Neşet Ertaş’ın çalıp-söyleme biçimi ve çalıp-söyleme anları; gerek teknik, gerek duygusal, gerekse ifade yönünden üzerinde durulmaya değer birçok özellik barındırmaktadır. Onun icrasında duyulabilen, fakat anlatılamayan olağanüstü güzelliklerin sırları bu ayrıntılarda saklıdır.
Hizmeti Hak bilerek insanı önemseyen Neşet Ertaş’ın sanatına karşı gösterdiği özende, bu saygının yansımalarını görmek mümkündür. Eserlerini büyük bir titizlik içerisinde yaratan Ertaş, bunları sergilerken de aynı ölçüde özenlidir. İcra kalitesine önemli katkıları bulunan ve çalıp-söylemeye başladığı andan bitirdiği ana kadar göze çarpan ve hissedilen bu öz nitelik, onun gerçek sanatçı kişiliğine dayalı, yaratıcı titizliğinin ve inanç dolu yüreğinin eseridir.
Neşet Ertaş’ın ana bileşenler olan; parmak tekniği, mızrap tekniği, müzikal anlayışı ve yüreğinin atışını bir araya getirerek büyük bir özenle sergilediği özgün saz icrası, birçok özellik taşır. Çalıp-söyleme sırasında tıpkı kurulu saat gibi kusursuz bir şekilde çalışan ve icranın bitimine kadar bu düzenli işleyişin dengeli bir biçimde korunduğu icrası, o andaki ruh hâli, eserin tavrı ve tarzı ile duygusal alt yapısına bağlı olarak dinleyiciye zengin bir dramatizasyon ve ifade çeşitliliği sunar. Kimi zaman ılık bir meltem gibi sessizliğin sesini dinlercesine sakin, durgun ve dingin; kimi zaman acıyla sızlayıp inleyen yüreğiyle kor gibi yangın; kimi zaman yaşama sevinci içinde deli çaylar gibi coşkun ve taşkın bazen de bir fırtına gibi ya da ortalığı yıkıp geçen bir kasırga gibidir. Bu yüzden, onun bu, adeta bir fırtına gibi esip bir kasırga misali gönülleri yıkıp geçmesi hâlinden dolayı, müzik camiasında kendisi için “dehşet Ertaş” deyimi söylenir olmuştur.
Sazın, konuşur gibi çaldığı bir anlatım biçiminin egemen olduğu Neşet Ertaş yorumu; yüreğinden geleni anlatırcasına adeta sazını dillendirir. Onun bu özelliğinden kaynaklı olarak sazından çıkan pırıl pırıl ezgilerin her biri de çalınan havanın ruhuna, dillendirilen sözün anlamına uygun olarak zengin anlatım özellikleri taşır. Mızrabı ile sazın ciğerine vururcasına tellere dokunan Neşet Ertaş’ın, yaptığı birbirinden farklı renkli vuruşlarla biçimlendirdiği ezginin içerisinden sanki yürek atışlarının sesi duyulur.
Neşet Ertaş’ın yürek atışlarının hissedildiği sazında, zengin bir tını çeşitliliği vardır. Çok yumuşak, yumuşak, orta sert ve sert tınılar yanında; parlak, kısmen parlak-kısmen kapalı, buğulu, sızlamalı vb. birçok tını zenginliği icralarına yansımıştır. Dolu yüreği ile sazına dokunan Ertaş’ın sazından çıkan ses tıpkı bir arı kovanını andırır.
Neşet Ertaş’ta, çalıp-söyleme sırasında, eserin saz bölümlerini uzun uzun ve tüm yönleri ile geniş bir şekilde çalma anlayışı bulunmaktadır. Zengin ezgi dağarcığı, sanatsal yetisi ve geniş anlatımına dayalı olarak yarattığı, kimi zaman söz bölümünden farklılaşmış bambaşka bir anlam ve ezgi yapısı içerisinde akan, kimi zaman da adeta sözü tasvir edercesine yapılandırılmış uzun introları, ara nağmeleri tüm içeriğiyle ve inceliği ile çalan Neşet Ertaş’ın saz icraları, onun eserlerinin müzikalitesini üst düzeye çıkaran yanlardır.
