İzmir kent merkezinde uzun süredir hukuki ve siyasi tartışmalara konu olan, kamuoyunda “Basmane Çukuru” olarak anılan arazinin satışa çıkarılması kentte tepkiyle karşılandı. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve Kültürpark Platformu, ortak bir manifesto yayımlayarak arazinin ticari yapılaşmaya açılmasına karşı çıktı. Açıklamada, bu yaklaşım “kent suçu” olarak nitelendirilirken, “Basmane arazisi şirketlerin değil İzmir halkınındır!” mesajı verildi.
Şeffaflık Ve Halkın Katılımı İstendi
Ortak açıklamada, Basmane arazisinin sıradan bir ticari yatırım alanı olmadığı vurgulandı. Kamuya ait arazilerin sermaye ve rant odaklı yaklaşımlara teslim edilemeyeceği belirtilerek, karar alma süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülmemesi gerektiği ifade edildi.
Manifestoda, kamu adına yetki kullananların süreçleri toplumun önünde ve şeffaf biçimde yürütme sorumluluğu bulunduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, İzmir halkının bilgilendirildiği ve karar süreçlerine katılabildiği bir yönetim anlayışı talep edildi.
Trafik Ve Altyapı Yükü Uyarısı
Bölgede gündeme gelen projelerin kent merkezine getirebileceği çevresel ve kentsel etkiler de açıklamanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Yüksek yoğunluklu yapılaşmanın trafik ve altyapı üzerinde oluşturacağı yükün göz ardı edilemeyeceği belirtilerek, belediyeye sağlanacak bir ödeme gerekçesiyle böyle bir projenin meşrulaştırılamayacağı savunuldu.
Manifestoda, belediye başkanlarının görev sürelerinin sınırlı olduğu ancak kentte yapılan yanlışların uzun yıllar boyunca kalıcı sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. İzmir’in kamusal değerlerinin korunması gerektiği vurgulandı.
Sendikalar Ve Yurttaşlara Ortak Çağrı
Açıklamanın sonunda Basmane arazisinin yalnızca belirli şirketlerin ya da kurumların değil, İzmir halkının ortak değeri olduğu mesajı yinelendi. “Basmane de İzmir de kimsesiz değildir!” ifadesine yer verilen manifestoda; sendikalar, kent konseyleri, akademisyenler ve yurttaşlar kent hakkını birlikte savunmaya davet edildi.