki hızlı yükseliş, yüksek değerlemelere sahip teknoloji hisselerinde daha belirgin satışlara yol açabiliyor.
Wall Street’te enerji hisseleri yükselen petrol fiyatlarından desteklenirken diğer büyük sektörlerin önemli bölümü günü düşüşle tamamladı. Böylece yalnızca birkaç gün önce yapay zekâ hisseleri öncülüğünde rekor seviyelere ulaşan Nasdaq üzerindeki faiz baskısı yeniden belirginleşti.
Japonya’da Tahvil Faizleri De Yükseldi
ABD tahvil piyasasındaki satışın etkisi Asya’ya da taşındı. Üç günlük tatilin ardından yeniden işlemlere başlayan Japonya’da 10 yıllık devlet tahvili faizi 8 baz puan yükselerek yüzde 3,055’e çıktı. Böylece Japonya’da gösterge tahvil getirisi Ağustos 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Hisse senetlerinde ise bölge genelinde karışık bir görünüm oluştu. Japonya’da Nikkei 225 yükselirken Hong Kong ve Çin piyasalarında satışlar öne çıktı. Güney Kore borsaları ise tatil nedeniyle kapalı kaldı.
Japon tahvil getirilerindeki yükseliş, küresel tahvil piyasasındaki satış baskısının yalnızca ABD ile sınırlı olmadığını ortaya koydu. Zayıf yenin ithalat maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını artırabileceğine yönelik endişeler de Japon tahvil faizlerinin yükselmesinde etkili oldu.
Petrol Fiyatları Yeniden 100 Doların Üzerinde
Küresel piyasaların bir diğer önemli gündem maddesi petrol fiyatları oldu. Brent petrol önceki seansta yaklaşık yüzde 3,9 yükselerek 103 doların üzerine çıkarken, perşembe günü kazanımların bir bölümünü geri verdi. Ancak fiyatlar 100 dolar seviyesinin üzerinde kalmayı sürdürdü.
Petrol fiyatlarının yeniden üç haneli seviyelere çıkması, piyasaların enflasyon beklentileri açısından önem taşıyor. Enerji maliyetlerindeki artışın kalıcı hale gelmesi, merkez bankalarının enflasyonla mücadele kapsamında faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini güçlendirebiliyor.
Bu nedenle petrol ile tahvil getirileri arasındaki ilişki son dönemde daha fazla önem kazanmış durumda. Petrol fiyatları yükseldikçe enflasyon endişeleri güçleniyor, bu da tahvil getirileri ve faiz beklentileri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Söz konusu hareket ise özellikle teknoloji ve büyüme hisselerinde satışları artırabiliyor.
ABD doları da yükselen tahvil getirilerinden destek buldu. Dolar, yatırımcıların Fed’in yeniden faiz artırabileceği beklentilerinin güçlenmesiyle yaklaşık iki ayın en yüksek seviyelerine yaklaşırken, değerli metal piyasasında da baskı oluştu.
Avrupa Piyasalarında Da Satış Baskısı
Asya piyasalarındaki karışık görünümün ardından Avrupa borsalarında da zayıf bir açılış beklentisi oluştu. ABD’de yaşanan tahvil satışının küresel piyasalara yayılması, yatırımcıların riskli varlıklara yönelik iştahını sınırladı.
ABD vadeli endeks kontratlarında ise kayıplar daha sınırlı kaldı. Bu tablo, Wall Street’teki düşüşün şimdilik küresel ölçekte sert ve eş zamanlı bir satış dalgasına dönüşmediğine işaret ediyor.
Bununla birlikte yatırımcıların yüksek tahvil getirileri karşısında yeni pozisyon alırken daha temkinli davranması, piyasaların yönü açısından faiz verilerini ve merkez bankası mesajlarını daha önemli hale getiriyor.
Türkiye Açısından Petrol Ve Faiz Takibi
Küresel piyasalardaki gelişmeler Türkiye açısından da yakından izleniyor. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 seviyesinin üzerinde kalması, gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik küresel risk iştahını sınırlayabilecek unsurlar arasında bulunuyor.
Doların güçlenmesi de gelişmekte olan ülke para birimleri ve dolar cinsinden borçlanma maliyetleri açısından önem taşıyor.
Türkiye açısından doğrudan öne çıkan başlıklardan biri ise petrol fiyatları. Brent petrolün 100 doların üzerinde kalması, enerji ithalatı maliyetleri ve akaryakıt fiyatları üzerinden enflasyon görünümünü etkileyebilecek bir gelişme olarak takip ediliyor.
Önümüzdeki dönemde küresel piyasaların yönü açısından ABD’den gelecek ekonomik veriler, Fed yetkililerinin faiz politikasına ilişkin açıklamaları, tahvil ihalelerine yönelik talep ve petrol fiyatlarındaki hareket belirleyici olacak. ABD ile Çin arasındaki ticaret ve teknoloji görüşmelerine ilişkin gelişmeler de yatırımcıların risk iştahı açısından takip edilen başlıklar arasında yer alıyor.