Neşet Ertaş’ın, zengin ezgiler ve geniş anlatımlar ekseninde seyreden saz icrasında ezginin salınımı da ayrı bir olgudur. Akışkanlığı bozan tüm öğeleri ortadan kaldırarak icrasını olabildiğince akıcı bir hâle getiren Ertaş, bu doğal akışkanlık içerisinde, ezginin yapısında oluşturduğu ritmik unsurlarla çaldığı her eseri ilginç salınımlara kavuşturur. Aynı eser içerisinde, çeşitlemelerini de yaratarak bunları yan yana getiren Neşet Ertaş, böylelikle çaldığı ezginin kulağa daha renkli, dinamik ve akıcı ulaşmasını sağlar.
Neşet Ertaş’ın saz icrasında görülen ve icraya önemli etkileri olan bir unsur da güçlü vuruşlar/tanforlardır. Ezginin çeşitli noktalarının etkili vuruşlarla güçlendirilerek belirtildiği olgu kapsamında Ertaş, genelde farklı olarak kendincelik içeren yönlere sahiptir. Bilinen anlayış doğrultusunda, icracıların çoğunluğunda genellikle usulün başına ya da hem başına hem ortasına denk gelen güçlü vuruşlar, Ertaş’ta çok daha çeşitli noktalarda ve farklı uygulamalarla ortaya çıkar.
Güçlü mızrabıyla yaptığı sert vuruşlarla genel anlayışta olduğu gibi, usulün başı ya da ortasını güçlendiren Ertaş, ezgiye yönelerek yaptığı uygulamalarda bunu çok farklı yerlere taşır. Üstten yapılan tıpkı gülle gibi ağır vuruşlarla ezginin usûl yapısını ve tanforlarını belirler. Bu uygulamayı seven ve bundan önemli ölçüde yararlanan Neşet Ertaş’ın belli bir duygu yoğunluğundan sonra yaptığı güçlü vuruşlar ise, onun icrasındaki en dehşetli anlardandır.
Neşet Ertaş’ın çalıp-söyleyişinin en önemli yanlarından birisi, kişisel donanımına dayalı yorum gücüdür. Karşılaştığı her olguyu inceleyerek kavram çıkarabilme, güncelleyebilme, bileşime vararak kendi potasında eritip kendince ortaya koyabilmesi; onun özgün yaratımlarının ve benzersiz icrasının ana kaynağıdır.
Kendisinin olmayan herhangi bir eseri, söz ve ezgi yapısıyla bir bütün olarak ele alıp sağlam bir mantık ve duygu süzgecinden geçirerek en ince ayrıntısına kadar irdeleyen, aksayan yönlerini gidererek uygun doğrularla değiştirebilen, içten dolu bir özde yoruma çalıp-söyleyen Ertaş, bu tip icralarında her şeyi yerli yerine oturttuğu görülür. Zamanın ruhunu kavrayarak eserin yaşanılan an ile bağını kuran Ertaş; güncel algı, duygu ve anlayış içerisinde yorumlayıp çağın özelliklerini de içinde barındıran, yenilenmiş adeta yepyeni bir esere dönüştürür. Onun bu yönü, “Mühür Gözlüm” vb. birçok eserle ilgili yorumlarında görülebilir. Eserin yaratıcısı Âşık Ali İzzet’in, hatta Zeki Müren’in yorumuyla ancak belli bir yere gelebilmiş bu türkü, Ertaş’ın yorumu ve katkıları sonucu Türkiye’nin bir sanat değeri olmuş, üzerinden neredeyse yarım yüzyıl geçmesine karşın, bugün bile sevilerek icra edilmeye devam etmektedir. Neşet Ertaş’ın yorumculuğuna dayalı bu yönü aykırı sayılabilecek örneklerde de aynı nitelikte ortaya çıkar. “Bir tek Karadeniz’in haricinde, her yörenin havasından türküler söyledim diyebilirim.” diyen Ertaş, Karadeniz’den derlenmiş, “Engeller koymuyor yâr sana varsam” dizeleriyle başlayan ezgiyi yorumlayarak hem kendi havasına büründürmüş, hem de icra çitası yüksek bir sanat eserine dönüştürmüştür.
