İngiltere’de 28 Ekim’de açıklanacak bütçe öncesinde hükümetin mali hareket alanı daralıyor. IFS’nin değerlendirmesine göre sağlık ve savunma harcamalarındaki hedeflerin korunması, diğer kamu hizmetlerinde kesintiye gidilmemesi ve artan maliyetlerin karşılanması için 2030-2031 mali yılında 35 milyar sterline kadar ek kaynağa ihtiyaç duyulabilir.
İngiltere hükümeti, yaklaşan bütçe açıklaması öncesinde kamu harcamalarını finanse etmek için zor tercihlerle karşı karşıya. Bağımsız ekonomi araştırma kuruluşu Institute for Fiscal Studies (IFS) tarafından 12 Ekim’de yayımlanan rapor, mevcut harcama planlarının tüm maliyet baskılarıyla birlikte uygulanmasının önemli bir finansman ihtiyacı doğurabileceğini ortaya koydu.
Araştırmada, özellikle sağlık ve savunma bütçelerindeki artış hedefleri öne çıkıyor. Kamu çalışanlarının ücretlerindeki yükseliş, enflasyonun bütçeler üzerindeki etkisi ve verimlilik beklentilerinin karşılanamaması da mali baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor.
IFS’nin hesaplamalarına göre belirli harcama hedeflerinin birlikte korunması ve diğer kamu hizmetlerinde reel kesintiye gidilmemesi durumunda, 2030-2031 mali yılında ihtiyaç duyulabilecek ek kaynak 35 milyar sterline ulaşabilir. Bu tutar kesinleşmiş bir bütçe açığı değil, farklı ekonomik ve mali varsayımlara dayanan örnek bir finansman ihtiyacını ifade ediyor.
35 Milyar Sterlinlik İhtiyacın Arkasındaki Hesap
İngiltere’nin önümüzdeki yıllara ilişkin mali planlarında sağlık ve savunma harcamaları belirleyici bir konumda bulunuyor. Hükümet, savunma harcamalarını 2030-2031 mali yılında gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3’üne çıkarmayı hedefliyor. Sağlık hizmetlerine ayrılan bütçenin de enflasyondan arındırılmış olarak her yıl yüzde 2,7 artırılması senaryosu değerlendiriliyor.
IFS, bu iki hedefin gerçekleştirilmesi ve sağlık ile savunma dışındaki kamu hizmetlerinin mevcut reel harcama düzeylerinin korunması halinde yaklaşık 20 milyar sterlinlik ek finansman gerekeceğini hesaplıyor.
Ancak kamu maliyesindeki baskı yalnızca bu iki harcama kaleminden kaynaklanmıyor. Kamu çalışanlarının ücretlerinin beklenenden daha hızlı yükselmesi ve kamu hizmetlerinde hedeflenen verimlilik artışının sağlanamaması, ihtiyaç duyulacak kaynak miktarını daha da artırabiliyor. Bu koşulların da hesaba katılmasıyla ek finansman ihtiyacı 35 milyar sterline kadar çıkabiliyor.
IFS, söz konusu rakamın kaçınılmaz bir sonuç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Hükümetin bazı harcama hedeflerini değiştirmesi, belirli hizmetlere daha az kaynak ayırması veya maliyet baskılarının bir bölümünü karşılamamayı tercih etmesi halinde ihtiyaç duyulan ek kaynak azalabilir. Bununla birlikte bu tercihler, kamu hizmetlerinin kapsamı ve kalitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Maaş Artışları Ve Enflasyon Maliyetleri Yükseltiyor
İngiltere’nin kamu harcamalarında karşılaştığı sorunlardan biri, bütçeler hazırlanırken yapılan tahminlerle daha sonra ortaya çıkan maliyetler arasındaki fark. IFS’ye göre kamu çalışanlarının ücretleri, bakanlıkların başlangıçta öngördüğü seviyelerin üzerine çıkıyor. Personel giderlerinin günlük kamu hizmeti harcamalarının yaklaşık yarısını oluşturması, ücretlerdeki değişimleri bütçeler açısından önemli hale getiriyor.
Araştırmada, 2026-2027 dönemindeki ücret artışlarının ilk tahminleri aşmasının 2028-2029 mali yılında kamu bütçelerine yaklaşık 3 milyar sterlinlik ek baskı getirebileceği belirtiliyor. Ücretlerin sonraki yıllarda da mevcut tahminler doğrultusunda yükselmesi halinde bu etkinin 7 ila 9 milyar sterline ulaşabileceği hesaplanıyor.
Enflasyon da kamu kurumlarının harcama kapasitesini sınırlayan diğer önemli unsur olarak öne çıkıyor. Fiyatların bütçe hazırlanırken öngörülen seviyelerin üzerinde artması, ayrılan ödeneğin reel değerini düşürüyor. Böylece kamu kurumları, aynı hizmetleri sürdürebilmek için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyabiliyor.
IFS’nin hesaplamalarına göre yüksek enflasyon, 2028-2029 mali yılında personel dışındaki günlük harcama bütçelerinin reel değerinde 4 ila 8 milyar sterlinlik, yatırım bütçelerinde ise 2 ila 4 milyar sterlinlik azalmaya yol açabilir.
Bu tahminler, fiyat artışlarının kamu harcamalarının satın alma gücünü ne ölçüde aşındırabileceğini gösteriyor. Ücret ve enflasyon kaynaklı baskılar, hükümetin belirlediği harcama sınırları içinde hizmetlerin sürdürülmesini zorlaştırabilir.
