Batı Asya’dan küresel piyasalara ulaşan ham petrol arzında toparlanma yaşanmasına rağmen petrol fiyatlarında savaş öncesi seviyelere dönüş gerçekleşmedi. Varil fiyatı 100 doların üzerinde seyrini korurken, fiyatların savaşın başladığı döneme göre yaklaşık yüzde 40 daha yüksek seviyelerde bulunduğu belirtiliyor.
Ham petrol akışındaki iyileşmeye karşın fiyatların yüksek kalmasında jeopolitik risklerden küresel stoklara, petrol talebinden rafine ürünlerdeki arz sorunlarına kadar birçok faktör etkili oluyor. Bloomberg, fiyatları yukarıda tutan gelişmeleri beş temel başlıkta değerlendiriyor.
1- Savaşın Yeniden Tırmanma Riski
Petrol piyasasında fiyatları destekleyen en önemli unsurlardan biri, ABD ile İran arasındaki savaşın yeniden şiddetlenebileceği yönündeki endişeler.
ABD’nin Basra Körfezi’ne ilave uçak gemileri ve asker göndermesi bölgedeki jeopolitik riskleri canlı tutarken, İran’ın Hürmüz Boğazı çevresindeki bazı gemilere yönelik saldırıları da enerji sevkiyatlarının güvenliğine ilişkin kaygıları artırıyor.
İran ve ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki geçişler üzerinde kontrol sağlamaya yönelik hamleleri, dünya petrol ticaretinin en önemli güzergâhlarından birinde belirsizliğin devam etmesine neden oluyor.
Riskler Hürmüz Boğazı’yla da sınırlı kalmıyor. İran destekli Husilerin Babülmendep üzerinden Suudi gemilerine yönelik abluka ilan etmesi, Kızıldeniz üzerinden kullanılan alternatif enerji güzergâhları üzerindeki baskıyı artırıyor.
2- Petrol Taşımacılığının Maliyeti Yükseldi
Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığının olağan seyrinin bozulması, tankerlerle yapılan sevkiyatların maliyetlerini de yukarı çekti.
Gemiden gemiye transferler, mekik seferleri ve geleneksel rotaların dışında kullanılan güzergâhlar tanker fiyatlarının yükselmesine neden olurken, bu maliyet doğrudan ham petrol fiyatlarına da yansıyor.
Basra Körfezi’nden Çin’e petrol taşıyan tankerlerde günlük navlun ücretlerinin 1,2 milyon doların üzerine çıkması, petrolün nihai maliyetini artıran önemli unsurlardan biri haline geldi.
G7 ve ortaklarının piyasadaki arz baskısını azaltmak amacıyla 100 milyon varile kadar acil petrol ve dizel rezervini kullanıma açma kararı da fiyatların kalıcı şekilde düşmesini sağlayamadı.
3- Küresel Petrol Stokları Son 5 Yılın Dibinde
Petrol fiyatlarını destekleyen bir diğer gelişme ise küresel stoklardaki hızlı gerileme oldu.
Küresel petrol stoklarının yaklaşık 4,3 milyar varile düştüğü hesaplanırken, mart ayından bu yana yaşanan düşüşün 400 milyon varili aştığı belirtiliyor. Böylece toplam stok miktarı son beş yılın en düşük seviyesine geriledi.
Stoklardaki azalma, yeni bir arz kesintisi yaşanması durumunda piyasada kullanılabilecek tamponun da küçülmesi anlamına geliyor. Bu nedenle petrol piyasasının savaş ve sevkiyat kaynaklı yeni şoklara karşı daha hassas hale geldiği değerlendiriliyor.
4- Küresel Petrol Talebi Yeniden Güçlendi
Petrol fiyatlarının yükselmesi başlangıçta küresel tüketimi baskılasa da talepte yeniden toparlanma yaşandı.
Günlük küresel petrol talebinin mayıs ayında savaş döneminde görülen en düşük seviyeye kıyasla 6,5 milyon varil artarak yaklaşık 104,8 milyon varile ulaştığı belirtiliyor.
Talebin varil başına 100 doların üzerindeki fiyatlara rağmen yeniden güçlenmesi, artan ham petrol arzının fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskısını sınırlayan unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
5- Dizel Ve Rafine Ürünlerde Arz Sorunu Sürüyor
Ham petrol arzındaki toparlanma, enerji piyasasının tamamındaki arz sıkıntılarını ortadan kaldırmış değil. Özellikle dizel gibi rafine petrol ürünlerinde yaşanan sorunlar devam ediyor.
Batı Asya ve Rusya’daki rafinerilerden yapılan ihracatın azalması, diğer bölgelerdeki rafinerilerin daha yüksek kapasiteyle çalışmasına yol açıyor.
Rafinerilerin üretimi sürdürebilmek için düzenli ham petrol tedarikine ihtiyaç duyması, ham petrole yönelik talebin yüksek kalmasına neden olurken alıcıların daha yüksek fiyatlarla karşılaşmasına da yol açıyor.
Petrol Yeniden Enflasyon Riskinin Merkezinde
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyretmesi, yalnızca enerji piyasaları açısından değil, küresel enflasyon ve faiz politikaları bakımından da önem taşıyor.
Yüksek petrol ve dizel fiyatları taşımacılık, üretim ve gıda başta olmak üzere çok sayıda sektörde maliyetleri artırırken, küresel enflasyonun yeniden hızlanabileceğine ilişkin endişeleri de güçlendiriyor.
Bu tablo, merkez bankalarının faiz oranlarını daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmasına neden olabilecek başlıca riskler arasında gösteriliyor. Tahvil getirilerinin yükseldiği dönemde petrolün yatırımcılar tarafından enflasyona karşı korunma aracı olarak yeniden tercih edilmesi de fiyatları destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Batı Asya’dan küresel piyasalara petrol akışı savaş öncesindeki seviyelere yaklaşsa da savaşın yeniden tırmanma ihtimali, Hürmüz ve Babülmendep’teki güvenlik sorunları, son beş yılın en düşük seviyesine gerileyen stoklar, toparlanan küresel talep ve dizel arzındaki sıkıntılar petrol fiyatlarının 100 doların altında kalıcı olarak gerilemesini zorlaştırıyor.