Neşet Ertaş’ın icrasını yaratan özelliklerden bir diğeri, çalıp-söyleme sırasında yarattığı dramatizasyonlardandır. Ertaş’ın, çalıp-söylerken, o andaki ruh hâline, eserin tarzına, tavrına, ezginin ruhuna ve özelliğine göre çok farklı ve zengin bileşenlerle ilerleyen anlatımı; onun girdiği bu hâlin bir yansıması olarak belirir. Çalıp-söyleme sırasında küçük bir endişe belirtisi bile taşımayan Ertaş, her şeyiyle bütünleştiği müziğin teknik tarafını düşünmeye gerek bile duymadan, kendisini duyguların akışına ve yönlendiriciliğine bırakır. Bu nedenle icralarında müzik cümlelerinin zorluğu, dik seslere çıkamama, nefesini yetirememe vb. her türlü kaygıdan uzaktır.
Doğasından ve içerisinden yetiştiği geleneğin dinamik yapısından kaynaklı olarak icrasını yapılandırırken, çok değişik anlayışlardan yola çıkan ve çeşitli öğelerden yararlanan Ertaş, bu yönüyle orya birbirinden zengin bileşimler çıkar. Doğallık içerisinde geliştirdiği tasarımlarında, zaman zaman ritmik tartımlara yönelerek, tartım çalma olgusunu öne çıkaran Ertaş, kimi zaman da ezgi kalıplarına eğilerek oluşturduğu çeşitli kalıplar aracılığıyla, kalıp çalma anlayışını sergiler. Bazen bunların her ikisinden de sıyrılıp yalnızca ezgiyi belirginleştiren Ertaş, kimi zaman da bunların bütününü kavrayıp uygun bileşenlerle yan yana getirerek icrasını alabildiğine zenginleştirir.
Neşet Ertaş’ın yorum gücü, aynı ezgiyi birkaç değişik biçimde çalabilme gibi yönü içerisinde barındırır. Ertaş’ın yaratıcı yönüne dayalı bu durumun en belirgin biçimi; yalınlık içerisinde çaldığı gösterişsiz bir ezginin, iç ritmini, ritmik yapısını ve icra tavrını değiştirerek yaptığı çoğaltarak çalma anlayışıdır. Ertaş’ın; ezgilerin içine ritm, ezgi, vurgu yerleştirerek ve özellikle de iç ritmi hızlandırarak yaptığı bu icralarının, coşkulu bir yapısı vardır. Ancak, oyun havalarında anlamlı duran bu coşku, içli ezgilerde de Neşet Ertaş’ın sanatsal dehasından kaynaklanan başarısı ile son derece yakışan bir anlatıma bürünür. Ertaş, benzeri bir yaklaşımla, durumun aksi yönünde olarak hareketli havaların ve hatta oyun havalarının içerisine de lirizm katarak özünde, içli bir tür bir dramatizasyon yaratır. Bu yüzden Ertaş’ın, sevinç ve coşku dolu havalarda sergilediği bu içlilik durumunun karşılığı, halk dilindeki söyleyişle; “hem ağlarız, hem oynarız!” deyimi ile birebir örtüşür.
Çalınan bir eserde, müzik cümlelerinin sonlarında karara varma anlarına denk düşen ve genel müzik teorisinde “kadans”, Türk Halk Müziğinde ise “karar” olarak adlandırılan, tamamlama ya da bitirme olgusu içerisinde yapılan “kalış” ezgileri vardır. THM eserlerinin, istisnasız olarak tümünde bulunan ve bütün yörelerdeki saz icracılarında neredeyse aynı biçimde görülen bu anlayış da, Neşet Ertaş’ta kendine özgü bir yapıdadır. Melodik ve ritmik yapısıyla iki temel bileşenden oluşan karar ezgileri, Ertaş’ta farklı bir melodik ve ritmik yapı göstermekle kalmaz, karar hissine de bambaşka anlamlar kazandırır. Sazın, sözün dinginleşerek adeta huzura kavuştuğu bu anlarda Ertaş, aynı ana yapı etrafında beliren kişisel karar/kadans anlayışını kendi içerisinde melodik ve ritmik yönden çeşitlendirmenin yanında; eserin konusuna, duygusuna ve o andaki ruh hâline göre bambaşka anlamlara büründürür. Onun icrasındaki karmaşık ezgiler ve duygu sağanakları sonrası, dinleyici için tam bir rahatlatma anı olan bu kalışlar; anlatılanın ve hissedilenin daha iyi kavrandığı dinginlik anlarını ortaya koyar.
Neşet Ertaş’ın sazında, ezgiye sürekli eşlik eden ve farklı biçimlerde kullandığı orta tel, karar hissini güçlendiren, çeşitlendiren ve kadansın devamlılığını sağlayan anlayışının temel dayanağıdır. Ertaş, bu ezgileri kontrşan olarak da kullanır. Eserin söz bölümlerinde, kimi yerlerde vokalin ifadesini ünison olarak şanı tasvir eden ezgilerle besleyen Ertaş, kimi yerlerde de kararda kalarak kadans ezgileri ile sese eşlik eder. Bu yanıyla yalnızca Ertaş’a özgü olan bu uygulama ile o, yarım asır öncesinden özgün bir kontrşan anlayışını ortaya koymuştur.
Neşet Ertaş’ın sazında görülen kendine özgü karakteristik tını, duygusal alt yapı ve işleme özellikleri yanında, doyumsuz ezgilerini oluşturan bileşenlerden biri de, eşlikler ve armonik unsurlardır. Ezgiyi birebir ortaya çıkarmak amacıyla zaman zaman tek tel üzerinde de çalan Ertaş’ın genel icrası, 2 ya da 3 tele aynı anda vurarak çalma üzere kurulu zengin çalış temeline dayalıdır. Seslerin birbirine göre düzenlenerek aralarındaki duyum dengesinin kontrol edilerek çıkarıldığı bu çalma biçimi içerisinde Ertaş, kendine özgü bir çokseslilik anlayışı geliştirmiştir.
Neşet Ertaş’ın hassas kulağı, ses zevki ve estetik anlayışı yanında; geleneği, doğayı ve ezgilerin ruhunu izleyerek yarattığı bu doğal yaklaşım içerisindeki aralıklar ve akorların uygulanışı ile bunların yapılandırılışı başlı başına bir inceleme konusudur. Eşlik ve armoni anlayışını sazında çokça kullanan Ertaş’ın icralarında, ana ezgiyi önemseyerek, eşliklere ve armonik seslere kurban etmeyen, bunların ana ezgiyi örtmesini engelleyen bir yaklaşımı da vardır. Ana ezgi ve diğerleri arasında böylesine ince ve hassas bir denge yaratabilen Ertaş, bu şekilde tınıyı zenginleştirir, duyum kalitesini yükseltir. Bu konuya ilişkin bilgilere, Neşet Ertaş’ın müzikal anlayışı kısmında yer verilmiştir.
Neşet Ertaş’ın sazında görülen çalış özelliklerinin en önemli yanlarından biri de, “anı yaşama” ve her şeyi o an içinde biçimlendirme temeline üzerine kurulu doğaçlama anlayışına dayalı icralardır. İcra sırasında ezgileri eser boyunca yenileyebilmesi yanında, bir eseri her çaldığında farklı hissederek değişik bir biçime dönüştürebilen Ertaş’ın, o anki ruh durumuna bağlı olarak içinden geldiği gibi davranması sonucu ortaya çıkan bu olgu, çalıp-söyleme anlarında yüksek bir hızda seyreder.
