İBB’den COP31 Öncesi Yerel İklim Eylemi Çağrısı 

İBB’den COP31 Öncesi Yerel İklim Eylemi Çağrısı  - RayHaber
İBB’den COP31 Öncesi Yerel İklim Eylemi Çağrısı  - RayHaber

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ev sahipliğinde düzenlenen “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı”nda, iklim kriziyle mücadelede yerel yönetimlerin rolü ve şehirlerin geleceğine yönelik politikalar ele alındı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, belediyelerin yalnızca alınan kararları uygulayan kurumlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek iklim hedefleri, yasal düzenlemeler ve finansman mekanizmaları oluşturulurken yerel yönetimlerin de karar süreçlerine katılması gerektiğini vurguladı.

COP31 Öncesinde İstanbul’da İklim Çalıştayı

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 öncesinde, yerel iklim politikalarını güçlendirmek amacıyla İstanbul’da kapsamlı bir çalıştay düzenlendi. İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı öncülüğünde, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Florya Kampüsü’nde gerçekleştirilen organizasyonda uzmanlar, yerel yöneticiler ve farklı paydaşlar bir araya geldi.

“COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı”nın açılışında İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ve İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler konuşma yaptı. Çalışma masalarında şehirlerin iklim gündemi, mevcut sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirilirken İstanbul’un COP31 sürecindeki stratejik yol haritasının oluşturulması hedeflendi.

Nuri Aslan: İklim Krizi Artık Hayatımızın Tam Ortasında

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Nuri Aslan, iklim krizinin geleceğe ilişkin uzak bir tehdit olmaktan çıktığını, günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir sorun hâline geldiğini söyledi. Kuraklık, aşırı sıcaklar ve şiddetli yağışların şehirlerin karşı karşıya kaldığı riskleri artırdığına dikkat çeken Aslan, 14 Ekim’de İstanbul’da yaşanan yoğun yağışları örnek gösterdi.

Söz konusu tarihte Beykoz’da metrekareye yaklaşık 270 kilogram yağış düştüğünü aktaran Aslan, Sarıyer, Eyüpsultan ve diğer ilçelerde de günlük yaşamın olumsuz etkilendiğini belirtti. Cadde ve sokaklarda su baskınlarının yaşandığını hatırlatan Aslan, AKOM ve sahadaki ekiplerin valilik, ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde çalıştığını ifade etti.

Afetlerle mücadelede müdahale kadar önceden hazırlıklı olmanın da önemli olduğunu vurgulayan Aslan, iklim krizinin aynı zamanda bir adalet meselesi olduğunu dile getirdi. Aşırı yağışlar, seller, sıcak hava dalgaları ve kuraklığın toplumun tüm kesimlerini eşit ölçüde etkilemediğini belirten Aslan, özellikle dar gelirli ailelerin, yaşlıların ve çocukların daha fazla risk altında olduğunu söyledi.

“Şehirleri Planlarken Doğayı Yanımıza Almalıyız”

Doğal alanların korunmasının şehirlerin iklim direncini artırmak açısından temel önemde olduğunu belirten Aslan, dere yataklarının daraltılması, su havzalarının zarar görmesi ve yeşil alanların yapılaşma baskısıyla karşılaşmasının kentleri daha kırılgan hâle getirdiğini kaydetti.

İBB’nin altyapıyı güçlendirmek ve taşkın risklerini azaltmak için İSKİ aracılığıyla çalışmalar yürüttüğünü aktaran Aslan, Yaşam Vadileri, parklar ve yeşil alanlarla kentin nefes alabileceği yeni bölgeler oluşturduklarını ifade etti. Afetlerin siyasi görüş, parti veya kimlik ayrımı yapmadığını söyleyen Aslan, mücadelede valilik, belediyeler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Belediyeler COP31’de Karar Ortağı Olmalı

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasını önemli bir fırsat olarak değerlendiren Aslan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyon kapsamında üç ayrı panelde yer alacağını açıkladı. Bu oturumlarda belediyenin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında geliştirdiği projelerin ve sahada edindiği deneyimlerin uluslararası katılımcılarla paylaşılacağını belirtti.

İklim müzakerelerinde kararların ulusal hükümetler tarafından alındığını ancak uygulamaların önemli bölümünün şehirlerde gerçekleştirildiğini hatırlatan Aslan, yerel yönetimlerin karar masalarında da temsil edilmesi gerektiğini söyledi.

Aslan, Türkiye’nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken ve finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerin deneyimlerinden yararlanılması çağrısında bulundu. İstanbul’un bu konuda iş birliğine hazır olduğunu belirten Aslan, Anadolu’daki belediyelerle ve dünyanın farklı şehirleriyle ortak çalışmalar geliştirmek istediklerini ifade etti.

İstanbul’un Uluslararası İklim Ağlarındaki Rolü

İstanbul’un uluslararası iş birliklerine de değinen Aslan, kentin C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesi olduğunu hatırlattı. İstanbul’un ICLEI Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı içerisinde de aktif çalışmalar yürüttüğünü belirten Aslan, 2021 yılında İstanbul’da kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı kapsamında 78 üyeyle iklim değişikliği konusunda ortak projeler geliştirildiğini kaydetti.