Kamu Hizmetlerinde Kesinti İhtimali Artıyor
IFS raporunda dikkat çekilen bir diğer konu, önümüzdeki yıllarda günlük kamu hizmeti harcamalarının daha yavaş artmasının planlanması. Bu mali yılda söz konusu harcamaların reel olarak yüzde 2,4 yükselmesi beklenirken, 2028-2029 ile 2030-2031 döneminde yıllık ortalama artışın yüzde 1’e gerileyeceği öngörülüyor.
Toplam kamu harcamaları artmaya devam etse bile bu yavaşlama, bazı bakanlıkların ve kamu kurumlarının enflasyon karşısında daha sınırlı kaynaklarla çalışmak zorunda kalabileceği anlamına geliyor. Sağlık ve savunmaya öncelik verilmesi de diğer hizmetlere ayrılabilecek bütçeyi daraltabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.
IFS’nin senaryosuna göre savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3’üne çıkarılması, toplam harcama sınırları değiştirilmeden gerçekleştirilirse sağlık ve savunma dışındaki kamu hizmetlerinde 2027-2028 ile 2030-2031 arasında yıllık ortalama yüzde 2 reel kesinti gerekebilir.
Böyle bir tablo eğitim, yerel yönetimler ve farklı kamu kurumlarının faaliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Hükümetin mevcut planları, kamu hizmetlerinde verimliliğin yılda yaklaşık yüzde 1,2 artacağı varsayımına dayanıyor. Ancak IFS, geçmiş dönemlerde kamu hizmetlerinde kaydedilen yıllık ortalama verimlilik artışının yaklaşık yüzde 0,2 seviyesinde kaldığına dikkat çekiyor.
Planlanan verimlilik kazanımlarının yalnızca yarısının elde edilmesi bile 2028-2029 mali yılında yaklaşık 9 milyar sterlinlik ek mali baskı yaratabilir. Bu nedenle kamu hizmetlerinde kesintiye gitmeden mevcut hedefleri sürdürmek, yalnızca ek gelir bulunmasına değil, hizmetlerin daha düşük maliyetle sunulmasına da bağlı olacak.
Hükümetin Önünde Vergi Ve Harcama Seçenekleri Var
İngiltere hükümetinin temel sınavı, artan finansman ihtiyacını kamu borçlanmasını daha fazla büyütmeden karşılayabilmek. Bu kapsamda vergi gelirlerinin artırılması, bazı harcamaların azaltılması, kamu hizmetlerinin kapsamının yeniden değerlendirilmesi veya daha yüksek borçlanmanın kabul edilmesi gibi seçenekler gündeme gelebilir.
Ancak borçlanma maliyetlerinin yüksek seyretmesi, yeni kaynak yaratmak amacıyla daha fazla borca başvurulmasını pahalı hale getiriyor. IFS’nin aynı gün yayımladığı kamu maliyesi değerlendirmesi de yüksek enflasyonun vergi gelirlerini destekleyebilmesine karşılık kamu borcunun faiz maliyetlerini ve hizmet giderlerini yükseltebildiğine işaret ediyor.
Bu nedenle hükümetin mali kurallara kâğıt üzerinde uyum sağlaması tek başına yeterli görülmüyor. Açıklanan harcama hedeflerinin gerçekçi olması ve uygulamada sürdürülebilmesi de önem taşıyor. IFS, zor mali kararların gelecek yıl yapılacak harcama değerlendirmelerine ertelenmesinin bütçe planlarının güvenilirliğini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Piyasalar da hükümetin kamu borcunu sürdürülebilir biçimde yönetme kapasitesini yakından izliyor. Vergi ve harcama politikalarının nasıl şekilleneceği, yatırımcıların İngiltere ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinde etkili olabilir.
Bütçe Kararları Türkiye Açısından Da İzleniyor
İngiltere’de alınacak bütçe kararları, Türkiye için doğrudan yeni bir vergi veya ticaret düzenlemesi anlamına gelmiyor. Bununla birlikte İngiltere’nin önemli dış ticaret pazarlarından biri olması, ülkedeki ekonomik gelişmeleri Türk ihracatçıları açısından da dikkate değer kılıyor.
Olası vergi artışlarının tüketici harcamalarını ve şirketlerin yatırım kararlarını etkilemesi, İngiltere’deki talep koşullarını değiştirebilir. Bu durum, ülkeye ihracat yapan şirketlerin satış beklentileri bakımından önem taşıyor.
Gözler şimdi 28 Ekim’de açıklanacak bütçeye çevrildi. Hükümetin sağlık ve savunma harcamalarına ilişkin hedefleri koruyup korumayacağı, diğer kamu hizmetlerine ne kadar kaynak ayıracağı ve ek finansman ihtiyacını hangi yöntemlerle karşılayacağı bütçe açıklamasıyla birlikte daha net ortaya çıkacak.
IFS’nin değerlendirmesi, önümüzdeki dönemde İngiltere hükümetinin yalnızca ne kadar harcama yapacağını değil, bu harcamaları nasıl finanse edeceğini de açıklamak zorunda kalacağını gösteriyor. Vergi artışları ile kamu hizmetlerinde kesinti arasında kurulacak denge, ülkenin mali planlarının sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak.