İsrail’in Hizbullah lideri Hasan Nasrallah‘ı Lübnan’da gerçekleştirdiği saldırıyla öldürmesinin ardından, Lübnan hükümetinden dikkat çekici bir açıklama geldi. Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib, ABD basınına verdiği röportajda, Nasrallah’ın öldürülmeden birkaç gün önce 21 günlük ateşkes teklifini kabul ettiğini belirtti.
Buhabib, bu süreçte Lübnan’ın Hizbullah yönetimi ile doğrudan temas kurduğunu ifade ederek, ateşkes teklifine dair şöyle konuştu: “O (Nasrallah) kabul etti, o kabul etti”. Ayrıca, “Tamamen anlaşmıştık. Lübnan, Hizbullah’a danışarak ateşkesi kabul etti. Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri Hizbullah’a danıştı ve biz de durumu Amerikalılara ve Fransızlara bildirdik” dedi. Buhabib, “Onlar da bize İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun her iki başkan (Joe Biden ve Emmanuel Macron) öncülüğünde yayınlanan bildiriye katıldığını söylediler” şeklinde ekledi.
Ancak, Nasrallah’ın öldürülmesinin hemen ardından sürecin kesintiye uğradığını ifade eden Buhabib, “Bize Netanyahu’nun bu konuda mutabık olduğunu söylediler ve biz de Hizbullah’ın onayını aldık. Ancak o zamandan bu yana neler olduğunu biliyorsunuz” diyerek endişelerini dile getirdi.
21 Günlük Ateşkes Çağrısı
Geçtiğimiz ay, ABD ve Fransa’nın öncülüğünde bir araya gelen 8 ülke ve Avrupa Birliği, ortak bir bildiri yayınlayarak İsrail ile Hizbullah arasında 21 günlük “geçici ateşkes” çağrısında bulunmuştu. Bildiride, “Lübnan ile İsrail arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana yaşananlar tolere edilemez ve kabul edilemez daha geniş bir bölgesel gerilim riski teşkil ediyor” uyarısında bulunuldu. Ayrıca, diplomatik çabaların çatışmanın tırmandığı bir ortamda başarılı olamayacağı vurgulanarak, “Bu nedenle diplomasiye alan sağlamak amacıyla Lübnan-İsrail sınırında derhal 21 günlük bir ateşkes çağrısında bulunuyoruz” ifadesi kullanıldı.
Nasrallah’ın Ölümü
Ateşkes çağrılarına yanıt vermeyen İsrail, 27 Eylül Cuma akşamı Lübnan’ın Dahiye bölgesinde bulunan Hizbullah’ın ana karargahına yönelik bir saldırı düzenlemişti. Bu saldırıda, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Bu olay, bölgedeki gerginliği daha da artırarak uluslararası alanda büyük bir yankı buldu.