Uluslararası platformlarda kazanılan bilgi ve deneyimin Türkiye’deki diğer şehirlerle paylaşılmasının önemli bir sorumluluk olduğunu dile getiren Aslan, çocuklara temiz hava, sağlıklı su, korunan ormanlar ve güvenli mahalleler bırakılması gerektiğini söyledi.

Volkan Demir: İklim Mücadelesinde Finansman Öne Çıkıyor

İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ise konuşmasında iklim krizine karşı yürütülen çalışmaların finansman boyutuna dikkat çekti. Şehirlerin iklim finansmanına erişiminde mali özerklik eksikliği, yüksek finansman maliyetleri, öngörülemeyen süreçler ve proje hazırlama kapasitesi gibi sorunların bulunduğunu belirtti.

Uluslararası finansman kuruluşlarının artık yalnızca mevcut projelere kaynak sağlamadığını, kendi önceliklerine uygun projelerin geliştirilmesini beklediğini ifade eden Demir, belediyelerin fon koşullarına uygun projeler hazırlaması gerektiğini söyledi.

Demir, iklim politikalarının hedef ve taahhütlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, uygulamaya geçişte finansmanın belirleyici rol oynadığını vurguladı. İstanbul’un geleceğinde büyük plazalardan ziyade yaşam alanlarının, yeşil bölgelerin ve vatandaşların nefes alabileceği çevrelerin önem taşıdığını dile getirdi.

Türkiye’de iklim krizinin etkilerinin görmezden gelinemeyeceğini kaydeden Demir, Asya’da veya yakın bölgelerde yaşanabilecek iklim kaynaklı göçlerin ülkenin sosyoekonomik yapısını etkileyebileceği uyarısında bulundu. Emisyon ticaret sistemi ve karbon vergisinin de daha fazla tartışılması gerektiğini ifade etti.

Ayşen Erdinçler: İstanbul İçin 2050 İklim Nötr Hedefi

İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler, İstanbul’un iklim politikaları kapsamında yürütülen çalışmaları ve hedefleri anlattı. Ekrem İmamoğlu’nun 2019 yılında imzaladığı taahhüt doğrultusunda İstanbul’un 2050 yılına kadar iklim nötr ve dirençli bir şehir hâline getirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Bu kapsamda 2021 yılında İklim Değişikliği Eylem Planı’nın, 2023’te ise Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı’nın hazırlandığını aktaran Erdinçler, İstanbul’un uluslararası raporlama platformu CDP’nin “Şehirler A Listesi”nde üç yıldır üst üste yer aldığını söyledi. İstanbul’un bu başarıyla dünyadaki en başarılı yüzde 15’lik dilime girdiğini belirten Erdinçler, Avrupa Birliği’nin “İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu” kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildiğini ve İklim Şehir Sözleşmesi’nin tescillendiğini kaydetti.

Atık Geri Kazanımında Oran Yüzde 26’ya Çıktı

İstanbul’da atık yönetimi alanında gerçekleştirilen çalışmalara da değinen Erdinçler, geri kazanıma gönderilen atık oranının 2019 yılında yüzde 5 seviyesindeyken yüzde 26’ya yükseldiğini açıkladı. Vahşi ve düzenli depolamaya gönderilen atık miktarının ise yüzde 95-96 seviyelerinden yüzde 74’e gerilediğini belirten Erdinçler, 2050 yılında doğrudan depolamayı tamamen sona erdirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Biyometanizasyon ve atık yakma tesisleri sayesinde çöpten yılda 1,4 milyon megavatsaat elektrik üretildiğini aktaran Erdinçler, bu miktarın 2,5 milyon kişinin yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabildiğini ve 4,5 milyon ton karbondioksit eşleniği sera gazı salımını önlediğini ifade etti.

İSKİ’nin çalışmalarıyla kayıp-kaçak su oranının yüzde 20,5’ten yüzde 18,48’e düşürüldüğünü belirten Erdinçler, ulaşımda raylı sistemlerin, elektrikli filoların ve deniz taksilerinin yaygınlaştırıldığını, yeşil alanların da artırıldığını kaydetti.

Erdinçler ayrıca şehirlerin iklim krizinin hem nedeni hem de mağduru olduğunu, aynı zamanda çözümün önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi. Ulusal hükümetlerin karar aldığı, yerel yönetimlerin ise bu kararları sahada uyguladığına dikkat çekerek belediyelerin COP gibi uluslararası organizasyonlarda karar alma süreçlerine doğrudan katılması gerektiğini vurguladı.

Çalıştay Ortak İklim Gündemi Oturumuyla Sürdü

Açılış konuşmalarının ardından organizasyon, “Çok Seviyeli Yönetişim: COP31 Antalya’ya Giderken Şehirlerin Ortak Ajandası” oturumuyla devam etti. Çalıştay kapsamında yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolü, şehirlerin karşılaştığı sorunlar ve COP31 sürecine yönelik ortak çözüm önerileri ele alındı.

Demiryolu Manşetleri

PKP Cargotabor’un Yeniden Yapılandırma Süreci Tamamlandı - RayHaber
48 Polonya

PKP Cargotabor’un Yeniden Yapılandırma Süreci Tamamlandı

Polonya merkezli demiryolu araçları bakım ve onarım şirketi PKP Cargotabor’un yeniden yapılandırma süreci, alacaklılarla 243 milyon PLN tutarındaki borçlar için hazırlanan anlaşmanın mahkeme tarafından onaylanmasının kesinleşmesiyle 24 Ekim’de sona erdi. 🚆