Farklı oranlardaki koma seslere dayalı kullanımlar, çeşniler ve makamsal geçkiler, Neşet Ertaş’ın saz icrasının en özel ve önemli yanlarından olup müziğini zenginleştiren unsurlardandır. Duygusal yapısı nedeniyle sazında 40’ın üzerinde perde kullanan Ertaş, bu perdeler nedeniyle hassas kulağı, farklı duyumu, duygusallığı ve müziğe dair gelişmiş özgün kavrayışı doğrultusunda kendine has bir anlayış geliştirmiş, bu anlayış içerisinde çok farklı lezzetler yaratmıştır.
Neşet Ertaş saz icrasının belki de en karmaşık yönü olan bu yanlar, kendi aşiretindeki ustalar da dahil olmak üzere, THM camiasında bile henüz çözülememiştir. Hem bu anlayışı çözememiş, hem de sazında aynı perdeler olmayan icracıların onun eserlerine yönelik yaptığı icralar ise bu eksiklikler nedeniyle yetersizdir. Bu icralarda; hem makama, hem de geçiş notlarına dair ana öğelerin ve ilgili perdelerin bulunmaması nedeniyle, seslerin ayrık durduğu, makamsal geçkilerinin kulağı rahatsız eden bir kopuklukta olduğu, böylelikle tını ve duygu yönünden güçsüz, orijinal niteliğinden yoksun bir icra ortaya çıkar. Bu durum kimi zaman, sanki aslına ve özgün biçimine hiç benzemeyen başka bir eser çalınıyormuş hissi yaratır. Özellikle TRT vb. kurumlarda, onun eserlerinin nota yazımlarında, bu durum vahim bir haldedir. Neşet Ertaş’ın bin bir incelik taşıyan icrası, klâsik yaklaşım ile sığ bir yapı içerisine indirgenerek ortaya verimsiz notalar çıkmıştır. Onun eserlerine yönelik icraların niteliksiz oluşunun altında yatan temel nedenlerden biri de bu notalardır.
Neşet Ertaş’ın çalıp-söyleyişi, oturaklı kişiliği ve dengeli ifadesinin birebir yansımasıdır. Metronom dengesi yönünden tam kıvamını bulan icra temposu, icra dengesi yönünden de son derece sağlamdır. Onda can bulan ve telaş, acelecilik gibi hallerden uzak bu mükemmel dengenin adı, halk deyimiyle oturaklılıktır. Kişiliği oturaklı, icrası oturaklı Ertaş’ta, bu olgunun yanında, aynı zamanda hızlı çalabilen bir icra anlayışı da vardır.
Bilindiği gibi günümüz bağlama icrasındaki hız anlayışı; çoğunlukla gösteri için yapılan, duygusal alt yapısı bulunmayan, mekanik seslerin ardı ardına metronom yönünden hızlı çalınmasını belirtmektedir. Ancak, Neşet Ertaş’ta görülen hız kavramı; içi duygu ve tavır dolu bir icrada, seslerin yoğunluğunu, tavrını, eserin duygusal havasını ve doğal akışkanlığını bozmadan yapılan hızlı çalma anlayışıdır. Neşet Ertaş’ta tüm doğallığı ile ortaya çıkan bu olgunun en önemli yanı ise; bunun gösteri için değil, ezginin gereği olarak ve yerinde yapılmasıdır.
Neşet Ertaş’ın çalıp-söyleme anlarında ortaya çıkan, kendine özgü benzersiz bir ses tonu ve ses kullanma anlayışı vardır. Dönemindeki ustalar da içinde olmak üzere, kendi döneminden başlayarak bugüne kadar birçok kişinin ona benzemeye çalıştığı, ancak onu andırmaktan öteye varamayan çabalara ilham kaynağı olan ses tonu ve kullanım özelliklerinin, kendi içerisinde güçlü bir alt yapısı vardır. Sevginin ve içtenliğin hoşluğu, insanı sarıp sarmalayan sıcaklığı ile gönüllere dolan bu ses, Ertaş’ın o anki duygusal hali ve işleyiş özellikleri kapsamında ezginin tavrına, tarzına ve psikolojik alt yapısını oluşturan her türlü duyguya göre farklı bir renge bürünür. Kimi zaman, tıpkı güneş gibi pırıl pırıl, parlak bir tınıda duyulan bu ton; kimi zaman bulutlu bir havayı andıracak şekilde puslu, bazen üzüntülü yoğun duyguların üzerini örttüğü bir buğu ile kaplı; kimi zaman da bunların adeta tümünü kapsayacak bir biçimde karma bir tınıdadır.
Neşet Ertaş’ın çalıp-söyleyişi sırasında görülen temel vokal özelliklerinden biri, uzun nefes kullanımı gerektiren zor müzik cümleleridir. Doğası gereği, uzun nefes kullanımlarına dayalı bir yapıda gelişmiş aşiret müziği, Ertaş’ta bu anlamda da çığırının zirvesine ulaşmıştır. Uzun müzik cümleleri, bu cümlelerin icrası sırasında görülen icra çıtası yüksek ezgiler ve zor vokal atraksiyonlar, Ertaş’ın karakteristik vokal icra özelliklerindendir. Ertaş, Muharrem Usta’da daha hızlı bir tempoda seyreden çalış akıntısını, bir mertebe ağırlaştırarak daha geniş bir biçime dönüştürmüş, böylelikle zaten nefes açısından zor olan bu havaları daha da zorlaştırmıştır.
Eserlerin saz bölümünü geniş geniş çalan Neşet Ertaş, söz bölümlerini de eksiksiz bir şekilde okur. Bu durum, eserlerinde konu ve anlatım bütünlüğü olmasından ve Ertaş’ın bu bütünlüğü bozmamak gerektiği anlayışından kaynaklanmaktadır. Eserleri, çoğunlukla 4, kimi zamanda daha fazla kıtalardan oluşan, ancak önceki dönemlerde plâklardaki zaman kısıtlaması nedeniyle eksik kaydetmek zorunda kalan Ertaş, kaset teknolojisinin ortaya çıkışından sonra, türkülerinin hiçbir sözünü atlamadan bütünüyle kaydetmiştir.
Neşet Ertaş’ta saz and ses ayrışan değil, birbirini bütünleyen iki unsur olup birbirinin anlatımına bürünerek bütünleşirler. Bu durum sonucu, kimi zaman (özellikle karar seslerinde) saz and sesin biri için de eridiği böylelikle ayrıştırılıp fark edilemediği anlar ortaya çıkar. Ustasından kendisine yansıyan bu yönü daha da geliştiren Ertaş, icranın akışı sırasında zaman zaman derin bir sessizliğe bürünerek bu durumu daha da belirginleştirir.
Neşet Ertaş’ın vokal icralarında sık rastlanan uygulamalardan biri, serbest düşünce ve esnek okuma anlayışından kaynaklı olarak yaptığı kendine özgü uygulamalardır. Ertaş’ın bu anlayış kapsamında, özellikle vokal bölümlerde, ana (değişmeyen) hız basamakları yanında çeşitli ara hız (değişen) basamakları kullanarak bir eseri çok ağır bir hızdan, hareketli ve hızlıya kadar farklı bir metronomda icra ettiği görülür. Genellikle yavaşlatma, genişletme, uzatma, geciktirme olarak beliren ve metronom değerinin neredeyse yarı yarıya düştüğü bu anlayış, Ertaş’a özgü özellikler içerip Anadolu’nun diğer sanatçılarında seyrek görülür.
Neşet Ertaş’ın vokal icrası, dil ve müziğin birleşimi yönünden çok çeşitli ayrıntılar içerir. Ses karışımları ile elde edilen söyleyiş biçimleri, dilin ritminin müziğin ritmi ile ilginç birleşimleri, sözcüklerin anlamına ve duygusal anlatımına göre seste yaratılan dramatizasyonlar, genel okuyuşlara dayalı yoğunlaştırmalar, ince tonlamalar ile sözcüklere ve deyimlere yüklenen çeşitli anlamlar, ton farklılıkları ile yaratılan çeşitli duyumlar, hangere kullanımı ile oluşturulan vurgu ve birbirinden renkli ritmik yapılara dayalı zengin tınılatımlar onun vokal söyleyişine özgün yapısını kazandıran temel özelliklerdir.
Neşet Ertaş’ın vokal icra özelliğini etkileyen ve niteliğini belirleyen unsurlarından biri de, hançere kullanımından kaynaklı vurgulu okuma tarzı ve hançereye dayalı nüanslardır. Ertaş’ın sesinde görülen hançere ifadesi; en zayıfından-en güçlüsüne ve en ağırından-en hızlısına ritmik vibratolar, genel karakteri tril olan ancak zaman zaman mordant (bir süsleme biçimi) ya da grupetto (ezgisel küme) olarak ortaya çıkan uygulamalar ve belli bir tarza dönüşmüş kalıp okuyuşlardır. Ertaş’ın özellikle sözlerin anlamını belirtmek amacıyla daha başlardan beri sergilediği vurgulu okuyuşlar, çoğunlukla öğretiye dayalı deyişler söylediği son dönemde çok güçlü, hatta biraz abartılı sayılabilecek bir söyleyişe bürünmüştür. Bu durumun temel nedeni, sözün anlaşılmasını sağlamak ise de bir diğer neden; son dönemlerde toplumda artan bilgisizlik yüzünden, söyleyebileceklerini ancak bu biçimde vurgulayarak aktarabileceğini düşünmesidir. Ertaş’ın bu anlayışı, müzikte ‘aksan’ adı verilen ve okuma sırasında sürelerin güçlü-yavaş, uzun-kısa, bağlı-bağsız vb. belirterek okumasını kapsayan vurgulu söyleyiş kapsamından da ortaya çıkar. Seslerin özel biçimini ortaya çıkaran glisendolar, portantomolar vb. ayrıntılar da Neşet Ertaş’ın icralarında sıkça görülen temel yapı taşlarındandır.
İki ya da daha fazla ses arasında yapılan glisendolar ve portantomolar (kaydırmalı okuyuşlar), sesleri bağlı ve devamlı, yavaş ve ince, çok yavaş ve ince okuma gibi birçok çeşidi olan bu öğeler, Ertaş’ta bambaşka anlamlarla karşımıza çıkar. Ertaş, sesin gürlük derecelerini ortaya çıkaran ayrıntıları da vokal icralarında çokça kullanır. En yavaşından en güçlüsüne kadar geniş bir çeşitlilikte, sesin gürlüğüne yönelik yapılan bu ayrıntılar, onun vokal söyleyişindeki etkili öğelerdendir.
Ertaş’ta; yumuşak okuma, ajitatif okuma (özellikle bozlakların dik bölümlerinde), son derece sert, güçlü ve etkili okuma vb. çeşitli biçimlerde beliren bu anlayış nedeniyle, kimi zaman eserin bütününü ya da bir kısmını üst oktav ile asıl yeri arasında bölüştürerek okur. Bu, alçak sesten yüksek sese ya da yüksekten sesten alçak sese hızlı geçiş anlayışı, onun icralarında sıkça rastlanan uygulamalardandır.
Geleneksel müziklerde önemli yeri olan bir vokal öğesi olarak hançere kavramı, Neşet Ertaş’ta vurgulu okumanın yanında ezgileri yapılandıran, kalıp ezgiler yaratan etkili bir nüans hatta müzikal biçim şekline dönüşmüştür. Ertaş’ta, hançere kullanımının belirginleştiği üç temel nokta vardır: Bunlardan birincisi vibratolar, ikincisi triller, üçüncüsü de ezgi kalıplarıdır.
