Antalya’da düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026), 108 ülkeden bilim insanlarını, araştırmacıları, kamu kurumlarını ve uzay sektöründe faaliyet gösteren şirketleri bir araya getirdi. Kongrede sunulan çalışmaların değerlendirilmesi sonucunda Türkiye, kabul edilen 674 bilimsel bildiriyle ülkeler arasında ilk sırada yer aldı. Türkiye’yi ABD, Çin ve İtalya takip etti.
Kongreye “Space Workforce Readiness Initiatives Roadmap For Newcomers” başlıklı çalışmasıyla katılan Dünya Gazetesi yazarı ve İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, Türkiye’nin uzay çalışmalarındaki konumunu, uzay ekonomisinin geleceğini ve sektörde ortaya çıkabilecek yeni meslek alanlarını değerlendirdi. Dirican, bilimsel üretimin kalıcı uluslararası iş birliklerine, teknolojik yatırımlara ve nitelikli istihdama dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Türkiye Kabul Edilen Bildiri Sayısında İlk Sırada
Kökleri 1950 yılında Paris’te düzenlenen Astronotik Kongresi’ne dayanan Uluslararası Uzay Kongresi, uzay araştırmaları ve teknolojileri alanında uluslararası iş birliğini geliştirmeyi amaçlıyor.
Bu yılki organizasyona 108 ülkeden toplam 8 bin 330 bilimsel bildiri sunuldu. Türkiye’den yapılan 1.810 başvurunun da yer aldığı değerlendirme sürecinin ardından 4 bin 77 bildiri kabul edildi. Türkiye, kabul edilen 674 bildiriyle ülke sıralamasında zirveye yerleşti. ABD 383, Çin 334 ve İtalya 330 bildiriyle Türkiye’yi izledi.
Dirican, Türkiye’nin bilimsel üretimde yakaladığı ivmenin sürdürülebilir sonuçlar doğurması için üniversiteler, kamu kurumları ve özel sektör arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Uzay Ekonomisi Yeni Meslek Alanları Oluşturacak
Uzay sektörünün yalnızca roketler, uydular ve astronot faaliyetleriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Dirican, ekonomik faaliyetlerin gelecekte daha geniş bir alana yayılabileceğini ifade etti.
Yörüngede veya Ay çevresinde sunulabilecek sağlık hizmetleri, uzay ortamında üretim, veri depolama, lojistik ve varlık takası gibi uygulamalar, gelecekte yeni ekonomik faaliyet alanları arasında yer alabilir. Ancak bu alanların gelişebilmesi için teknik altyapının yanı sıra maliyetlerin, sigorta koşullarının, hukuki sorumlulukların ve ticari talebin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Dirican’a göre uzay girişimciliğinde yalnızca teknolojik yenilik geliştirmek yeterli olmayacak. Girişimlerin müşteri ihtiyaçlarına karşılık veren ve ekonomik açıdan sürdürülebilir iş modelleri oluşturması da önem kazanacak.
Bu dönüşümle birlikte mühendislerin yanı sıra finans uzmanları, hukukçular, sağlık çalışanları, veri bilimciler ve iletişim profesyonelleri için de yeni çalışma alanlarının ortaya çıkabileceği öngörülüyor.
Uzay Şirketlerinin Değeri Nasıl Ölçülecek?
Uzay ekonomisinin büyüklüğünü değerlendirirken yalnızca fırlatılan roketlerin, uyduların veya yapılan yatırımların sayısına odaklanılmaması gerektiğini belirten Dirican, sektörün ekonomik etkilerinin daha kapsamlı ölçülmesini önerdi.
Üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel şirketler, yatırımcılar ve kamu kurumları arasında kurulacak iş birliği ağlarının bilgi paylaşımını hızlandırabileceğini ifade eden Dirican, uzay muhasebesinin de bu süreçte önem kazanacağını kaydetti. Yatırımların, kamu desteklerinin, gelirlerin ve ekonomik risklerin ortak ölçütlerle izlenmesi gerektiğini vurguladı.
Uzay faaliyetlerinin finansal sistemde yeni soruları beraberinde getireceğini belirten Dirican, şirket değerlemelerinden vadeli işlem sözleşmelerine kadar pek çok konunun yeniden ele alınabileceğini söyledi.
Gelecekte uzay istasyonlarında veya kurulabilecek kalıcı yerleşimlerde faaliyet gösteren şirketlerin ortaklık yapılarının bilançolara nasıl yansıtılacağı, uzay kaynaklarının değerinin nasıl hesaplanacağı ve finansal işlemlerin hangi ölçütlerle fiyatlandırılacağı gibi konuların önem kazanabileceğine işaret etti. Dirican, mevcut finans ve muhasebe yaklaşımlarının bu gelişmelere uyarlanması gerektiğini ifade etti.
Geleceğin Uzay Çalışanları İçin Yol Haritası
Dirican, kongrede “Space Workforce Readiness Initiatives Roadmap For Newcomers” başlıklı ortak bildirisini etkileşimli formatta sundu. Çalışmanın, uzay sektörüne yeni katılacak kişilerin mesleki hazırlığına odaklandığını belirten Dirican, sektörün büyümesiyle birlikte ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarının da çeşitleneceğini söyledi.
Uzay ekonomisinde yalnızca astronot, mühendis ve teknisyen yetiştirmenin yeterli olmayacağını vurgulayan Dirican, hukuk, finans, veri analizi, iletişim, etik ve politika gibi farklı disiplinlerin de sektörde önemli roller üstleneceğini kaydetti.
Çalışmada, uzay sektöründe görev alacak kişilerin teknik bilgilerin yanı sıra farklı alanlarda yetkinlik kazanmasının önemi ele alındı. Disiplinler arası eğitim ve mesleki hazırlığın, sektörün gelecekteki insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasında belirleyici olması bekleniyor.
Uzayda Etik Ve Uluslararası Kurallar Gündemde
Kongrede uzay faaliyetlerinin etik boyutu ve gelecekte ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar da tartışıldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden sunulan bir bildiride, Babil, Newton ve Einstein etiğinin uzay koşullarına uyarlanması konusu ele alındı.
Dirican, uzayda kalıcı yerleşimlerin kurulması halinde Dünya’daki toplumsal ve hukuki düzenin aynı şekilde uygulanıp uygulanamayacağının önemli bir tartışma konusu olacağını belirtti.
Uzay çöplerinin temizlenmesi, yörüngelerdeki rekabet, askerî faaliyetler ve kaynakların paylaşımı gibi başlıkların uluslararası düzenlemelere ihtiyaç duyduğunu ifade eden Dirican, uzayın ekonomik faaliyetlerin yanı sıra güvenlik ve güç ilişkilerinin de bir parçası haline geldiğini söyledi.
Yörüngelere erişim ve kritik altyapılar üzerindeki kontrolün gelecekte daha fazla önem kazanabileceğini belirten Dirican, bu alanlarda uluslararası iş birliğinin ve ortak kuralların geliştirilmesi gerektiğine işaret etti.
Türk Üniversitelerinin Uzay Araştırmaları Dikkat Çekti
Kongrede Türkiye’nin kamu kurumları, şirketleri ve üniversiteleri de uzay alanındaki çalışmalarını tanıttı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), sergi alanında açtıkları stantlarla projelerini uluslararası katılımcılara sundu.
ODTÜ’nün Uranüs’ün uydularındaki olası yaşam koşullarını araştırmaya yönelik hidrotermal bacalar ve okyanuslarla ilgili çalışmaları da kongrede ele alınan araştırmalar arasında yer aldı.
NASA’nın Artemis programı ve farklı ülkelerin uzay ajanslarının yürüttüğü çalışmalar da organizasyonun gündeminde bulundu. Anaokulundan lise düzeyine kadar farklı yaş gruplarından öğrencilerin kongreye katılması, uzay araştırmalarına yönelik ilginin genç kuşaklara aktarılması açısından öne çıktı.
Asteroit Simülasyonunda Uluslararası Uzlaşma Sınandı
Kongrenin dikkat çeken etkinliklerinden biri, MIT profesörü Alisa J. Haddaji yönetiminde gerçekleştirilen “Planetary Defence UN Exercise Model” adlı Birleşmiş Milletler simülasyonu oldu. Dünya’ya yaklaşan bir asteroide karşı uluslararası karar alma süreçlerinin canlandırıldığı etkinliğe yaklaşık 100 kişi ve 20’den fazla ülkeden katılımcı dahil oldu.
Dirican ve çalışmasının eş yazarı Dr. Öğr. Üyesi Cemile Erden, simülasyonda gelişmeleri kamuoyuna aktaran gazetecileri canlandırdı.
Etkinliğin ilk aşamasında ülkelerin temsilcileri olası müdahaleler konusunda temkinli davranırken, sonraki aşamada farklı gruplar oluşturuldu. Asteroitin yönünü değiştirmek amacıyla kinetik çarpma araçları ve nükleer müdahale seçenekleri tartışıldı.
Ülkeler arasında uzlaşmanın zaman alması nedeniyle simülasyon senaryosunda asteroit Dünya’ya yaklaşmayı sürdürdü. Son aşamada ortak karar alınmasıyla gezegenin kurtarıldığı bir sonuç ortaya çıktı.
Dirican, simülasyonun küresel tehditler karşısında uluslararası iş birliği sağlamanın ne kadar karmaşık olabileceğini gösterdiğini belirtti.
Türkiye İçin Kalıcı Uluslararası İş Birliği Çağrısı
Türkiye’nin uzay ekonomisindeki konumunu güçlendirebilmesi için bilimsel çalışmaların somut projelere dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Dirican, üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve uluslararası kuruluşlar arasındaki iş birliklerinin artırılmasının önemine dikkat çekti.
Uzay sektörünün ihtiyaç duyduğu insan kaynağının disiplinler arası bir yaklaşımla yetiştirilmesi gerektiğini ifade eden Dirican, finans, ekonomi, hukuk, etik, veri yönetimi ve proje yönetimi gibi alanların da eğitim süreçlerine dahil edilmesini önerdi.
Letonya gibi görece küçük ülkelerin bölgesel uzay kümelenmeleri aracılığıyla uluslararası görünürlük kazanmaya çalıştığını hatırlatan Dirican, sektörde yalnızca ekonomik büyüklüğün değil, uzmanlaşmanın ve iş birliğinin de belirleyici olduğunu söyledi.
Antalya’da düzenlenen kongrenin Türkiye’ye uluslararası temaslar kurma ve bilimsel çalışmalarını tanıtma fırsatı sunduğunu belirten Dirican, bundan sonraki süreçte elde edilen bilimsel birikimin kalıcı ortaklıklara, teknolojik yatırımlara ve yeni istihdam olanaklarına dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.