İngiltere’de işletmelerin karşı karşıya olduğu maliyet baskısı yeniden güç kazandı. BDO’nun eylül ayına ilişkin verilerine göre maliyet enflasyonu endeksi, Haziran 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine yükseldi. Üretim ve hizmet sektörlerinde faaliyetlerin yavaşlaması, artan giderlerle zayıflayan talebin şirketleri aynı anda zorladığını ortaya koydu.
İngiltere ekonomisinde şirketlerin maliyetlerini artıran gelişmeler, sonbahar bütçesi öncesinde iş dünyasının gündemindeki yerini koruyor. Uluslararası denetim ve danışmanlık kuruluşu BDO’nun 12 Ekim’de yayımladığı veriler, işletmelerin karşılaştığı maliyet baskısının eylülde belirgin biçimde arttığını gösterdi.
Enerji, akaryakıt ve hammadde fiyatlarındaki yükseliş, üretimden taşımacılığa kadar birçok alanda faaliyet giderlerini artırıyor. Aynı dönemde imalat sanayisi ve hizmet sektöründeki göstergelerin gerilemesi, şirketlerin yükselen maliyetleri karşılamakta zorlanabileceğine işaret ediyor.
İngiltere hükümetinin 28 Ekim’de açıklaması planlanan bütçe öncesinde yaşanan bu gelişmeler, işletmelerin vergi politikaları ve yeni mali yükümlülüklere ilişkin beklentilerini de öne çıkarıyor. İngiltere’nin Türkiye açısından önemli ihracat pazarlarından biri olması, ülkedeki ekonomik görünümü Türk şirketleri için de önemli hale getiriyor.
Maliyet Endeksi Haziran 2023’ten Bu Yana En Yüksek Seviyede
BDO’nun açıkladığı verilere göre İngiltere’de şirketlerin maliyet enflasyonunu izleyen endeks, ağustos ayındaki 102,18 seviyesinden eylülde 103,65’e çıktı. Böylece gösterge, Haziran 2023’ten bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.
Endeksteki yükselişte enerji, akaryakıt ve hammadde maliyetlerinin etkili olduğu belirtildi. Üretimde kullanılan girdilerin ve taşımacılık giderlerinin pahalılaşması, şirketlerin günlük faaliyetlerini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu kaynak miktarını artırıyor.
Maliyetlerdeki artış, özellikle giderlerini satış fiyatlarına tam olarak yansıtamayan işletmeler açısından sorun yaratıyor. Talebin güçlü olduğu dönemlerde şirketler, yükselen üretim maliyetlerini fiyatlara aktarmakta daha rahat hareket edebiliyor. Ancak tüketicilerin harcamalarını sınırladığı bir ortamda fiyat artışları satış hacmini olumsuz etkileyebiliyor.
Bu nedenle işletmeler, kârlılıklarını korumak ile müşterilerini kaybetmemek arasında denge kurmak zorunda kalıyor. Artan giderlerin fiyatlara yansıtılamaması ise kâr marjlarının daralmasına yol açabiliyor.
BDO endeksinin yükselmesi, şirketlerin maliyet ortamında karşılaştığı baskının güçlendiğine ilişkin bir gösterge niteliği taşıyor. Bununla birlikte endeks, İngiltere’nin resmî tüketici enflasyon oranını ölçmüyor. Dolayısıyla göstergenin üç yılın zirvesine çıkması, tüketici fiyatlarındaki yıllık artış hızının da aynı dönemin en yüksek seviyesine ulaştığı anlamına gelmiyor.
Araştırmanın önemi, işletmelerin faaliyet maliyetlerindeki değişimi takip etmeye ve ekonomik faaliyetler üzerindeki olası etkileri değerlendirmeye yardımcı olmasından kaynaklanıyor.
Üretim Ve Hizmet Sektörlerinde Yavaşlama Sinyali
Maliyet baskısının arttığı eylül ayında İngiltere’de ekonomik faaliyet göstergelerinde de zayıflama kaydedildi. BDO verileri, hem imalat sanayisinde hem de hizmet sektöründe üretim göstergelerinin gerilediğine işaret etti. İç talepteki yumuşama, faaliyetlerin hız kaybetmesinde etkili oldu.
Bu gelişmeler, İngiliz şirketlerinin iki yönlü bir baskıyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Bir tarafta enerji, hammadde ve diğer faaliyet giderleri yükselirken diğer tarafta müşterilerden gelen talep zayıflıyor.
Talebin yavaşladığı dönemlerde fiyat artırmak, işletmelerin satışlarını daha da düşürebiliyor. Buna karşılık fiyatları sabit tutmak da yükselen maliyetlerin kârlılık üzerindeki etkisini artırabiliyor. Şirketler bu nedenle üretim hacimlerini, yatırım kararlarını ve istihdam planlarını yeniden değerlendirmek durumunda kalabiliyor.
Özellikle finansman maliyetleri yüksek olan işletmelerde giderlerin artması ve satış gelirlerinin beklentilerin altında kalması, işletme sermayesi ihtiyacını büyütebilir. Bu durum, yeni yatırım yapmayı planlayan şirketlerin kararlarını ertelemesine veya mevcut faaliyetlerini daha temkinli yürütmesine neden olabilir.
BDO’nun büyüme ve strateji alanındaki yöneticisi Scott Knight da şirketlerin sonbahar bütçesi öncesinde öngörülebilirlik aradığını belirtti. İş dünyasının temel kaygılarından biri, mevcut maliyet baskısına yeni vergi düzenlemelerinin veya ilave mali yükümlülüklerin eklenmesi.
Bu nedenle hükümetin bütçede açıklayacağı kararlar, yalnızca kamu maliyesi açısından değil, şirketlerin önümüzdeki döneme ilişkin planları bakımından da önem taşıyor.
Bütçe Öncesinde Vergi Ve Harcama Politikaları İzleniyor
İngiltere’de işletmeler, yükselen maliyetlerle mücadele ederken hükümetin 28 Ekim’de açıklaması planlanan sonbahar bütçesini bekliyor. Yeni vergi düzenlemeleri veya şirketlere yönelik ilave yükümlülükler, işletmelerin maliyet hesaplarını ve yatırım planlarını etkileyebilecek başlıklar arasında bulunuyor.
Şirketler açısından temel beklenti, ekonomik kararların mümkün olduğunca açık ve öngörülebilir olması. Maliyetlerin yükseldiği ve talebin zayıfladığı bir dönemde yeni mali yükümlülüklerin devreye girmesi, özellikle finansman olanakları sınırlı işletmeler üzerindeki baskıyı artırabilir.
Hükümetin kamu maliyesini güçlendirme hedefi ile özel sektörün büyüme ve yatırım ihtiyacı arasında nasıl bir denge kuracağı da bütçe öncesinde yakından izleniyor. Vergi politikalarının şirketlerin yatırım iştahına etkisi, önümüzdeki dönemde ekonomik faaliyetlerin seyrini belirleyebilecek unsurlardan biri olacak.
Bununla birlikte maliyet baskısının yalnızca vergi kararlarıyla açıklanamayacağı belirtiliyor. Enerji ve hammadde fiyatları, ücretler, finansman koşulları ve tüketici talebi de şirketlerin faaliyetlerini etkileyen temel değişkenler arasında yer alıyor.
Enerji ve girdi maliyetlerinin yüksek kalması, buna karşılık iç talepte belirgin bir toparlanma görülmemesi halinde işletmelerin kârlılıklarını koruması zorlaşabilir. Fiyatların gerilemesi ve tüketimin güçlenmesi ise şirketlerin üzerindeki baskının hafiflemesine katkı sağlayabilir.
İngiltere’deki Gelişmeler Türk İhracatçılarını Da İlgilendiriyor
İngiltere’de maliyetlerin yükselmesi ve ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması, Türkiye’nin dış ticareti açısından da takip edilmesi gereken gelişmeler arasında bulunuyor. İngiltere’nin Türkiye için önemli ihracat pazarlarından biri olması nedeniyle bu ülkedeki tüketim ve yatırım eğilimleri, Türk şirketlerinin sipariş görünümünü etkileyebilir.
Otomotiv ve yan sanayi, tekstil, makine, gıda ve çeşitli sanayi ürünleri, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde öne çıkan alanlar arasında yer alıyor. İngiliz tüketicilerin harcamalarını azaltması veya şirketlerin yeni yatırımlarını ertelemesi, Türkiye’den ithalata yönelik talebin daha temkinli seyretmesine neden olabilir.
Maliyetlerini kontrol altına almaya çalışan İngiliz şirketlerinin tedarikçilerinden daha uygun fiyatlar talep etmesi de olası gelişmeler arasında bulunuyor. Böyle bir durumda Türk ihracatçıları, kendi enerji, işçilik ve finansman giderlerini karşılamaya çalışırken müşterilerinden gelebilecek fiyat indirimi taleplerini de değerlendirmek zorunda kalabilir.
Ancak BDO’nun verileri, Türkiye’nin İngiltere’ye ihracatında doğrudan bir düşüş yaşandığını ortaya koymuyor. Bulgular, İngiliz şirketlerinin maliyet ortamındaki bozulmaya ve ekonomik faaliyetlerdeki yavaşlamaya ilişkin işaretler sunuyor. Bu koşulların Türk ihracatına etkisi ise talep, fiyatlama ve ticari siparişlerdeki gelişmelere bağlı olacak.
Gözler 28 Ekim’de Açıklanacak Bütçede
İngiltere ekonomisinin önümüzdeki dönemdeki görünümünde enerji ve hammadde fiyatlarının seyri, tüketici talebi ve hükümetin maliye politikası belirleyici olacak. Maliyetlerin yüksek kalması ve ekonomik faaliyetlerdeki yavaşlamanın sürmesi, işletmelerin üretim ve yatırım kararları üzerinde baskı oluşturabilir.
Piyasalar ve iş dünyası, 28 Ekim’de açıklanması planlanan bütçede hükümetin nasıl bir yol izleyeceğini bekliyor. Kamu maliyesini güçlendirmeye yönelik adımların şirketlerin maliyetleri ve yatırım kapasitesi üzerindeki olası etkileri de gündemdeki yerini koruyor.
BDO’nun eylül verileri, İngiltere’de şirketlerin maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldığı bir dönemde ekonomik faaliyetlerin de zayıfladığını gösteriyor. Türkiye’deki ihracatçılar açısından ise önümüzdeki süreçte İngiliz pazarındaki talebin nasıl değişeceği ve maliyet artışlarının fiyat görüşmelerine ne ölçüde yansıyacağı önem taşıyacak.