Hançere kullanımına dayalı bir vokal öğe olarak, aynı ses üzerinde art arda yapılan vurguları belirten vibrato kavramı, Ertaş’ta iki türlüdür. Bunlardan biri; serbest ritimli vibratolar, diğeri ise ritmik vibratolardır. Serbest ritimli vibratolar, genellikle doğaçlama yapıdaki ezgilerde görülmekle birlikte, ritmik ezgilerde de ortaya çıkar. Vurgu yönünden, en yavaştan-en güçlüye kadar geniş bir çeşitliği olan bu ifadenin anlatımı güçlendiren bir etkisi vardır.
Vibratoların, Ertaş’ta görülen en belirgin türü, ritmik vibratolardır. Gerek uzun havalar, gerekse ölçülü eserlerde sıkça görülen ritmik vibratolar; gürlük dereceleri bakımından geniş bir açılımda olup hız yönünden de, en ağırdan-en hızlıya kadar çeşitli metronom değerlerindedir. Özellikle uzun sesleri, ritmik vibratolar ile ritimlendirerek güçlendiren, böylelikle etkili bir anlatım oluşturan Neşet Ertaş, icrasına da dinamizm katar.
Ertaş’ta, hançere kullanımının belirginleştiği ikinci temel nokta; tril ifadeleridir. Neşet Ertaş’ın müziğinin temel yapı taşlarından olan bu nüans, kişisel tarzında da çokça kullandığı tipik bir ifade biçimidir.
Ertaş’ın müziğinde, gerek kendi sanat geleneğinden aktarıla gelenek gerekse kendisinin oluşturduğu çok sayıda kalıp ezgiler vardır. Bunları çeşitli biçim ve anlatımlarla seslendiren Ertaş’ın icrasında çokça rastlanan bu kalıpların icra biçimlerinden biri, hançerelerle yapılmasıdır. Ertaş’ı, kısalı-uzunlu birçok çeşidi ve zorluk derecesi bulunan kalıp ezgileri içselleştirmiş olarak hançeresiyle büyük bir rahatlık içerisinde bir çırpıda seslendirir.
Sazı, sesi, türküleri ile bir başına çalıp-söyleyerek ekol olmuş Neşet Ertaş’ın, zaman zaman kendisine eşlik eden bir grupla sahneye çıkıp birlikte çalıp-söylediği görülür. Ertaş düğüncülük dönemlerinden kalma bir anlayış olarak özellikle düğünlere yönelik sürdürdüğü bu tarzını, kimi zaman konser sahnelerine de taşır. Ertaş’a eşlik eden grup, vurmalı çalgılardan oluşur. Ezgiyi kendisi çalan Neşet Ertaş, duyumu desteklemek amacıyla vurmalı çalgıları eşlik olarak değerlendirir.
Bu uygulama, Ertaş’ın albümlerinde de sergilediği vazgeçilmez bir icra anlayışıdır. Neşet Ertaş’ın grup eşlikli icralarında öne çıkan olgu, daha güçlü tuşelerle, son derece dengeli yürüyen coşkulu bir performans sergilediğidir. Bu durumun yanında ilgi çeken noktalardan diğeri; söz bölümlerinde eserin ritmini genellikle ağırlaştırarak, genişleterek, okuyan Neşet Ertaş’ın, okuyuşuna uyum sağlayamamaları nedeniyle, özellikle son zamanlardaki çalışmalarında görüldüğü gibi söz bölümü geldiğinde grubun susarak aranağmeye kadar beklemesidir.
NEŞET ERTAŞ’IN TÜRKÜLERİ: https://www.turkudostlari.net/sor.asp?a=30
DAHA FAZLA TÜRKÜ: https://www.turkudostlari.net